Lost karakterleri !f’te ne izlerlerdi?


Adaya düş, kurtul, tekrar adaya dön, zaman-mekan karıştır derken akılları şaşan, biraz da tokatlık olan Lost karakterlerini hizaya getirmek için en iyi çözüm !f’e getirmek olurdu diyoruz. Hangi Lost karakterini hangi filme götürmek gerek?

Sun ve bostani

Sun – Lost’un ilk sezonunda Sun’ın derdini nasıl bahçe işlerinden çıkardığını, küçük bostanını hatırlarsınız. Sun’a hem memleketini hem adayı hatırlatacak, Büyük Okyanus kıyılarında organik tarımı anlatan Tarımsal Ütopya’yı öneriyoruz.

Charlie – Driveshaft grubunun İngiltere’yi öttürdüğü günleri, rock’n’roll dönemlerini hatırlaması için, dünyanın en harika müzik festivallerinden birininin neye benzediğini izlesin diyoruz, All Tomorrow’s Parties.

Vincent – Dizinin başından beri en istikrarlı karakter olan köpek Vincent için harika bir el çizimi dijital animasyon var bu sene, My Dog Tulip.

MichaelYaz Savaşları’nda Kenji bir emaille gelen soruyu çözer ve dünyayı paralel bir evrenle çarpışma tehlikesine sokar. Bilgisayarda her gördüğü mesaja cevap vermemesi için iyi bir ders olabilir bu bahtsız Michael’a.

Claire – 5. sezonda ortalarda olmayan, ölü mü değil mi hala emin olamadığımız Claire’in acilen zombi olup olmadığını açıklaması için Nöbetçi Sinema’da Ölükız’a götürebiliriz.

Mr. Eko, Ana Lucia, Libby, Charlie, Miles ve Hurley Nöbetçi Sinema’nın bir başka zombi filmi, Ölümcül Kar‘a Lost toplu gösterisi ayarlayabiliriz. Dizi boyunca tüm ölmüş karakterleri ve ölülerle sıkı muhabbet içinde olan Hurley ve Miles’ı da bu gruba katabiliriz.

Ben – Annesiz geçen arızalı bir çocukluk, yaramazlığın ötesinde bir zarar verme durumu ve inanılmaz bir hayal gücü, hem Vallahi Ben Yapmadım’ın küçük Leon’unu tanımlıyor, hem de Benjamin’in DHARMA’da geçen çocukluğuna yakın geliyor. Hem ‘Vallahi Ben Yapmadı’ esprisini de yapabiliriz.

peygamber

Locke – Kimsesiz bir genç olarak hapishaneye düşüp, buranın kurallarıyla güçlenen ve hapishane hiyerarşisinde yükselen Malik’in hikayesini anlatan Yeraltı Peygamberi, tekerlekli sandalyedeki ezik bir adamın ada hiyerarşisindeki yükselişine paralellikler gösteriyor gibi. Locke’u ya da Locke kılığına girmiş siyahlı adamı bekliyoruz.

Hurley – Politik doğruculuktan gayet uzak bir şekilde Hurley’nin Koca Adam’dan zevk alacağını düşünüyoruz. Hurley’nin kadınlarla nasıl utangaç olduğu ve Latin asıllı olduğu düşünülürse filmin kahramanı Jara’yla özdeşleşebileceği kesin.

Jack & Sawyer – Jack’i domuz tuzağında sıkıştırıp, Sawyer’ın işini de kutup ayısı kafesinde bitiren Kate, adanın kahraman ve anti-kahramanının yeterince kafalarını karıştırmış gibi. Jack ve Sawyer’a Moral Bozukluğu ve 31’i öneriyoruz.

Kate – Zora geldikçe kaçan Kate’in biraz aklını başına alması gerekiyor. Kosova’dan Marsilya’ya kaçan Adria’nın hikayesi Vahşi Hayat, Kate’e biraz perespektif kazandırabilir. Adria’nın iki şehirde yaşadıklarının paralel ve doğrusal olmayan bir kurguyla anlatılması da, nasıl olsa Lost’tan tanıdık gelecektir.

Aaron – ‘Adada doğum yaptım, sonra annem adada kaldı, başka bir annem oldu, şimdi anneannemleyim’ diye dertlenen Aaron’ı Antoine’a götürüp, altı yaşında kör bir çocuğun neler yaşadığını izlettirmeli ve de ‘Oğlum, bak senden de beterleri var. Ne kadar da mutlular’ demeli.

Jacob & siyahlı adam – Görmüş geçirmiş, ununu eleyip eleğini ipe sermiş bu hayli yaşlı ikiliyi sıfırdan sinemayla tanıştırmaya gerek yok. Kendilerini onur konukları olarak Gökkuşağı Partisi’ne davet ediyoruz.

2 Comments

Add yours

+ Leave a Comment