“İsa birinin günahları yüzünden öldü ama benimkilerden değil!”*


Patti Smith 1975 by Robert Mapplethorpe 1946-1989*”Jesus died for somebody’s sins but not mine.”

Bu sözler Patti Smith’in 1975’da kaydettiği ilk LP’si Gloria‘dan. Smith 1967’de South Jersey’den New York City’e taşındığında 21 yaşındaydı. Yaşamının gerisi bugüne kadar uzanan epik bir tarihi yansıtıyor. Bir şair, müzisyen, rock’çı, aktivist ve en son bir yazar olarak pop kültürün hipnozundaki kitleleri, sürünün arkasından koyun çalar gibi bir bir kendi kültüne bağlamayı başarıyor yıllardır.

Patti Smith’in derinden etkilendiği beat kuşağı yazarlarına olan saplantım 2009’da Jack Kerouac’ın ‘On the Road’ (Yolda) romanını ‘hayta’ ressam Ergin Atlıhan’ın evinde bulup iki gün evinden çıkmayarak okumamla başladı. Daha sonra Allen Ginsberg’in ‘Howl‘unu anlamaya çalıştığım altı aylık bir dönem var. Ardından ise yazdığı her şeyi büyülenmiş bir şekilde hayatıma uyguladığım Burroughs‘un edebi himayesine girdim. Naked Lunch, Queer ve Junkie benim kutsal kitaplarım oldu.

img-patti-smith-1_133132350240Smith’in şarkıları hayatıma, Robert Mappelthorpe ile olan arkadaşlığına odaklandığı anı kitabı Just Kids (Çoluk Çocuk) ile 2010’da girdi. Chelsea Oteli’nde Ginsberg, Burroughs, Warhol, Hendrix, Morrison ve daha bir çok insanla karşılaşmalarından söz ederken kullandığı ‘hürmetli’ ama rahat kelimeler beni çok heyecanlandırmıştı. Bu insanlar hayat tarzlarıyla yaşadıkları dönemdeki ‘toplumsal doğru’lara boyun eğmeyi reddederek bir başka hayat mümkün deme cesaretini gösterdiler. Şiir, beste, yazı, resim, fotoğraf ve filmleriyle ise kendileriyle birlikte büyüyen ve kendilerinden sonra gelen birçok insana cesaret kaynağı oldular.

Patti Smith’den girdin beat kuşağına geçtin nereye bağlayacaksın dediğinizi duyar gibiyim. Vatikan’da her sene gerçekleşen Noel Konseri’nde önümüzdeki ay Patti Smith’in sahne alacağını okuduğumda bir hayli şaşırdım. Şiirlerinde sık sık dini öğreti ve inanışları zekice alaya alan Smith’in Vatikan’da konser vermeye çağırılması ve onun da bunu kabul etmesi gerçekten kulağa garip geliyor. Başlıktaki şarkı sözünün içinizdeki inananı gıdıklayarak her kahkahada sizi biraz dinden çıkarması için Hristiyan olmanıza bile gerek yok. Peki bu Vatikan işi de ne oluyor?

Kendisine sorulduğunda ”Papa Francis‘i seviyorum ve onun için şarkı söyleyeceğime memnunum. Dindar bir çocuk olarak büyütüldüm ve ilk albümümde geçen ilk kelime İsa idi. Bu konuda çok düşündüm, İsa karşıtı değilim, ama 20 yaşındaydım, kendi hatalarımı yapmak istiyordum ve kimsenin benim için ölmesini istemiyordum. O 20 yaşındaki kızın hala arkasındayım, ama evrildim. Düşmanıma şarkı söyleyeceğim! Tektipleştirilmek hoşuma gitmiyor ve ne b.k yapmak istersem yaparım, özellikle şu yaşımda…” diyerek beni benden aldı. Alıntı Guardian‘dan.

Smith ve yukarıdaki ismi geçen diğer punk, beat, rebel, ne derseniz, insanların bana göre en etkileyici özellikleri de bu; sürekli evrilip değişerek tek bir doğruya saplanmayı reddetmeleri. Öyle ki verdikleri ilhamdan seneler içinde Vatikan bile nasibini almış görünüyor.

yazarı twitter’da takip edin

+ There are no comments

Add yours