Oscar sunucularına şaşırmak ya da şaşırmamak


oscar-hostOscar takviminin kutsal ayları tıkır tıkır işlemeye başladı bile. Aralık ‘Neden seçilen sunucu(lar) yanlış?’ ayı. Ocak ‘Kimler aday olacak?’, Şubat ‘Oscar yarışında kimlerin hiç şansı yok?’ ayları. Bir de Oscar sonrası var. Mart da, ‘Kimin hakkı yendi?’ ayı.

Şubat sonunda gerçekleşecek 83. Oscar töreninin sunucuları bu hafta açıklandı: James Franco ve Anne Hathaway. Açıklanır açıklanmaz da, tüm dünyadaki sinema ve ödül düşkünleri kolektif olarak şoka girip, ilk tepki olarak ‘Ne alaka şimdi bu ikisi?’ dedik.

Peki neden bu kadar şaşırdık? Ve her sene neden aynı heyecanla sunucular konusunda şaşırmaya devam ediyoruz? Basit bir nedeni var aslında. Oscar yapımcılarının, töreni düzenleyenlerin sunucu(lar) konusunda istikrarlı bir yaklaşımları, törenin tarzına uygun belirli bir sunucu prototipi yok. Daha ileri gidip, Oscar töreninin belirli bir tarzı olmadığını bile söyleyebiliriz. Bu da, daha önce Oscar sunmamış biri olduğu sürece herhangi bir ismin sürpriz olacağı anlamına geliyor.

‘James Franco ve Anne Hathaway doğru isimler mi?’ sorusundan daha da önemlisi, ‘Neden doğru isimler olmasınlar?’ Steve Martin ve Alec Baldwin’in, elleri ceplerinde, gayet laubali bir edayla Naziler ve Yahudiler hakkında espri yapmaları Oscar töreni için ne kadar uygunsa, bu iki isim de o kadar uygun.

Zamanında Jane Fonda, Michael Caine gibi oyuncular Oscar törenini sunarken, Billy Crystal’ın 1990’lardaki başarısı sunucuların komedyenlerden seçilmesini şart kılmaya başladı. Bizler de, bir takım Amerikan komedyenlerinin içimizi parçalayan ‘Precious’, ‘The Reader’ ya da ‘Revolutionary Road’ gibi filmlerle dalga geçmesini yutmak durumunda kaldık.

Oscar yapımcılarının amacı, televizyona genç kitleyi çekmekmiş. Bu seneden önceki en genç sunucu, 1975 yılında töreni sunan Goldie Hawn. Anne Hathaway ve James Franco, genç Hollywood’u temsil eden en iyi isimlerden. İkisi de ‘mainstream’ ve bağımsız film dengesini mükemmel dengeleyen iki oyuncu. Franco’nun filmografisinde hem Milk hem Spider-Man var. Hathaway’i de önce The Princess Diaries, sonra da Rachel Getting Married’de izledik. Franco, çizgi dışı olmaya bayılıyor (bkz. Travesti/transseksüel dergisi Candy’ye verdiği pozlar), Hathaway de güzel şarkı söyleyip, dans ediyor (bkz. İki sene öncesinin Oscarlarında Hugh Jackman’la yaptığı ‘Frost/Nixon’ showu).

İşin açıkçası, Oscar töreninin ilk yarım saatinden sonra sunucuların pek de bir fonksiyonları kalmıyor. James Franco ve Anne Hathaway’in Oscar töreninde yaşayabilecekleri tek garip durum, muhtemel Oscar adaylıkları olacak.

Emrah’s popdate

3 Comments

Add yours
  1. zerdim

    steve martin ve alec baldwin gerçek bir hayal kırıklığıydı. ayrıu ayrı çok iyi iki komedyenin biraraya geldiklerince bu kadar kalitesiz iş çıkartmaları çok acayip. tv’de görüp beğendiğin ya da yazılarını takip ettiğin ünlü kişileri twitter’da izlemek gibi. ıyh! ikisinden de içim kaçtı izlerken.

  2. Yeşim Erdem

    Genç kitleyi çekmek? Oscar yaşlanıyor mı yani? Gelecek yıl Mark Zuckerberg sunsun, yanda büyük bir ekrandan insanların yorumları aksın, interaktif olsun, bak nasıl geliyo gençler:) Güzel bir kadın ve yakışıklı bir erkeğin seksi peri masalı kıyafetleri içinde sunuculuk yapmaları, o grandeur eskimedi mi biraz? Ama James Franco’yu izler miyiz? izleriz:)

  3. bawerella

    ah james ah! ben sanat için soyunam belki ama kendisi için düşünebilirim. ama oscar’ı zeynep erdim sunmazsa o akademeyi de bildiğim bütün bedduaları ve yedi dilde ederim. ay dur kampanya başlatayım: oscar’ı bi kerede zeynep erdim sunsun. grup açıyorum facebook’ta. (=

+ Leave a Comment