Rusya’dan Sevgilerle…

Rusya’dan Sevgilerle…


Evlerinden çok uzakta ‘oynaşan’ bazı filler uçaklar düşürüp tırlar bombalarken, oralarda yaşamanın ne demek olduğunu bilmeyen ve sadece uzaktan endişeyle olup bitene bakabilen biz bazı İstanbul çimenleri şimdilik süren konforumuzla hala biraz oksijen üretmeye devam ediyoruz.

Her hafta izlediğimiz filmleri tartışıp, programımıza almak için konuştuğumuz olağan !f programlama toplantımıza, bu hafta, Ev bölümünü konuşurken Rusya konuk oldu. Hayır, programlamak için değil, saf diplomasi, saf gündem. Herkes kendisinde iz bırakan Rus filmlerini döksün dedik sonunda, ortaya alttakiler çıktı. Bu Rusya-Türkiye tarihi tartışmaları, Rus şarkıları ve matruşka bebeklerle bezeli günlerde siz de belki izlemek istersiniz diye paylaşalım dedik.

elena

Elena

Hatice – Elena (2011), yön: Andrey Zvyagintsev Neden? Dışardan bakıldığında naif bir karakter olan Elena, onun zengin ve otoriter kocası ve ikisinin önceki evliliklerinden olan iki yetişkin çocukları arasındaki ilişkiye dair bir film. Her şeyin yavaşça yerli yerine oturduğu bir akış içinde izlerken sonlara doğru iyice geriliyoruz. Hayatı boyunca kimse tarafından varlığı tam olarak görülmemiş bir kadının sonunda isyan ederek bir şeylerin kontrolünü eline alma çabası etkileyici.

Pelin – Potemkin Zırhlısı (1925), yön: Sergei Eisenstein  Neden? Dahiyane bir klasik ve hala Kurgu 101.

lilja-4-ever_677172

Lilya 4-Ever

Serra – Lilya 4-Ever (2002), yön: Lukas Moodysson Neden? Çünkü ben böyle de karanlık biriyim.. :))))

Deniz – Burnt by the Sun (1994), yön: Nikita Mikhalkov Neden? Çook acıklı. Babanın öldürülmeye gitmeden önce çocuğuna veda etme sahnesini sulugözlere tavsiye etmiyorum.

Deren – The Return, yön: Andrey Zvyagintsev Neden? Vanya ve Andrey’in babaları, on iki yıl süren bir ayrılığın ardından ansızın çıkagelir ve beklenmedik olaylar gelişir. Gelmez olaydı… Ah o çocuk! O çocuk nasıl bir oyuncudur, hala aklıma gelince tüylerim diken diken oluyor! Neden önemli, teknik görsel, hikaye falan onu hatırlamıyorum, ama aklıma yer eden iki kardeşin babalarının yokluğuna ve dönüşüne verdikleri tepkinin bambaşka olması, ve içime işleyen küçük kardeşin yıllarca biriktirip büyüttüğü özlemi, kini, babanın dönüşüyle yaşadığı hayal kırıklığı, şüphe, öfke… Neler…

112009_ciclos_sokurov_eclipse

Father and Son

Mustafa – 4 (2005), yön: Ilya Khrzhanovskiy.  Neden? İlk aklıma gelen o oldu. Rus toplumundaki farklı kesimlerin birbirleriyle oluşturduğu zıtlıkları kinayeli bir dille anlatıyor. Çok hoş.

Uğur – Father and Son (2003), yön: Aleksandr Sokurov Neden? baba-oğul aşkına!

Ben de Pelin’le aynı fikirdeyim, Rusya denildiğinde aklıma Potemkin Zırhlısı ve Eisenstein geliyor. Bu sıra olan biten de aynı filmdeki stakato kesmeleri hatırlatıyor. Merdiven/ koşan insanlar/ ateş açan askerler/ bağıran kadın/ yuvarlanan bebek/ üstüne basan ayaklar/ bebek arabası/ çığlık atan kadın/ bir bebek ceseti ve ekranda bir metin: Haydi gidip onları durmaya ikna edelim. Kayda değil kurguya bel bağlayarak basitçe görüntüleri art arda koyarak zamanının olanaklarıyla yapılabilecek en ihtişamlı savaş filmini yapan Eisenstein’ı bir kez daha saygıyla anıyor (çıldırdım) ve son bir şarkıyla Rusya köşemize veda ediyorum. Sizin de favori Rus filmlerinizi yorumlarda bekliyoruz sevgili !f insanları, zira elimizden hikayelere tutunmaktan başka bir şey gelmiyor şu ara, Spasiba!


+ There are no comments

Add yours