Otoriter Arap rejimlerinin sonunu ekmek mi getirecek?


Biz Türkiye’de Hizbullahçıların serbest bırakılması, alkol yasasının ne demek olduğu gibi yargıya ve yasamaya olmayan güveni yerin bin kat altına gömen meselelerle ya da Kars’taki heykel, Galatasaray tribünlerinden yükselen hakaret gibi başbakanımızın ‘hassasiyetiyle’ yaratılan gündemle yatıp kalkarken, dibimizde neler neler oluyor…

– Tunus’un 23 yıllık lideri Ben Ali apar topar ülkeyi terketmek zorundan kaldı. Tunus bir aydır kaynıyordu. Dünya genelinde yiyecek fiyatlarının epey artmasıyla çıkan isyanlar, ekonomisi pamuk ipliğine bağlı, işsizliğin giderek tırmandığı ülkede bir zincir reaksiyon yarattı. Bir üniversite mezununun protesto olarak kendini yakması ateşi fitilledi. İsyan işsizlikten, yolsuzluğa, lüks içinde hüküm süren Ben Ali ve ailesine, sistemi eleştiren herkesin hapse atılmasına tepkiye dönüştü. Durdurulamadı. Resmi rakamlara gore 23, resmi olmayan rakamlara gore 80’e yakın kişi öldü. Ordu duruma el koydu ve Ben Ali’ye ailesiyle ülkeyi terk etmesini emretti.

Ben Ali artık kendini seçemeyecek

Liderlerin ölünceye kadar hüküm sürdüğü, sonra da bayrağı oğullarına teslim ettiği arap dünyasında bu çok önemli ve ürkütücü bir gelişme. Hatta dünyanın giderek bir gıda krizine sürüklenmeye başlamasının tek olumlu tarafı bu olabilir gibi görünüyor. İsyan Cezayir’e sıçradı. Ürdün sokaklarda. Sudan muhalefeti halkı artan yakıt ve şeker fiyatlarını protesto etmeye çağırıyor.

Mısır ve Suriye olayı dehşet ve tedirginlikle izliyor. 30 yıldır hüküm süren 82 yaşındaki Mısır lideri Mübarek zaten pek sevilmiyor. Müslüman Kardeşlik ülkede giderek etkisini artırıyor. Mübarek’in hem çok hasta olduğu hem de yıl sonunda tekrar seçime katılmayacağı hesap ediliyor ama ekonomik koşullar Tunus’tan daha iç açıcı değil.

Suriye lideri Beşir Esad babasından kalan koltukta henüz yeni sayılır. Görünüşte ülkede Brad Pitt ile Atatürk arasında hayranlık yaratan bir figür. Amerika’ya karşı dik duruşu da takdir ediliyor. Yine de muhalefet eksikliğini, her köşeyi saran Esad posterlerini sevgiye ve hayranlığa yormak naiflik olur. Suriye halkı 80’lerdeki olayların baba Hafız Esad tarafından on binleri bulan katliamla sonlandırılmasından beri sinmiş durumda. Ama ekonomik anlamda tuzu kuru değil Suriye’nin. Doğalgaz kaynakları sınırlı, yerine koyabileceği pek birşeyi yok. Otoriter rejimlerinin sonu yiyecek fiyatları olacaksa, bunun Suriye’yi de etkilememesi zor. Şimdilik, dünya petrol rezervlerinin yüzde 27’sini ellerinde tutan Suudi Arabistan ve Birleşik Aap emirlikleri rahat bir tek…

Blog için tuhaf bir konu belki. Ama biraz da dışımıza bakalım dedim. Kırk yılda bir İngiltere’ye gittiğimde dibimizdeki Ortadoğu hakkında daha çok şey öğreniyorum. Televizyonlar, gazetelerin ilk sayfaları seni maruz bırakıyor konuya. Biz burda hep içimize bakıyoruz sanki…

Tabi malzememiz, bitmeyen meselelerimiz çok, biraz da ondan. Bu hafta Hrant Dink’i konuşuyoruz. Bu kez otorite değil gündem yaratan. Bilakis, sessiz sedasız geçse bir 19 Ocak günü, pek memnun olacaklar ama insanların ve medyanın gündemi bu. Olsun da.. Dört yılın hesabı sorulana kadar olsun hatta mümkünse. Aşağıda konuyla ilgili çok iyi bir yazı var. Atladıysanız bir göz atın derim.

1 comment

Add yours

+ Leave a Comment