Tavsiyeler-2… Şöööyle bir arkaya yaslanıp film izleyelim…


Malum, bir günde öyle birkaç paragraf bir arada yazılamıyor bu aralar.

Neyse dinlendim, devam ediyorum.

Gördüm allahaşkına kaçırmayın filmlerim:

Incendies- Bu yılın en iyi filmlerinden. Bütün şarkı söyleyen kadınlara ve onlardan haberi olmayan yeni nesillere selam olsun; hala savaşmak, öldürmek ve işkence etmek isteyenlere de kapak olsun.

Never let me go- I heart Carey Mulligan. I heart Kazuo Ishiguro. Bayıldım. Huffington Post’ta bi adam ‘ sevmesi zor bi film; sessizce, bir yoga sınıfına yakışacak bir his ve hızla ilerliyor demiş. Bana komaz. Yoga yapalım ağlanacak halimize derim.

Another year- Ah Mike Leigh!

Meek’s cutoff-  Kelly Reichardt Wendy and Lucie’de nasıl Amerika’nın özüne indiyse, bu sefer de taa 1845’ten aynı işi yapabiliyor, aynı sadelikle. Bir de Debra Granik ve Kelly Reichardt hakkında birlikte bir yazı yazasım geldi, ‘Yeni amerikan kadın auteur’ler ve ‘gerçek güç dingin güçtür’ konulu bi kompozisyon. Ama yazmam herhalde. Duvara bakarım onun yerine.

Göbeklitepe- Bir ‘herşeyi yeni baştan düşünelim’ filmi.

Wasteland- Güzelliğiyle ağlattı beni.  Bazen belgesellerde insanların ve sanat işlerinin ve belgeselin güzelliğiyle birbirine karışır baş döndürür ya, öyle.  İnsandan ümit kesilmez.

Unutma beni Istanbul- Ben bu Hüseyin’in yumuşak bakışını seviyorum. Yapımcıyken de taşırmış meğer aynı bakışı. Hep yönetmenlerle toplantılarında orada olmak istedim. Otelo’daki Ayça Damgacı, Half Moon’daki hatunların muhabbetleri ve oyunculukları, ve Almost’un tatlılığı için izlemeye değer.

İyi seyirler.

4 Comments

Add yours

+ Leave a Comment