Ortak değerler demişken…

Ortak değerler demişken…


Babil’in Oğlu‘, Hurt Locker benzeri, savaşı bir temaşa gibi ele alan Anglosakson, kanlı savaş fimlerinden tiksinenler için ideal: Kesinlikle daha yumuşak olmayan, kansız ama ‘kemikli’ bir savaş filmi. Ahmed ile babaannesi, Saddam devrildikten hemen sonra Kuzey Irak’tan meçhule yolculuk ediyor. Amaçları birinin oğlu, diğerinin babası İbrahim’i bulmak. Ahmet’in haylazlığı ve renkli kişiliği; babaannenin tumturaklılığı aslında ağır olması gereken filmi hafifletiyor, karakterleri akılda kalır kılıyor.

Film Forward bölümünün amacı, “ortak değerlerimize dair bir bilince ilham verebilmek” olunca, Türkiye ile Irak arasındaki ortak noktaları düşünmeden edemiyor insan. Yalnızca Ahmet, İbrahim gibi isimler değil; anadil, toplu mezar, kayıp yakın gibi bir çok insani mesele de ortak.

Savaşı anlatmanın tek yolu, savaşı en gerçekçi biçimde göstermek olmamalı. ‘Babil’in Oğlu’nu, dünyayı dolaşıp İstanbul’a getiren de, sakin bir yol hikayesiyle bu kadar çok şey anlatabilmesi ve hikaye anlatımına yeni bir bakış açısı sunması.

+ There are no comments

Add yours