Moda dünyasının film ile imtihanı


ffdGeçtiğimiz Cumartesi SALT Galata’da ’74Motion, Vogue Türkiye ve SVA işbirliğiyle İstanbul Fashion Film Day (İstanbul Moda Filmleri Günü) düzenlendi. ‘Fashion film nası bişi ki?’ sorusu aklımda ben de oditoryumdaki yerimi aldım. Filmlerin gösterimi 3 sete bölünmüştü. New York Moda Filmleri Günü’nde gösterilen filmler, Sektör Profesyönelleri: Türk Moda Fotoğfraçılarının Filmleri ve Jüri Tarafından Seçilen Türk Moda Filmleri gösterimi. Gösterimlerin ardından ise Stephen Frailey, Aslı Filinta, Özer Feyzioğlu ve Koray Birand samimi bir panel gerçekleştirdi.

İzleyicilerin tek alkışladığı ve aralarındaki en eğlenceli film olduğu için – kesinlikle ben de dans ediyorum diye değil – buyrun Aslı Filinta‘nın filmi:

Çoğunluğu 3 dakikayı geçmeyen filmleri ard arda izledik. Birkaç film hariç genel olarak hiçbiri herhangi bir hikaye anlatmıyordu. Çoğunluğunun moda fotoğrafçıları tarafından çekildiğini ve türün yeniliği dolayısıyla nedeninin ve amacının hala tartışıldığını göz önüne alırsak, bu filmlerin ve günün bir deneyleme olduğunu düşünebiliriz. Yine de filmleri izlerken katalog çekimlerinin arka plan videolarını aynı donuklukta bize hareketli görseller olarak sunmanın anlamsızlığını düşünüp durdum. Film gibi sınırsız yaratıcılıkla çok farklı hikayeler anlatılabilecek bir medyanın potansiyelinin hiçe sayılmış olması üzücü. Kaleideskop merceğin önünde saçlarını savurarak dönen hatunlar ‘neden dönüyorum bilmiyorum ama ben çok cool’um’dan öte bir duygu geçirmiyor izleyiciye, ya da bende o duygu henüz oluşmamış.

Film moda dünyasını halka yaklaştırmakta bir araç olabilir mi?

Panelde bir süre çekilen filmlerin tasarımcılara nasıl faydaları olabileceği tartışıldı. Satışları, tasarımcının bilinirliğini, halk ile iletişimlerini moda filmleri nasıl etkileyebilirdi? Bunlar konuşulurken moda filmlerinin reklam amaçlarının daha çok öne çıkartıldığını farkettim. Halbuki aralarında tek başına izlediğimizde ayrı bir sanat eseri sayılabilecek işler bulunuyordu. Burada katılımcılar ikiye bölündü; ‘filmler tasarımcının işini destekler’ savı bir külahta, ‘tasarım filme ilham vererek yeni bir sanat eserinin ortaya çıkmasını sağlar’ tavrı ikinci külahta yerlerini aldı. Derken salondan gelen bir soru benim için günün anafikri ve en heyecan verici kısmı oldu. Mikrofonu alan Gözde Filinta, “Genel olarak moda dünyasını ve moda çekimlerini çok soğuk, halka üstten bakan, ellenilmez/ulaşılamaz bir tavırda buluyorum. Sizce moda filmleri bu samimiyetsizliği kırıp, modayı ve tasarımcıları halka yaklaştırmakta bir araç olabilir mi?” Evet. Bu düşünülesi ve akla giresi bir soru gerçekten. Konuşmacılardan kararsız bir cevap geldi, ben salondaki insanların gözlerindeki ışığı gördüm, ve bir sonraki moda filmleri gününde daha çok hikaye, daha az dönen modeller göreceğimizden ümitliyim.

 

 

1 comment

Add yours
  1. Elyesa Eyinç

    Aslında böyle bir organizasyonun gerçekleşeceğinin haberini aldığım an inanılmaz bir heyecan duyduğumu söyleyebilirim.
    Moda ve Sinema’nın birbirinden ayrılmaz, hatta birbirini tamamlayan iki temel sekter olduğunu düşünen biri olarak.

    Organizasyondan beklentilerim benim de biraz farklıydı aslında.

    Özellikle moda dünyasına yön veren markaların, tasarımcıların, içinde yaşamış oldukları moda dünyasının zorluklarını ya da güzelliklerini nasıl bir kurguyla ele aldıklarıydı. Sinema, anlatmak istediğiniz bir olgu varsa sunmuş olduğu görsellik sanatıyla bu anlamda mükemmel bir dil.

    Moda dünyasına yön verenlerin sektörün sorunsalları ile ilgili konuları modanın kendi içindeki dinamikleriyle nasıl birleştirdiklerine ve bunlara seyirci nazarıyla şahit olma hissi bende büyük bir heyecan uyandırmıştı fakat sizin de dediğiniz gibi bu anlamda pek beklediğimi bulamadım.

    Daha kurgusal bir dille, daha hayatın içinden, soyut kavramlardan ziyade daha somutlaştırılmış canlılık barındıran bir şekilde sinematize edilse daha iyi olurmuş sanki. Çok büyük projelere ön ayak ta olabilir.
    Nasipse seneye inşallah…!

+ Leave a Comment