Kısalara kulak verin, en sevdiğinizi onurlandırın


Geçtiğimiz yıl ‘Neyse Halim, Çıksın Falim‘ filmiyle kısalar arasında seyirciler tarafından birinci seçilen ve ödül olarak Amsterdam’daki IDFA belgesel festivalini izleyen Zeynep Gürsel, bu sürecin ona ne ifade ettiğini anlatan ve !f seyircisine teşekkür eden çok zarif bir yazı yazmış. Oylarınızın anlamını siz de görün ve izlediğiniz kısalardan sonra o minik kağıtlara tercihlerinizi yazmayı ihmal etmeyin diye..

“İstanbul’dan cok uzakta,  Amerika’da ders verdigim universitenin bulundugu Michigan’dayim. Haftalardır kar yağıyor.  Penceremdeki görüntü siyah beyaz bile olamayan, silik gri beyaz görüntüler arasında gidip geliyor.  Beni böyle gri havalar mahvetti olabilirdi bu metnin ozeti… ama değil.

Değil çünkü gecen yıl !f Istanbul seyircileri üşenmeden oy verip seyirci ödülüne layık gördükleri icin, ben de Kasım sonunda !f Istanbul’un davetlisi olarak Amsterdam belgesel film festivaline gittim.  Hayatta aldığım en güzel ödüldü belki de.  !f Istanbul seyircileri bana belgesel  dunyasının en son hasatını izleme, bundan sonra yapmak istedigim filmleri de bu çerçevede düşünme firsatı vermiş oldu.  Altı günde 48 film seyretmişim!  Kimisinde güldüm, kimisinde ağladım, kimisinde sinirlendim ama hepsinde oğrendim ve bir kere daha belgeselin gücüne hayran kaldim.

İşte bu gri havaları şimdi cekilebilir kilan hala gözümün önüne sıkça gelen film fragmanları. Görsel olarak en etkilendiğim film, Yuri Ancarani’nin Italyan Carrara dağlarından mermerin nasıl çıkarıldığını gosterdiği Il Capo idi.  Bence bir filmin konusu ne kadar enteresan olursa olsun, görsel olarak da seyirciyi etkilemeli. Yani müthiş bir filmi, öykü ya da makale ya da radyoda söyleşi olarak hayal edememeliyim. Işte Il Capo öyle bir film. Adeta insanın soluğu kesiliyor. Ve bunu sadece 14 dakikada ama tam 14 dakika boyunca yapıyor!

Tum !f seyircilerine candan teşekkürler. IDFA’ya katılmak bana belgeselci olarak çok şey kazandırdı. Şimdi !f’in web sitesine bakıp hayıflandım. Istanbullu seyircileri çok kıskandım.  Yine nefis bir şölen düzenlenmiş onlar için. Ve ben bu yıl da !f Istanbul’a gelemeyeceğim. Ama herkese iyi seyirler dilerim.

Özellikle, İran’daki son seçimleri bloglara yazılanlar ve animasyon kullanarak anlatan The Green Wave’i herkese tavsiye ederim. Film bir yandan !f Istanbul’un belgesel ve kurgu kategorilerini sorgulama geleneğini devam ettiriyor. Öte yandan son haftalarda Tunus, Yemen ve Mısır’da yaşanan protestoları da karşılaştırarak değerlendirmek icin bir pencere açıyor.  Ortadoğu’daki bu protestolar farklı dalgalar mı yoksa tek bir dalganın farklı yansımaları mı?

Ve lütfen oy vermeyi unutmayın sevgili seyirciler. O oylar sayesinde birinin daha gözleri film fragmanlari ile dolsun.”

+ There are no comments

Add yours