Julia Roberts tatilde…


eat-pray-love

Kitapta şöyle diyor: Eat, pray, love… One woman’s search for everything across Italy, India and Indonesia..

Film özetle, Julia Roberts tatilde…

Kitap olarak ciddiye aldıysam samimiyetinden aldım. Filmde o samimiyet de yok, onun yerine Julia Roberts var. Julia Roberts tarzı jenerik samimiyet. Mona Lisa gülüşü… Notting Hill pırıltısı…Erin Brockovich sağlamlığı… Bütün tanımlar bütün filmlere uyarlanabilir. Bunları Julia Roberts’ı eleştirmek için söylemiyorum. Hakkında zamanında Atilla Dorsay’ın ettiği çok doğru bir laf var: Çok güzel değil, çok başarılı da değil ama kamera onu seviyor. Hakikaten bir Julia Roberts filmi, filmden, oyunculuktan herşeyden bağımsız olarak seyirlik olabiliyor. Ama işte Julia Roberts filmi oluyor. Karakter eziliyor. Elizabeth Gilbert bile…

Elizabeth Gilbert kendini arama hikayesinin amerikancasını anlatıyor kitabında. Komunalin kollektif, içselin bireysel, paylaşımın destek grubu olarak yaşandığı bir dünyanın mensubu olarak, dünyanın öbür ucuna içsel bir yolculuğa çıkıyor. Okurken arada bunun getirdiği sindirim problemleri oluyor ama kadın sonuçta amerikalı, yapacak bişey yok ve kendi deneyimini yazıyor, hem de büyük bir açıklıkla. Kuşku duymadığınız bişey varsa samimiyeti. O yolculuğu etkileyici ve özenilesi kılan da o. Filmde ise, bu yolculuğun içsel boyutu, twitter’da gaipten gibi gelen alaindebotton özlü sözleri misali kontekst dışı ve havada kalıyor. Anlatıcı arada kitaptan pasajlar okuyor ama dinlemeyi bile unutuyosun. Daha doğrusu konuyla alakası pek de yokmuş gibi kulak vermeyi unutuyosun. Zira pek yok aslında.

Yani bu kadın aşk, seks ve yemek kokan Roma’da, depresyonda olduğunu farketmemiş miydi? Sürekli birilerine tutunmamak, yanlız varolma deneyimini yaşamak için ilişkiden uzak durup iştahını yemeğe yöneltmemiş miydi? Hem etrafındaki herkes gerçek aşkı bulan muhteşem çiftlerden mi oluşuyordu? İtalya’nın edepsiz iştahı neden dizginlenmek istensin ki? Yönetmen katolik mi diycem ama kendisi Nip/Tuck’ın yaratıcısı Ryan Murphy.

Hindistan’da meditasyon süreci inanılmaz eziyetli değil miydi? Kadın aslında tüm yolculuğun en büyük sınavını orada zihnini susturarak vermiyor muydu? Taş silmeler, sabahın dördünde kalkmalar, meditasyona oturamamalar, sinekler bir noktada kabus gibi değil miydi? Filmde benim gördüğüm Hindistan, Hintli hiçbir öğretiyle alakalı olarak değil, aşramda kalan başka bir amerikalıyla ‘Richard’la (muhteşem Richard Jenkins) tanışması açısından önemli. Orada ne öğreniyosa da zaten gurusundan, aşramından değil, Richard’ın omuzlarından tutup tutup sarsmasından öğreniyor.

Nitekim Bali’de de aşık olduğu adamdan kaçmamaya bile mentoru Ketut söylediği için karar veriyor. Bu kadın bu yolculuktan ne öğreniyor ben anlamadım. Kitapta anlamıştım…Daha taşkın, daha çeneli, daha fevri, dengeye neden ihtiyaç duyduğunu netçe görebildiğiniz bir kadının yolculuğu, olmuş stabil, dingin, yumuşak, şanslı bir Julia Roberts tatili…

Filme gitmeden önce kitabın sadece romantik boyutunu alacaklar ve bir aşk filmine çevirecekler diye korkmuştum. İzlerken korktuğum bari başıma gelsin istedim. O bile olmadı. Liz’in hastalıklı aşkı, ateşli ve dengesiz David’i, James Franco gibi cuk oturacak bir aktöre veriyosun ve ortaya bu kadar sıkıcı, kimyasız bişey çıkarıyorsun. Olacak gibi değil ama olmuş… Javier Bardem sağolsun olayın romantik boyutunu, filmin sonunda da olsa tek başına sırtlamış.

Kitabın yayımlanmasından sonra, Elizabeth Gilbert içsel yolculuğunu dışsal kaynaklarda değerlendirip müthiş paralar kırdığı için bir dolu sinik yoruma maruz kaldı. Bunalımını, dertlerini şımarık bulanlar, doğu-batı her boyutuyla terapi kültürünün aşırı self-obsessive bir noktaya geldiğini iddia edenler oldu. Andrew Gottliberg yolculuğunun erkek versiyonunu yazdı: Drink, play, fuck… one man’s serach for anything accross ireland, Las Vegas and Thailand. Hal böyleyken filmin hiç şansı yok diye düşündüm. Kitabın Liz’i şımarıksa, filmin Julia’sı tam dayaklık zira. Ama anladığım kadarıyla kitabı okumayanlar o kadar his alamamış ki filmden, öyle tepkisellikler bile geliştirememiş. Öyle izlemişler filmi… bir Julia Roberts filmi gibi…

+ There are no comments

Add yours