paylaş, ilham al, sev, tekrar paylaş

paylaş, ilham al, sev, tekrar paylaş


Dün gece aynı dolunayın altında Ankara’da, Diyarbakır’da, İstanbul’da, İzmir’de ve Trabzon’da 800 kişi bir olduk, sinema salonlarına yerleştik ve tanımadığımız 2000 kişinin hikayelerine kulak verdik. Mü-kem-mel-di! 191 dk. boyunca, evet 3 saat 11 dk. boyunca; 800 kişi adına konuşmaktan çekinmeden yazıyorum; kendimizi bıraktık, ön yargılarımızı koltuğumuzun altına koyduk ve bize içtenlikle en kişisel hikayelerini onlarca farklı dilde anlatan yüzlerce insanı dinledik. Şaşırtıcı olan: zor olmadı, hatta müthiş oldu. Dinledik, dinledikçe daha çok dinledik ve dinledikçe fark ettik ki: çook benziyoruz.

human 1Anlattılar. Nasıl şiddet gördüklerini, bazen en yakınlarından dayak yediklerini anlattılar. Nasıl da ekip biçtikleri toprakların kuruduğunu, zehirlendiğini anlattılar. Nasıl aşık olduklarını anlattılar. Nasıl gay oldukları için ailelerinden dışlandıklarını, sokakta yaşamaya başladıklarını; nasıl hiç tanımadıkları bir insanın holokost zamanı daha onlar bebekken onlara evlerini açtıklarını; nasıl da toplumlarının tüm baskılarına rağmen askerler, militanlar, çeteler tarafından ırkları yüzünden öldürülen el kadar çocuklarının öcünü almayı reddettiklerini, nasıl da barışa inandıklarını anlattılar. Anlattılar da anlattılar. Biz de dinledik. Oh be! İyi ki de dinledik…

Daha çok dinlesek ya? Birbirimizi mesela? Yan komşumuzun oğlunu, otobüste karşılaştığımız teyzeyi, iş yerinde her gün çay alırken karşılaştığımız erkeği, facebook’ta arkadaşımızın iletisine yorum yapan kıvırcık saçlı kadını, yolda nedensiz kimliğimizi soran polis ablayı, terörist terörist diye ana akım medyada bahsi geçen insanı, 40 senedir 40 kedisiyle yaşayan gözüne katarakt düşmüş amcayı, ve beni ve seni ve onu ve falan.

Ben coştum. Dolunaydan olabilir. İçime dolan sevgi her zamankinden çok taşıyor farkındayım, sokakta yürürken dümen suyumdan küçük barış civcivleri beni takip ediyor gibi geliyor. Ama hayır, delirmedim; sadece yaşadığım için çok mutluyum, daha doğrusu şanslıyım ve şansımı kutluyorum. Karşılaştığım insanların hikayeleri için, anlattıkları, yaşadıkları ve hissettikleri için müteşekkirim. Ve umutluyum; bu kadar insan, bu kadar dünyaya sığabileceğimiz, birbirimizi dinleyeceğiz ve seveceğiz ve düşman değil dost yapacağız, PaylaşacağıZ diye umutluyum.

Seviyorum. Seviyorsunuz. Seviyorlar.

Paylaş. Paylaş. Paylaşalım.

Gelecek hafta bunları okuyup ne olursa olsun mutlu olacağım. Kendime şimdiden not; pişman değilim.

Ha bu arada (coştum gittim pardon) izlediğimiz film Yann Arthus-Bertrand’ın son harikası HUMAN idi, ve filmi !f İstanbul’un önümüzdeki Şubat gerçekleşecek 15. versiyonuna hazırlanıp ısınmak adına düzenlediğimiz !f İlham Serisi‘nin ikinci etkinliği kapsamında izledik. !f İlham Serisi Kasım’da yeni bir ilham filmiyle devam edecek, gösterimler ücretsiz ve önce-kaydolan-izler prensibiyle gerçekleşiyor; bu yüzden size naçizane tavsiyem !f sosyal medya kanallarını takipte kalmanız ve en önce duymak için sağ üstteki kutucuğa e-mail adresinizi bırakmanız.

Kucak dolusu sevgiler.

Kısa bonus: Uruguay eski devlet başkanı José Mujica’nın Human’daki mesajı

 

+ There are no comments

Add yours