kitap deyince uyarlama, uyarlama deyince?


audrey_hepburn2large_orange

Şu günlerde İstanbul’da Tüyap Kitap Fuarı var biliyorsunuz. Bu yıl baya büyük bir organizyon yapmış Tüyap. İspanyol edebiyatını epey kapsamlı olarak tanıtıyor mesela ve de İtalyan çizerleri…550 yayınevi ve sivil toplum örgütü katılmış. 300 etkinlik varmış toplam. Maşallah!
!f’in 10’uncu yılına doğru geri sayıma başladığımızdan, bizim kafalar artık görsele kilitlendi. Ne duysak sinemayla bağdaştırma moduna geçtik. En sevdiğimiz uyarlamalar tabi ki! Hakan, Psycho ve One Flew Over the Cuckoo’s Nest dedi, ve tabi ki Selvi Boylum Al Yazmalım! Benim için Godfather 1 ve 2’nin yeri hep ayrıdır. Trainspotting‘i izlerken uyarlama olduğunu unuttuğum için, onu hep en başarılılar arasına katma eğilimindeyim. Goodfellas ona keza …. A Clockwork Orange‘ı da unutulmamalı tabi. Ya Talented Mr. Ripley ya da Breakfast at Tiffany’s? Pelin, Blade Runner ve The Diving Bell and Butterfly‘ı hatırlattı şimdi haklı olarak… Sizler neleri hatırlatacaksınız çok merak ediyoruz..

En sevdiğim diye düşününce seçmek kolay değil. Benimkiler en sevdiklerim mi emin değilim. Liste uzayınca nasıl oldu da unuttum diyeceğim bir sürü film çıkacak. Aklınıza ilk gelen ya da bir şekilde hep orada kalan, önemlidir. Öyle düşünün:)

13 Comments

Add yours
  1. melis

    Les Misérables (Bille August 1998)
    The Gambler (Károly Makk 1997-ki tam manasıyla uyarlama sayılamamkla birlikte hem uyarlamayı hem de kitabın yazılış sürecini anlatır.)
    neler vrdır kimbilir başka …

  2. zerdim

    İnci Küpeli Kız; (girl with a pearl earring)
    colin firth’in scarlet johanson’un kulağını deldiği ve johanson’un acıyla dudağını ısırdığı sahne ayrıca holivud’un en erotik sahnelerinde de top 10’a girer. evet bence girer.

    Brigitte Jones Diary; ama sadece ilki.
    Çok tatlıydı, çok gülmüştüm, yine izlesem yine çok gülerim.

  3. Haiku Pacha

    Ama galiba üç kez In Cold Blood sonra Breakfast at Tiffany’s.

    Hababam Sınıfı’nı unutmamalı.

    The Wizard of Oz. Değil mi? Ya, ya…

    Ve de All Quiet on the Western Front.

  4. Nihan Beyit

    Roman Polanski’nin Bitter Moon u bence çok iyidir ve
    The Shawshank Redemption haa Fight Club’ı da unutmamak lazım.

  5. Esra

    İlk aklıma gelen “Great Expectations”. Sonra “Perfume” gelebilir mesela. Ah tabii ki bir de ” Lolita” ve de “English Patient”.

  6. diloy yalçın

    pride and prejudice (1940) – mr darcy’yi laurence olivier oynuyo, senaryolaştıran aldous huxley, daha nolsun?
    (bu arada en kötülerden bahsetmek de ayrıca zevkli: o joe wright denen korkunç adamın çektiği pride and prejudice. joe wright, mr darcy’nin hangi tarlada çalıştığını hayal ediyosa, kendisini yanık tenli bi matthew macfayden’a oynatmış.)
    ang lee’nin sense and sensibility’si.
    ishiguro’nun remains of the day’i – james ivory
    yabancı’nın zeki demirkubuz yorumu – yazgı
    bi de tabii, sin city.

  7. Emrah

    Dangerous Liaisons var.
    Sonra Harry Potter and the Prisoner of Azkaban. ve de Lord of the Rings serisi..
    Ha tabii, High School Musical 3

  8. Yeşim Erdem

    Yazıyı ilk yazarken kendimi tuttum. Hadi zaafımı ortaya koymıyım dedim. Ama heyhat, yorumlara girmiş. Teslim oluyorum:) Pride and Prejudice hep uyarlandı, hep uyarlanacak. Öyle bir malzeme. Ama en iyisi denince Andrew Davies’in uyarladığı BBC’nin 6 bölümlük dizisi üstüne tanımam. Mr. Darcy olarak da Colin Firth’in. Öyle bir ikili oldular ki, birbirlerinden beslendiler. Kitabın kabalık derecesinde kasık ve kibirli Darcy’si, Colin Firth’ün suretinde, karakteri pek de yumuşatmamasına rağmen tüm zamanların en çekici adamı oldu çıktı. Bridget Jones’un Mark Darcy’si ona modern dünyada duyulan özlemin açık ifadesi. Filminde de aynı karakteri Colin Firth’ün oynaması süpriz değil. Zira özlem duyulan Colin Firth’ün hayat verdiği Mr. Darcy. Karakter patladı, derken oyuncu patladı, derken yüzyıl sonra Jane Austen furyası aldı yürüdü. Bence bunların hepsi Bafta ve Emmy ödüllü o dizi sayesinde oldu. Bu analatik bir tespit değil, tamamen duygusal ama bence kesin öyle:)

  9. balkan talu

    les miserables claude lelouch
    koku tom tykwer
    yüzüklerin efendisi peter jackson
    hitchchock tarafından yapılan bilumum patricia highsmith uyarlamaları strangers on a train mesela
    stand by me rob reiner
    blade runner ridley scott
    bir uzay efsanesi stanley kubrick

  10. nuray caglar

    nick hornby`den about a boy ve high fidelity. misal about a boy`u antidepresan olarak duzenli seyreden arkadasim var:)

+ Leave a Comment