Tuhaf değil mi?


naipaulNedim Gürsel televizyonda soruyordu: ‘Okudunuz mu?’  Meğer Hilmi Yavuz hiç Naipaul okumamış! Benzetmek gibi olmasın ama Orhan Pamuk’tan en fazla nefret edenlerin, Hrant Dink’e tetik çekenlerin de onların kitaplarını, yazılarını hiç okumamış olması tuhaf değil mi?

Can Dündar’ın Atatürk’lü filmi için anti propoganda yapan Bekir Coşkun da ancak kendisine sorulunca itiraf etmişti filmi izlemediğini ama arkadaşlarından dinlediğini.

Ha bu arada ‘Ay hay allah ne ünlü adammış, ben hiç duymadıydım ay’ diye üzülmeyin.  Yabancı dil bilmediğiniz takdirde zaten okuyamazsınız çünkü Naipaul’un kitapları Türkçe’ye çevrilmedi. Yani zaten yasaklı bir yazardı. Durum biraz şahtı artık tam şahbaz oldu.

Neyse ilk meseleye dönmek istiyorum günlerdir Naipaul hakkında ‘ne işi var bu adamın’ ‘gelmesin şerefsiz’ kampanyası yürüten yazarların Naipaul’un herhangi bir kitabını okuyup okumadıklarını çok merak ediyorum.

5 Comments

Add yours
  1. neşe

    yalnız bu argümanda şöyle bir problem var: naipaul’un söylemlerinden haberdar olan birisi kitaplarını neden okumak istesin? ayrıca şu da bir gerçek: gelmesin diyenler “kötü yazar, berbat bir romancı, ne işi var” demiyorlar ki? söylemi pek çok açıdan -sadece islamla ilgili fikirleri değil, özünde oryantalist ve kolonyalist olması açısından- bu kadar rahatsız edici bir adam neden “onur” konuğu olarak davet edilir, sorgulanan şey bu.. bu sorgulamadan rahatsız olanlar, acaba kendi dünya görüşlerini derinden zorlayan bir başka yazar davet edilse, aynı şekilde sorgulamadan, durumu olduğu gibi kabul edecekler miydi, ben de aslında bunu merak ediyorum: mesela kadın düşmanı, mesela faşist, mesela aşırı dindar.. sonuç olarak söylemleri tartışmalı insanlar tartışılırlar, bunun için illa ki yapıtlarına vakıf olmak gerekmemektedir diye düşünüyorum.. ha ama şu da var tabi: hilmi yavuz gibi bir adamın -yani kariyerini edebiyat, felsefe vs üstne kurmuş birinin- okumuş olması gerekir miydi: evet kesinlikle..

  2. mert

    naipaul’un bir sürü kitabı türkçe’ye çevrilmiştir. yani insan blog yazarken böyle atıp tutsun; ilginç bir özgüven tabii.

  3. Zeynep Erdim

    Tam kendimi tekzip yazısı yazacakken bu yazı geldi, benim inandırıcılığım da komik derecede kaput oladu ama tesadüfen bir saat önce sohbet ettiğim bir edebiyat dergisi editörü aynı şeyi söyledi. Ben buraya yazamadan mert beni düzletmiş.

    Durum şuymuş; Naipaul’un eserleri Orhan Pamuk’un tavsiyesi ile iletişim yayınlarından çıkmaya başlamış. (buraya kadar gerçekten özür) Türkiyeli okuyucular için sevindirici bir durum. Hilmi Yavuz, ki kendisi Orhan Pamuk’dan da nefret eder ve keşke nefret etmese ama eleştirse, bu nedenle İletişim Yayınları’nı eleştiren birçok yazı yazmış. Bu arada Yavuz’un hiç Naipaul okumadığı iddiası hala geçerli. (kaynak için bkz: http://sefinsalatasi.blogspot.com/2010/11/naipaul-onurlu-linccilere-kars.html)

    Neşe, birçok konuda seninle hemfikirim. Kendimi çok kısa ifade etmeye çalışayım:
    Naipaul dünya edebiyatında çok tartışmalı ve genelde sevilmeyen bir adam. Sadece oryantalist düşünceleri değil, özel hayatı bile eleştiri konusu. Ancak Türkiye’de Naipaul’a ‘gelme’ diyenlerle ilgili benim iki derdim var.

    1) Kullanılan dil. Adam için ‘nefret kampanyası’ yürütüldü. Nefret söylemi / kampanyası ile eleştirmek arasında çok büyük farklar var. Yıllardır ‘hakaret’ ve ‘eleştiri’ arasındaki farkı tartışan necip milletimin artık ‘nefret söylemini’ de tartışmasını hasretle bekliyorum :) Kullanılan kelimeler arasında ‘alçak’ ‘faşist’ gibi şeyler vardı ki, ‘faşist’ lafının günlük hayatta bu kadar fütürsüzce kullanılmasını çok tehlikeli buluyorum, çünkü faşizmin çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    2) Senin de yazdığın gibi Naipaul’a getirilen asıl eleştiri ‘oryantalist’ olması. Şimdi; Onur konuğu olmasına tepki gösterilebilir ancak benim okuduğum yazıların büyük bir bölümü onur konukluğundan yola çıkarak ‘islama saldıran alçal gelmesin ülkemize’ ana fikriyle yazılmıştı. Yoksa kendi geçmişini ya da başka herhangi bir kültürü medeniyeti küçümseyerek konuşan herhangi bir yazar / çizer / düşünürün bir toplantıda ‘onur konuğu’ olması protesto edilebilir. Ancak Türkiye’de tartışma bu temelde gelişmedi. Tipik bir ‘oryantal’ tartışma oldu bitti.

    Bir de şu var. Adam oryantalist. Eee? Gelmesin mi? Bırak gelsin, diyeceklerini desin, karşı argümanı olanlar da söylesin, tartışılsın. Hatta daha da güzeli toplantı binasının dışında protesto da olsun (taşlı yumruklu değil, daha medeni bir protesto tabii ki:)

    Tabii en komiğime giden de İslam ülkelerinde hoşgörü yok diyen Naipaul haklı çıktı.

    Üst yazıdaki hata için tekrar özür dilerim. Ama Naipaul’e eleştiri getiren köşe yazarlarının yazarın hangi eserlerini okuduklarını hala merak ediyorum. Ciddiyim :)

  4. nalan

    tuhaf gerçekten. anlamadığı bir tartışmaya katılabilmek için bağlamı saptırmak bir yana, başkalarını “okumadan eleştiriyor” diye kınarkenen az 10 tane Türkçe’ye çevrilmiş kitabı olan yazar ile ilgili, bunu bile araştırmadan bilgi vermeye kalkmak tuhaf.

  5. Zeynep Erdim

    bir sonraki yazıyı okudunuz mu? hani kendimi tekzip edip daha iyi anlatmaya çalıştığım?

+ Leave a Comment