Pi’nin öğrettiklerinden — içli dışlı kalp açmalı kendi içinde tastamam veda edebilme konusu


All of life is an act of letting go but what hurts the most is not taking a moment to say goodbye.tumblr_mg41jiNbIN1ryy65io1_500

— Life of Pi

(Hayat sürekli birşeyleri bırakma hali, ama canımızı en çok yakan vedalaşmak için o zamanı ayırmamak.)

Dün ofiste geyik yaparken kimsenin Pi’nin Hayatı‘na gitmediği çıktı ortaya. A aa dedim! Zira bu filmi nolur sinemada görün. Üstünüzden uçan balıklar zıplasın, etrafınızı yıldızlar sarsın, küçücük bir botta kocaman bir kaplanla biraz vakit geçirin. Hayret edin. İlk kez sinemaya gitmiş gibi taze bişeyler uyandırsın.

Yanlış anlamayın; Pi kesinlikle bir çocuk filmi değil.

Belki şu sıralar etrafımda çok fazla değişim olduğundan –ayrılanlar, işini bırakanlar, sevdiklerini kaybedenler, ülke değiştirenler– belki kök-sever bir Boğa olarak pek zor veda edebildiğimden, yukardaki replik bende çok yer etti. Herşey için acele eden kültürümüz, vedalaşma da hızlı olsun, hatta mümkünse hiç olmasın istiyor ya. Veda etmeyi bilemeyen ergenler olarak takılıp kalıyoruz bu senaryoda.

Film, sana hizmet etmiş her insana/yere/hayvana hakkını teslim ederek veda ettin mi diye soruyor gibi geldi. Yasını tuttun mu? Giderken kalbinin paramparça olmasına izin verdin mi? Vakti geldiğinde yaşanan herşey için teşekkür edebildin mi?

Acı bir an önce geçiştirilecek, program hatası gibi birşey değil buradan bakınca. Hayatın hamurunda var ve çok sevdiğimiz için oluyor. Kendimize acıyı hissetme izni vermek, yaşadığımızı derinden hissedebilmekle eşdeğer. Bizi temizliyor.

 

 

 

Categories

+ There are no comments

Add yours