Türkiye’de düşünce ve basın özgürlüğü; hayali cihan değer


İçişleri Bakanı Beşir Atalay Türkiye basınının Amerikan basınından daha özgür olduğunu söylemiş. Hangi veriye dayanarak söyledi bilmiyoruz, ama bizim bulabildiğimiz hiçbir veri bunu doğrulamıyor. Sınır Tanımayan Uluslararası Gazeteciler Örgütü (RSF)’nün 2010 raporuna göre ABD basın özgürlüğü sıralamasında dünya ülkeleri arasında 20inci, Türkiye 139uncu sırada. Arada tam 119 ülke var. Sayın bakanın listeye ters bakmış olmasından korkuyoruz.

Bağımsız İletişim Ağı (BİA)’nın Medya Gözlem Raporu’na göre 2010 yılı itibariyle Türkiye’de 69’u gazeteci toplam 216 gazeteci, yazar, yayıncı, karikatürist, siyasetçi ve yurttaş, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek davalardan yargılanıyor.

Geçen yılın ilk üç ayında 60’ı gazeteci toplam 110 kişi yargılanırken, bir yılda bu sayı iki katına çıkmış. Mahkemelerin gazeteci ve yazarlara verdiği cezalara karşın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye verdiği cezalar da aynı oranda katlanıyor. 2009’da Türkiye 58,122 TL ceza öderken 2010’un başlarında 133,000 TL ceza ödemiş.

youtube hükümetin uzun uğraşlarına rağmen sonunda açıldı ama iki yıldan uzun süren bu yasak  Türkiye’nin adını altın harflerle Çin, Kuzey Kore, Burkina Faso gibi ülkelerin yanına ekledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, fikirlerini beğenmediği için 22 yaşındaki blog yazarı Barış Ünver’e dava açtı. Karikatürlerinden dolayı Penguen’e açılan davalar düşe kalka devam ediyor.  Yargı, gazetecileri ‘basarak’ evlerinden topluyor, ‘Neden haber yaptın?’ diye sorguluyor. Artık ‘Ben sana büyük ekonomi olamazsın demedim, demokrat olamazsın’ dedim diye geyik çeviresimiz bile yok.

Ancak daha da vahimi hala yargılanan gazeteci ve yazarların, ve 1909 – 2009 arasında öldürülen altmışbir gazetecinin adları bize Türkiye’de sansürün ve düşünce üzerindeki tahakkümün bir parti ya da ideolojinin takıntısı değil bu ülkenin ‘genel kültür’ü olduğunu gösteriyor.  Biz, düşüncelerinden ve yazılarından dolayı gazetecilerini öldürmeyen, yargılamayan, hapse atmayan bir Türkiye’de yaşamayı istiyoruz. Onlarca yıldır devam eden bu ‘sus’ kültürünün sona ermesini ve ifadenin bir lüks değil insan hakkı olduğu bir ülkede yaşamayı talep ediyoruz.

+ There are no comments

Add yours