Yaz Kızım, Tedavisi Yemeklerden Sonra Festivale Kadar Günde 3×3 Yemek Kaşığı Passiflora ve 3×1 Muscoril Tablettir


http://www.northernsun.com/images/imagethumb/%20Proud%20To%20Be%20A%20Carbon%20Based%20Life%20Form%20Button%20%280847%29.jpg

Biz karbon temelli su torbacıkları hasbelkader üstünde bulunduğumuz iri kıyım kaya parçasının nispeten kuru yerlerinde yetişiyor, kimi yerlerinde öbekler oluşturmayı seviyor ve o yere verdiğimiz önemin altını çiziktirmek istercesine Yeruşalayim, Konstantiniyye gibi seçkin akustikler atfediyor, bir yandan da içine sıçmaktan geri kalmıyorduk. Sanki bu gibi teamüllerimiz ellerindeki kağıtta yazılı olan içimizdeki bazı cin fikirlilerimiz bir adım ileri gidiyor, bu öbeklerin etrafını bir şekilde çevreleyip çoğu durumda çitleri görünmez ağıllar oluşturuyordu. Hatta zamanın yıkıcılığı karşısında aciz bir çaba olduğunu, uzun vadede dünyanın Süleyman’a bile kalmadığını bilsek de (Davud oğlu, rivayete göre hayvanlarla konuşabilen, 900 yıl yaşayıp bir o kadar da hüküm sürmüş çok kallavi bir başka su torbacığıdır) daha ileri giderek birbirimize kilometrelerce bariyerler kuruyorduk. Sonra içimizden, bu değişik yerlerdeki öbeklerden, bazılarımız çıkıyor bu kurduğumuz bariyerleri aşmaya, etkisiz kılmaya, sesini diğer öbeklere ulaştırmaya çalışıyor, oradan benzer bir ses duymaya, bir aksiseda almaya çalışıyorduk ki hâlâ insan olduğumuzu hatırlayabilelim. Unutkanlık yaşantımızı daha çekilir kılan bir refleksimiz olmalıydı, öte yandan da hayatı birbirimize böyle zehrediyorduk.

Yorulmuşum belli. Sadece fiziksel değil, zihinsel bir yorgunluk bu. Galiba o yüzden otobizlerde taksilerde böyle şeyler sayıklıyorum aslında katalog  malzemelerini, yetkili mercilerimize verilecek dilekçeleri, bilmem nereden şu tarihte gelecek, bilmem nereye bu tarihte gidecek film kopyalarını düşünmem lazımken. İşin içine stres girince boynum belim bu muayyen zamanlarda hep tutulur durur zaten. Öyle 6 saat şarja bırakılan cep telefonu misali uyuyup uyanınca da üstünden atamıyor insan. Çünkü yorgunluk denen meret kümülatif. Peki ne mi olacak? Bakınız yazı başlığı.

Neyse, tonla iş var ama önce kafamı boşaltayım, fena şiştim. Yani devekuşunun yıllık tek yumurta yapma mevsimi geldi. Bu sene malum tamamen “duygusal” sebeplerden 7 hafta rötarlı başladık: Meteliğe kurşun atıyorduk. Aslında atabilmek için o kurşuna da birkaç kuruş saymamız gerekiyordu. Bizi sevecek bir destekçi lazımdı . Şimdilik çözüldü gibi duruyor, bakalım. (Ama bu demek değil ki bizi sevecek başka destekçilere kapımız kapalı!) Geç başlamak yetmezmiş gibi bir de ofisi taşımak gerekti. Durun film programlamak da nereden çıktı, bu dar zamanda önce printer ve dolap doğru yerini bulsun! Neyse ki dezavantajlara karşılık ekibin hareket kabiliyetini yükselten taze kanlar eklendi. Bankalar caddesinin uğultu ve keşmekeşini hızla aşarakSuma Han’a dalınca bir nefes alıyor, kapısı küçük içi bizim için oldukça geniş ofisimizde bir sürü toplantı yapıyoruz. Ama hâlâ takvimin gerisindeyiz. Daha katalog matbaaya gidecek, web hazırlanacak, önce filmler sonra konuklar gelecek vesaire vesaire. Dedim de ben daha çok oyalanmayayım. Gidip çalışayım biraz. Süper bir film izledim bu hafta sonu, Godard‘ın o meşhur lafıyla yola çıkan bir kolaj filmdi. Bakalım izlemek sizlere de kısmet olacak mı?

Bu arada Kasım başı gazetede bir haber okumuştum, festival yoğunluğundan uzun zamandır basını takip edemiyorum ve nasıl sonuçlandı bilemiyorum ama o zaman aklıma gelen bir şeyi yapmak ve bu haberin konusunu hatırlatmak istiyorum. Bizleri UFO görmüşçesine şaşırtan, ürküten ve harekete geçmeye sevk eden bu ilki böyle vesilelerle aşmak dileğiyle EMİR VE GÖRÜŞLERİNİZE ARZ EDERİM EFENDİM!

Hürriyêt’tèn bir habèr: İçişlêri Bakanlığı, Ankara Valiliğiné talimat vérérêk, vatandaşın çocuğuna koyduğu, ê harfinin dê bulunduğu Kürtçè isimli nüfus cüzdanını vêrên görévli için incêlèmé başlattı. Yetkililer, daha öncê, “a”, “ı” ve “u” üzerinde şapka işareti kullanıldığını, ancak “e”nin üzêrindè ilk kêz şapka kullanıldığını bèlirtti.

+ There are no comments

Add yours