Kadına yönelik şiddete hayır, durdurmaya da hayır


violence3Yazmak için o kadar depresif bir konu ki bütün gün elim gitmedi. Okudum da okudum. İyice içim sıkıldı. Türkiye’de kadınların yüzde 42’si şiddet görüyormuş, bunun yarısı bunu söz konusu bile etmiyormuş. KADER başbakana yazdığı mektupta, bu yıl 400 kadının öldürüldüğünü, 100 kadarının da kadın merkezlerine başvurarak hayatta kalabildiğini söylüyor. Arka arkaya bir sürü istatistik yazabilirim, hepsi ‘şok!’ ‘şok!’ haber jeneriğini hakeden cinsten… Ama senede bir hissedilen bu şokun, pasif bir vicdani ağırlık dışında birşeye yaradığı pek olmuyor.

Kader gibi Selis gibi kurumlara hayranlık duymamak mümkün değil. Kader diyor ki biz burada Türk, Kürt, Arap, Azeri, Zaza, başörtülü, başörtüsüz bir sürü kadınız. O büyük meseleler burda konu bile değil. Bizim sorunlarımız kadın olmakla ilgili.  Selis diyor ki, yasaların değişmesinin anlamı yok, zihniyet değişmedikçe. Sistem, hükümet, devlet ve devletin en küçük birimi olarak aile bu şiddeti besliyor. Zihniyet hep barıştımak istiyor aileleri. Polisi de, yargıcı da, küçük yerlerin nüfuslu insanları da. Kadına alternatif hayat yaratmaktan bahsedenler sadece sivil toplum örgütleri. Onları da program yoğunluğu nedeniyle görmüyor başbakan. Üç çocuk yapın öğüdü veriyor onun yerine. Kadınlar güçlenirse toplum yozlaşır deniyor. Pozitif ayrımcılık referandum yemi olarak sunulup, sonra başbakanın ağzıyla sabote ediliyor. Kadına yönenlik şiddete hayır günü, çocuk hakları günü, çevre günü vs… her yıl utanç istatistikleriyle hatırlanıyor. Senede bir gün başlar öne eğiliyor, biran önce ertesi gün gelsin de gündem değişsin isteniyor.

1 comment

Add yours
  1. Yeşim Erdem

    Yazıyı yazdıktan sonra Bingöl Elmas ve Pippa’ya mektubum geldi aklıma. Geçen yıl göstermiştik, Pippa Bacca’nın Gebze’de sonlanan barış yolculuğunu, Elmas’ın siyah gelinlikle tamamladığı belgeselini. Merak ettim geçen yıldan bu yana ne oldu, memleketin erkek haritası ne vaziyette, kadına yönelik şiddeti tartışmaya devam mı? Elmas’a sordum. Dere tepe düz gidip filmi göstermişler, tartışmışlar. Kendisi anlatsın:

    “Pippa’ya Mektubum filminin !f’le başlayan festival yolculuğu bereketli ve anlamlı bir şekilde devam etti. Yaklaşık 11 Ulusal ve uluslararası festivalde gösterildi. 8 Mart ve 25 Kasım’da Diyarbakır, Van, Zonguldak, Batman, Bursa, İstanbul, Van, İzmir, Ankara ve Konya’da özel gösterimler yapıldı. Bu buluşmlar bir film paylaşmanın ötesine geçti. Uzun ve derin sohbetler oldu. Nedenleri ve sonuçlarıyla memlekette kadın olmanın her bir halinden bahsedildi. Bazen bir özelleştiriye dönüştü, en çok da katılan erkek arkadaşlar tarafından. Kimse çekinmedi ve sakınmadı bu özeleştirilerde. Kadın meseleleri sorgulandı, itirazlar edildi, çözümler arandı, ‘ne yapmalı nasıl yapmalı’ sorusuna herkes kendi yaşamında örneklerle katıldı, deneyimlerini aktardı.

    Bazen de milliyetçi hasasiyetlerin bilindik duvarları ile karşılaşıldı. ‘Her yerde olurmuş böyle şeyler, niye Türkiye’ye fatura ediyormuşsuz ki’ diye karşılandık, kısmen de tehdit edildik. Diyebilirim ki bu söyleşiler bizim için kadına yönelik her tür durumla ilgili bir tür sağaltma gibiydi. Ve çok anlamlıydı.”

+ Leave a Comment