Yngve'yi Seven Adam


mannen_som_elsket_yngve_xYıl 1989. Ergenliğin orta yeri. Karışık kasetler, çift kaset çalarlar, walkman’ler, krape saçlar, pantolonun içine sokulan bol gömlekler, şeker rengi kaz tüyü anoraklar ve düşmesine daha çok yıllar olan omuzlarımızı daha da yükselten vatkalar var. Çocukluğumuzda seyrettiğimiz televizyonlar gibi hayat da siyah-beyaz. Bir tarafta Sting, Phil Collins ve Dire Straits diğer tarafta The Cure, Jesus and Mary Chain ve Stone Roses var. Ergenliğin sonlarına doğru ilerlediğimiz bu zamanlar, hem kendimizi her şeyi yapabilmek için yeterince büyümüş bulduğumuz, hem de olan bitenin sorumluluğunu almamıza gerek olmayacak kadar küçük bulunduğumuz yıllar. Yaşandığı yıllarda epey acılı gelen bu çelişki şimdi dönüp baktığımda -yetişkinliğin vahşi topraklarında epeydir yol aldığımdan olsa gerek- bana pek de cazip geliyor.

Tore Renberg’in “I love Them All” adlı romanından adapte edilen “Yngve’yi Seven Adam” işte tam da bu dönemde kendi kimliğini bulma yolunda olan 17 yaşındaki Jarle’nin hikayesi. Filmin adının “The Boy Who Loved Yngve” değil de “The Man Who Loved Yngve” olması boşuna değil gibi. Jarle, kendiyle yüzleştiği her an yetişkinliğine bir adım daha yaklaşıyor.
Şahane bir yönetmenlik ve oyunculuk sayesinde bağımsız sinemanın pek sevdiği -ve korkarım eskitmek üzere olduğu- “coming-of-age” durumu çok keyifli ve etkileyici bir filme dönüşmüş. Komedi ve dram arasında gidip gelen filmin temposunu Norveç’in yükselen yıldızı Rolf Kristian Larsen’ın mükemmel oyunculuğu belirliyor.

Filmin müzikleri ise tek kelimeyle harika. The Cure ile açılıp, Stone Roses, Jesus and Mary Chain (filmden çıkınca Psychocandy albümlerini üç kere üst üste dinledim), Buzzcocks, REM ile devam ediyor. Final -itiraf ediyorum ki bir adet gözyaşı ama aynı anda engel olamadığım bir gülümsemeyle- Joy Division’ın “Love Will Tear Us Apart” ile taçlanıyor. E,daha ne olsun?

can you buy viagra over the counter viagra cialis from canada canada drug pharmacy buy viagra online without prescription cialis las vegas