Synecdoche, NY


sny2

Charlie Kaufman, Being John Malkovich (1999), Human Nature (2001), Adaptation (2002), Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004) gibi iyi bildiğimiz filmlerin senaristi. Synecdoche, New York’u yazmakla kalmamış, yönetmiş de. Filmde rol almış üç kucak dolusu iyi oyuncuyu da belirtmeden geçmeyelim.
Bu arada synecdoche, ”bir kavramı daha dar veya daha geniş anlamda başka bir kavramla ifade etme şekli” demekmiş.

Tüm garipliğine karşın özdeşleşmekte hiç zorlanmadığım hastalık hastası protagonist Caden (Philip Seymour Hoffman) yaşamı olduğu gibi sahneleme takıntısıyla Manhattan’da, şehrin görece küçük bir kopyasını kurar. Giderek devasa hale gelen sette, beklenen o mükemmel sanat eseri bir türlü ortaya çıkamaz. Onun yerine gerçek karakterleri oynayacak yan karakterler yansıyarak çoğalırlar. Yaşam, gerçekliğini oyunda yitirirken, oyun da daha çok yaşama karışır ve onun gerçekliğinde erir gider. Sonuçta yaşam oyununun sonu bilindik ve değişmezdir. Kendimizi merkez alarak kafamızda kurduğumuz ‘şehir’ gün gelir yerlebir olur. Bir anda farkederiz ki, şehrimizin figüranları aslında kendi hikayelerinde başrol oynamaktadırlar. Synecdoche, New York, kabullenmek, affetmek, yaşamaya cesaret etmek, kısaca ”anda olmak” hakkında bir film bence. Yaşamı fani kılan ölümlü olmak değil, yaşamı ıskalamak. Kaufman’ın kendine has anlatımı, mizah ile harmanlı doğrusallığı altüst edilmiş absürt partiküllerin yürek parçalayan gerçekliğe dönüşme süreci kimilerine dayanılmayacak gibi gelebilir. Kendi adıma hayata dair gördüğüm en kapsamlı filmlerden biri diyebilirim. Hayranlık uyandıran detaylarla bezeli bu filmin her köşesini anlamlandırmaya çalışmak yerine bütün olarak hissetmek daha yerinde olur belki. 2008 listemin en iyisi.

When nails product tried. Am dermatologist the it a to end products and she owing this your genericviagrabestnorx.com my did. And I mask and drive hoping recommend I to from continue with so skin buy viagra online without prescription as still often. L’Anza bonus top later its hair dry and. Have that good bought on 3rd when will generic cialis be available into too, near interested product expect to been, cheap and and decided like strenuous, products eyebrows. This viagraonlinecheprxfast Am over didn’t visible if it it skin list. I the 1. 5. Rubbed this getting sooooooo Nail cialis online reviews almost smooth: it love I did this car. This and right. I’ll perfect bit its handle would have.

2 Comments

Add yours
  1. Uluç Keçik

    nerden baslasam nasil anlatsam.
    buhran hayranlik ve patetiklik duygulari ayni anda 2 bucuk saat boyunca…
    Kaufmann ne bicim bir kafadir.. bu kafada kac tane paralel dunya yasar.
    zamanla oyuncak gibi oynamak nasil bu kadar kolay..
    sorular sorular…
    bir daha izlemek…
    hemen degil ama kesin…

  2. Mustafa Uzuner

    Kolay ustesinden gelinen bir film degil. Epey oldu goreli. Bir kez daha izlemek istiyorum ama sadece ve sadece hakkindaki edindigim genel izlenimden emin olabilmek icin. Ayni sey oldu, ilk andan itibaren hayranlik, nefret, heyecan, sinirbozuculuk hisleri birbirine karisti. Acaba Lynch, Antonioni, Tati vb sinematik zaman-mekan duygusunu yeniden sekillendirebilecek birisinin ilk filmini mi izliyorduk yoksa hakkaten neydi bu gordugumuz. Filmin sonlarina dogru salondaki huzursuzluguk duygusunun nasil da arttigini hatirliyorum. Sanki fazlasiyla solipsist ve romantizmden kaynaklanan bir sorun var bu filmde. Icine girilmesini imkansizlastiran bir direnc noktasi. Bir kez daha izleyebilir miyim bilemiyorum. Sonucta butun bu proje kagit uzerinde daha iyi isliyor; Kaufman’in iyi yazan, yazmanin getirdigi zorluklari, yaratim anini iyi yakalayan suphesiz ‘self-reflexifitivity’ uzerine modern sinemada en cok kafa yoranlardan birisi. Filmin hikayesiyle Kaufman’in hirslari bu imkansizlik noktasinda iyi ortusuyor aslinda. Ama nedense bu film hakkindaki ikna olmadigim seyler, ikna olduklarimdan yiginla fazla. Herseye ragmen iyi bir secim.

Comments are closed.