Koşacak mesafe kalmayıncaya kadar Blur / !f 2011


Blur 90’ların en başarılı ama en ilahlaşmamış Britpop gruplarından biri. Britpop’un mimarları hatta Suede ile birlikte. Amerikan Grunge’ın etkilerinden o  kadar rahatsız oluyorlar ki, eski ingiliz gitar müziğini, ingiliz meselelerini dile getiren sözlerle birlikte yeniden yaratıyorlar. Sonra büyüyor olay. Oasis, Pulp, Supergrass 90’lara damgsını vuruyor.

Blur: No Distance Left To Run (aynı zamanda albüm isimleri) grubun tarihçesi üstünden o meşhur 90 dönemine bakıyor. Öyle bir dönem ki, bir ara tüm ingiliz medyası, körfez savaşı, Saddam falan herşeyi bırakıp, bilboardlarda işçi sınıfını temsil eden varoş çocukları Oasis mi, orta sınıfı temsil eden kolejli çocuklar Blur mü kazanacak üstüne yazıp çiziyor. Orada zafer Blur’ün ama hemen sonrasında Oasis ‘What’s the story of morning glory’ ile İngiliz tarihinin en çok satan üçüncü albümünü yapıyor. Ünü İngiltereyi aşıyor. Blur’ün öyle ani zıplamaları yok. Ama hiç düşmüyor da.

Değişen müzik tarzlarıyla birlikte hep evriliyor Blur. ‘Blur’ albümü Britpop’a veda gibiyken, Graham Coxon’suz ‘Think Tank’ elektroniğe ve hatta hafif oryantele kayan tamamen ayrı bir kafa. Koşacak mesafe kalmayınca ayrılıyorlar. 2009’da konser vermek için tekrar biraraya geliyorlar. Bu belgesel de, hem o konserlerde grubu izliyor, hem de tarihlerine, yakınlıklarına, küskünlüklerine bir yolculuk yapıyor. Sağlam ama sansasyonel değil. Tıpkı Blur gibi.

+ There are no comments

Add yours