Terry Gilliam’dan genç yönetmenlere 10 Altın Öğüt!


Brazil, Balıkçı Kral,12 Maymun ve Fear & Loathing in Las Vegas gibi filmlerden bildiğimiz Terry Gilliam’dan
genç yönetmenlere hem masal gibi, hem çerez gibi, hem güç hem de cesaret verici tavsiyeler… Filmmaker Magazine‘nin söyleşisi ile…

Ne demiş Terry Gilliam?

”1.Büyümek kaybedenler içindir.
Çocukken, hep komik yaratıklar, komik karakterler çizerdim. Ama bence püf noktası büyümemek, büyük olmayı öğrenmemek. Ve eğer bebekken sahip olduğunuz tarzdaki hayal dünyasını koruyabiliseydiniz, hepiniz harika film yapımcıları olurdunuz. Ama dünya sizi büyütmeye çalışır, hayal kurmayı, dalıp gitmeyi, aklınla oynamayı durdurmak için. Ve ben dünyanın beni eğitmesine izin vermemek için çok çalıştım.

2. Film okulları budalalar içindir.
Film yapmayı, yaşa ve öğren. Ben film okuluna gitmedim. Sadece sinemada filmler izledim. Ve muhtemelen benim gerçekten film yapmam için en iyi eğitimimdi, bu yüzden tek söyleyeceğim: film izleyin, bir kamera edinin, film yapın. Ve yeteri kadar yaptığınızda, en sonunda filmlerin nasıl yapıldığını öğrenmeye başlarsınız.

3. Auteurizm out, Fil-teurizm in!
Gezegene, geç 50’ler ve 60’lar dan beri, auteur film yapımcısı fikri çıkagelmesiyle auteur olmak, hepimizin olmayı hayal ettiği şeydi. Ve insanlar o terimi kullanmaya devam ettiler, ve bunu benim filmlerimle de yaptılar çünkü bence onlar çok bireyseller ve bana bir auteur olduğumu söylediler. Ve ben hayır dedim, aslında ben bir “fil-teur” ım. Ne yapmak istediğimi biliyorum ama etrafımda beni dinlemeyen ve emir almak istemeyen, ama kendi fikirleri olan bir çok insan var. Ve onlar güzel bir fikirle çıkageldiklerinde, eğer yapmaya çalıştığım şeyle uyuşuyorsa, kullanıyorum. Bu yüzden, film sonu bir sürü insanın işbirliğidir, ve ben neyin kalacağını ya da gideceğini belirleyen filtreyim.

4. Fikirlerinizi çekmecelere koyun. İhtiyacınız olduğunda çıkarın.
İçinde karaladığım fikirlerimin olduğu bir çekmecem var masamda. Onları oraya koyuyorum ve bir gün kullanıyorum. Yeni bir filmin başlangıcında, genelde o çekemeceye gider ve yaptığım her şeye bakarım ve yaptığım şeye uygulayabilecek fikirler var mı bakarım. Ama işler büyüyor, bende bir skeçle başlayıp sonradan onu düzeltiyorum. Ve bunu diğer insanların fikirleri gelirken yapıyorsun. İşte burası işin eğlenceli kısmı.

5. Hayatta tek sahip olabileceğin şey hikaye.
Bence önemli olan inandığın şeye sadık kalmak. Yani, başkalarının hatalarını yapmaktansa kendi hatalarını yapmak daha önemli. Birilerinin eğer filmlerinde bunu değiştirirlerse, filmin ticari başası daha fazla olacak nasihatları yüzünden bir çok başka film yapımcılarının ödün vermeleri gibi. Ve sonra film ticari anlamda başarısız olunca, ve bu insanlar filmlerini istedikleri gibi bitiremediklerinden, depresyona giriyorlar ve harap oluyorlar. Yaptığın şeye inanmalısın. Ve sonuçları ne olursa olsun katlanmayı göze almış olmalısın. Eğer başarırsan, harika. Eğer başaramazsan, düzenli bir iş bulman gerekebilir.

6. Seyirciye kameranla emret.
Her zaman dünyadan biraz daha fazla görmeyi istemeye devam ediyorum. Kameradan baktığımda, bir sahne kurarken, kendimi sahnede gibi hissetmiyorum. Çok gördüğümüz için, geniş açılı lens, sanki biraz etrafımı sarıyor gibi. Uzun lenslerle yönetmen seyirciyi daha çok kontrol eder, çünkü seyirciye tam olarak göstermek istediğini gösterirsin. Bunun dışında ki her şey bulanık olabilir. Ben biraz belirsiz olmasını seviyorum, seyirci onlara bakmalarını istediğim şeyden ve aynı zamanda etrafından haberdar olmalı. Karakteri içinde bulunduğu dünyadan ayırmayı istemiyorum. Yani bazen dünya, odalar ve her şey en az karakter kadar önemli.

7. Aktörleriyle varolan bir yönetmeni hiçbir şey yenemez.
Bence anahtar oyuncuların filmi sevmelerini sağlamaktır, hele ki büyük Hollywood yızdızlarıysa. Hollywood’da ilk filmim The Fisher King, ve Robin Williams ve Jeff Bridges filmin iki başrolüydüler. Ve biliyordum ki Robin, Jeff ve ben birleştiğimiz sürece, stüdyonun bunu kırması ve filmin kesilmesi imkansızdı. Aynı şey Oniki Maymun için de geçerli. Brad Pitt, Bruce Willlis ve ben birdik. Bu iki durumda da iki film de çok pürüzsüz geçti.

8.Doğaçlamacılarla etrafınızı sarın.
Aktörün beni şaşırtmasını severim çünkü film yaparken problem; eğer yazmışsan ve yönetiyorsan, filmle o kadar uzun süredir berabersindir ki artık katılaşmış hale gelir. Çekerken mekanik bir hale gelebilir çünkü sadece geçtiğin sene boyunca düşündüğün şeyin tam olarak aynısı yapmaya çalışırsın. Ve en güzel kısmı, aktör gelip yaptığıyla senin şaşırtır ve her gün yeniden taze olur. Ve bu beni uyanık tutuyor.

9. Yönetmek yüreksizler için değildir. Ya da akıllı için.
Don Quixote hakkında sevdiğim şey sürekli dünyayı yanlış anlaması. Onun için dünya iyi ya da kötü ya da her neyse. Her seferinde yanlış anlar. Ama sonunda, onun kahramanca ve destansı dakikaları vardır ve o durduralamaz gibi görünür. Sürekli devam eder ve eder. Bence bu, özellikle filmde, insanlarının hayatlarının nasıl üstesinden gelmesi gerektiğine harika bir örnek, çünkü film inanılmaz bir biçimde hayal kırıklığı olabilir. Don Quixote belgeselinde sevdiğim şey onu izleyen film yapımcılarının izlediklerinde bana aynı korkunçluk derecesinde ki felaketlerini anlatmaya başlamaları. Çok zor bir iş. Bu tarz felaketlerin olduğu bir dünyada yaşama isteği olmayanların (Lost in La Mancha) cesaretini kırmalı. Eğer böyle şeylerle uğraşmayacaksanız, film yapmayın. Ben her zaman üstünde çalışıyorum ve bir gün olabilir. Beni değiştirdi. Eğer Don Quixote’la ilgili bir film yapacaksanız, en az Don Quixote kadar kaçık olmalısınız, yani mizaç benim delirmeme yardımcı oluyor.

10.Entelektüel bir despot olun.
Ben aktörlerin gerçekten ve tamamen, filme ve karakterlerine bağlanmalarını bekliyorum kendilerini unutmalarını. Kibirinden kurtul. Sadece karakterin gerektirdiğini ol. Bence, aktörlerin kendi makyözlerini ve kuaförlerini getirdiği hikayeleri duymak çok korkunç. Bir dakika bekle, burada neler oluyor? Güç yanlış ellerde. Ve eğer gücün aktöre geçmesine izin verirsen, o zaman sen o filmi yönetmiyorsundur. Ve aktör de filmin tümünü düşünmüyordur. Sadece yönetmen tüm filmi düşünür.

Ben “Bu iş sadece böyle olmalı” diyen kişi olmayı hiç istemiyorum. Bir diktatör olmayı istemiyorum. Bu ilgi çekici değil. Eğer sürekli bir diyalog halindeysen ve film için en iyi yolu bulmaya anlaşmaya çalışıyorsanız bu ilginç olandır.”

+ There are no comments

Add yours