MahÅŸerin Dört Atlısı’nı izleyip çok heyecanlanmış birinden, festivalin 4. günü hediyesi…


!f’in açılış partisinde Milen’le karşılaÅŸtım… Hızlı hızlı bana MahÅŸerin Dört Atlısı’na niye bayıldığını anlattı. Yazsana yazsana, dedim. Yazmış.

Ben de dün SALT’ta Umit Kıvanç’ın 16 Ton’unu izleyip, sonrasında Ahmet Ä°nsel ve Ãœmit Kıvanç’ı dinlerken benzer bir heyecana kapıldım.

MahÅŸerin Dört Atlısı’nın son Ä°stanbul  gösterimi bu akÅŸam FitaÅŸ’ta 19.30’da.

”Amerikalı kapitalist ekonomistlerin sonunda beni karşılarına oturtup tek tek, tane tane içinde yaÅŸadığım bu para canavarının yapısını açık ve dürüstçe anlatmış olmalarının memnuniyetini yaşıyorum. Tabi ki sadece ekonomistler deÄŸildi “MahÅŸerin dört atlısı”nın sıradan birisine bu karmaşık gözüken basit canavarın yapısını anlatmak için destek aldığı düşünürler. Chomsky’den Satish Kumar’a birçokları bankaların yoktan var ettikleri parayı nasıl yalnız ve mutsuz hayatlardan beslenerek ÅŸiÅŸirdiklerini anlatıyor filmde. Çok görünür deÄŸil mi? Evet bunu biliyoruz biz tükettikçe ve gri çirkin hayatlarımızı yaÅŸamaya devam ettikçe daha fazla borç altına girip onları ödemek için köleleÅŸtikçe o cilalanıyor. Peki parayı bana borç verirken yoktan var eden, kendi yasalarını koyan ve benim sırtımdaki cekete kadar soyan bu sistemin sadece güçlü ve zengine yarayan bir makine olarak var olmaya devam etmesini saÄŸlayan nedir? New York, Atina, Barselona’da ve krizin ele geçirdiÄŸi diÄŸer her yerde biraz geç de olsa insanların artık yeter deyip sokaklara çıkmasına sebep olan nedir?

Gücü elinde tutanların; finans sektörü ve bankaların doğrudan üretim sistemlerini yani paranın kendisini kontrol ederek değil de bizim onu algılama biçimimizi kontrol ederek ilerlemesi. Yani gerçek ‘değer’ bir boşluğa dönüştükçe para hayatımızı kolaylaştıracak bir araçtan altında ezildiğimiz hayali borçlara dönüşüyor ve biz değer yargımızın yok edilişini sessizce izliyoruz. Bu borç monarşisinin, gezegenin kaynaklarını tüketerek, insan kaynaklarını sömürerek banka aristokratlarını var eden gizli bir imparatorluğu yaşatmasını demokrasi ve insan doğası diye adlandıracak kadar saf ve bilinçsiziz. Ne yazık ki sistem dünyamızın açlık ve açgözlülük ekseninde dönmesine sebep oluyor ve fakir fakirleştikçe zengin zenginleşiyor.

“MahÅŸerin dört atlısı” acı gerçeÄŸin sistemdeki kilit noktalarını animasyonların ve belgesel görüntülerin desteÄŸiyle açıkça önümüze koyuyor, çocuksu bir heyecanla izliyoruz. Peki anlayınca ne oluyor? DeÄŸiÅŸim için bazı önerileri var filmin. Vergilendirme kazanca deÄŸil doÄŸal kaynak tüketimine yapılmalı, var olan borçlar silinmeli ve sıfırdan baÅŸlanmalı, para altın deÄŸerine geri dönmeli gibi. Fakat bu para politikalarının deÄŸiÅŸimini mümkün kılacak olan ancak psikolojik ve sosyal dönüşüm bence, kendi açgözlülüğümüzle yüzleÅŸip tüketmeyi bırakmak için yaratıcı alternatifler kurmak. Borç almamak, kredi kartı kullanmamak, bankaları boykot etmek, bilgi paylaşımı ve örgütlenmeyle güç merkezlerini bozguna uÄŸratmak. Her imparatorluk gibi bu modern banka imparatorluÄŸunun sonunu getirmek mümkün, bu yozlaÅŸmış sistemi var eden bizlersek onu deÄŸiÅŸtirecek olan da bizleriz.”

Milen Nae

+ There are no comments

Add yours