Mıntıkalar ötesi haller her yerde: orton’s take


transterritories125 Şubat 2010 San Francisco 17:30 GMT -8
10. Uluslararası İstanbul Bienali küratörü Hou Hanru San Francisco Art Institute’da Geography of Transterritories (Mıntıkalar Ötesi Coğrafya) sergisini açtı. Dışlanıp içlenmeye veya içlenip dışlanmaya çalışılırken bir taraftan da egemenin kontrolü dışına kalabilen fiziki coğrafyaların yeni sosyal ve ekonomik üretim modelleri için “ütopik” mekanlar olarak sunabileceği olanakları araştır(dığını tahmin ettiğim!) sergi, küreselleşmenin, “küresel kapitalizm”den bağımsız olarak “çokluk” için ne ifade ediyor olabileceğinin potansiyelinin araştırılması için iyi bir olanak gibi duruyor (ama gerçek anlamda “uzaktan” oyle duruyor). Sergi sadece “mekanında” görülebiliyor ne yazık ki… “Mıntıkalar Ötesi Coğrafya” mıntıkasına sıkışmış!

Ama olsun, birileri Esperanto gibi farklı coğrafyalardaki insanların anlaşması için yollar denemiş olsa da, dünyanın her yerinde başka bir dil üzerinden halihazırda anlaşabilen insanların var olduğunu bilmek (bilenler, görebilenler için) başka olanakların mümkünlüğüne işaret ediyor. “C” ve diğer programlama dillerini kullanarak dünyanın çeşitli yerlerindeki özgür/açık kaynak hacker’ları birbirleri ile anlaşabiliyor, üstelik anlaşmakla da kalmıyor GNU/Linux işletim sistemi gibi ürünler geliştirebiliyor.

lawrence-lessig125 Şubat 2010 !Massachusetts! !18:00! GMT -5
Creative Commons’un kurucusu Lawrence Lessig Open Video Alliance‘ın organizasyonu ile Harvard Law School in Cambridge, Massachusetts’de dijital çağda copyright üzerine bir konuşma yaptı. İnternetten yayınlanan konuşma dünyanın çeşitli yerlerinde 40’a yakın !merkez!de de gerçekleştirilen açık organizasyonlar ile de canlı olarak izlendi ve dünyanın her yerinden izleyiciler soru-cevaba katıldı. Konuşma internet üzerinden özgür/açık kaynaklı Ogg Theora video olarak yayınlandı. Mpeg-4 gibi patentler tarafından korunan ve yakın gelecekte lisans ücretine tabi olabilecek video codec’ler yerine özgür/açık kaynaklı video codec’i Ogg Theora’nın internette açık video’nun geleceği için önemini vurgulayan Open Video Alliance gibi daha birçok oluşumun “özgür kültür” için yaptığı çalışmalar, dijital çağda bağımsız sinemanın geleceği için de çok önemli. Tıpkı C dili üzerinden iletişim kurabilen bir “çokluk” örneği gibi bu da şu an çok görünür olmayabilir ama gördüğümüzde çok geç olacak.

Bir de !f² var. Bunu, yukarıda yazılanlar ile birlikte bir düşünmek lazım. Artık dünyanın çeşitli yerlerinde bazı meseleler “eş zamanlı” olarak tartışılabiliyor. Lokasyon bağlayıcılığını kaybediyor. “Çokluk” “yeni kabile”lerini oluşturuyor. Kynaston McShine’ın 1970’de MoMA’daki “information” sergisinde önerdiği, enformasyonun paylaşılıyor olmasının merkezleri ortadan kaldırma potansiyeli, bugün sergiden 40 yıl sonra enformasyonun internet ile buluşması sayesinde gerçeğe döndü bile. Enformasyon çağında “geç kalmışlık”, “merkez-periferi” tartışmalarını eskidi, artık bu çağın yeni olanakları üzerinde düşünme ve eyleme geçme vakti… Geçenler olduğunu görmek de çok güzel.

diyor Orton…

1 comment

Add yours
  1. Değer Iskender; V.Alexander

    2000 yılına doğru bir Kanada başbakanı koltuğunu bir zenciye bırakarak ölürken aslında gizlice ilkel kabilelerin yaşadığı küçük bir adada yıllarca kalarak birçok kişinin çocukluk hayallerinin gerçekleşebileceğini ispatlaması ile günümüzde artık tipik vakalar zincirininden bir halka oldu. Herkesin hayallerinin gerçekleşmesini gerekçesizce isteyenler; bunun ‘günümüzde özgürlüklerin başkasının insan haklarının ihlallerinden ibaret olduğu’ düşüncesini geliştirmeye yaradığını ama genç arkadaşların bu gibi gerçekleri hiç hesaplamak istemedikleri ortada.
    Benim komünikasyon kültürü konusundaki ilginç gözlemlerim daha önceki uyarılarımın sonucunda maalesef onların oluşumlarını tespitlerimden ibarettir. Aşırı komünikasyonun ve aşırı sportif aktivasyonun sonucunda; ‘Communicatif communism and Sportive socialism’; iletişim ve ulaşım araçlarının son çeyrek asırdaki geometrik artışlarının sonuçları haline geldi. İkinci dünya savaşı sonucundaki kolejlilerin kolluksal kolektivizmleri; kültürel külüstürlerin 2000’e doğru köylülerin eline geçmesi ile sürdü.
    Bunlara üretim biçimlerinde değişim olarak ise gerici bir ‘Masturbation’ olgusunun geliştirildiği eklenebilir. Aslında ekran başındaki ve kafalarında da konuyla ilgili birçok hazır küçük senaryolar bulunabilen bir çocuğun, sakatın veya köylülün masturbasyon yapması; bir güzel bayan uzmanın artık o kişilern eline geçmesi, çeyrek asır öncesinde bir gerçek eylemsellik sayılabilir miydi? Dünya genelinde Arap ve Türk liderlerin veya bazı taşralı burjuvazi önderlerinin, medyacıların egemenliğindeki üçüncü dünyadan ve taşradan birçok yeni yetme akademisyenin, sporcunun ne demek veya ne yapmak istediğinin günümüzde tarihsel seçkinler ve burjuvazi grubu gerçekten anlayamamaktadır.
    Dünyada giderek artan sportif karşılaşmalar savaşları ortadan kaldırıp dünyayı sosyal bir düzene sokar iken; insan hakları ve sağlık konusundaki gelişmelere paralel olarak nüfus artmaktaydı ve dünya topraklarının hepsi de giderek Türk üniversiteli televizyoncu girişimcilerinin sayesinde turlar ile ‘üniversite’ haline getirildi. Örneğin ‘Commonwealth’ olgusunun Türk ve Arap yorumcularının ters yorumları sayesinde de İngiltere bugün işgal altında sayılabilir. İngilizce lisanının veya latin alfabesinin; dünya genelinde ortak dil olarak kullanılması ile bu ülkelerin sınırlarının Asya ve Afrika kıtalarının köylülerine ve işçilerine açılması ve provakatörlere göre onlarca yönetilmeleri gereği gibi saçmalıklarının bir arada olmaları gerekmez ve tersine bir şart da yoktur. Bu tür tüketim felaketleri biraz da laikliğin her körün, dilsizin; kendi alfabesini mutlaka öğrenmesi gereği disiplini gibi yanlışlıkların birikmelerinin bazı sonuçlarına da paralel sayılabilir.
    Her ayrı mal için farklı markaların ve modellerin cumhuriyetleri daha kurulursa dünya standartları bakımından zaten ilerde neler gelişir?
    Zaten üçüncü dünyacıların hepsine sizler ve benzerleriniz tarafından tanınan bu ‘her şeyi, işi, malı, zevki’ mutlaka deneyip, geliştirip, yaşamak zorundasınız’ gibi dilekleri aşan emirsel, önermesellikler ile sonuçta insanların başına neler gelecek, daha ne gibi anlamsız kültürlerler oluşturulacak?
    Dünyamızda dünün üçüncü dünyasındaki üçüncü sınıf vatandaşlar olarak oraların en geri köylüleri, işçileri bugün dünyanın özellikle naturasının tüketilmesinde en ön sıralarda görülebilmektedir. Eleştiri mekanizmalarının ve çelişkilerin hemen hepsi; herkeslere farklı ve yeni kulvarlar ile özerk alanlar, bölgeler, firmalar açılarak, kaldırılmak istenmektedir. Bakalım dünyamızdaki ham maddelerin, doğal maddelerin ve en eski insanların hepsi bu duruma daha ne kadar dayanabilecek.
    Kapitalizmde herşeyin mutlaka değerlendirilerek kullanılması esasının uygulamasına göre; bugün Çin’in en kısa boyluları tenis şampiyonu olmaya hazır görünüyor. Demekki Çin depreminde ölen ve yaralanan yüzbinlerce kişinin neredeyse otomatikmen gıda mühendisi ve tekstil mühendisi olmasının ötesinde iletişim fakültesi diplomaları ile de onurlandırılması ve kültür şehitleri olarak sayılmaları da espri sayılamaz. Serra Ciliv hanımın, Süreyya Beyin yakını ise Değer İskender’e gelerek ‘555 sayfalık yeni Sportif Espriler adlı spor karikatürleri kitabını kazanarak’, editörlük işlerinde babasının anısına yardımlarını esirgememesi ricası ile saygılar.
    Değer İskender (Valor Alexander) proje mühendisi; eleştirmen.

+ Leave a Comment