İlk berbat film, ilk yarısında kaçış, ilk bet eleştiri


the_tourist‘Yıla nasıl başladıysan öyle gider’ doğruysa fena yandım. 2011’in ilk günü Turist’te gittik. Neden gittik bilmem. Yılbaşı gecesi ertesi, beyin hücrelerimizin büyük bir miktarını içkiye heba ettiğimizden hafif takılalım dedik ama belli ki beyin hücrelerinin o haliyle aldığın kararlara da güvenmemeli.

Kimya yokmuş diye duyduk ama ne kadar olmayabilir ki dedik. Angelina Jolie, Johnny Depp. Tamam birinde anoreksik çöküntü, öbüründe orta yaş gıdısı, bel simidi vs.. ama yine de biri Angelina Jolie, öbürü Johnny Depp. Yok hakikaten. Kimya da yok, akıl da, eğlence de, ve hatta güzellik de… Tatsızlık var. Her karesinde.

Jolie, nasıl oynarsam, doğal olana en uzak performansı sergileyebilirim şeklinde deneysel bir işe soyunmuş gibi. Güzelliği, büyüleyiciliği, insanlar üzerinde bıraktığı etki o kadar abartılmış ki, bir süre sonra çekici bulmamaya, kusur aramaya başlıyorsun. Halbuki güzel kadın izlemek zevklidir sinemada. Ufak tefek beceriksizlikleri affedersin, gözünü alamazsın. Jolie’den sürekli gözünü almak istiyorsun zira artık onun adına utanç duymaktan, inanamaz ifade takınmaktan yoruluyorsun. Heyhat izin vermiyor kamera. Second life avatarları gibi insana özgü olmayan haller ve tavırlarda oradan oraya süzülüp duruyor. Depp’e ne versen altından kalkıyor ama neden orda, bunu kendine neden yaptı anlamak mümkün değil.

Tüm bu şekilsel ve yüzeysel detayları bir tarafa bırakıp, içeriğe bakınca daha da hayret ediyoruz olan bitene. Akşamdan kalma gittiğin süper starlı bir romantik/entrika/komedi filminden ne bekleyeceğini bilirsin. Pek bişey değildir. Biraz ayyy, biraz vay, biraz ıyyy. Iyy’da ok’dir. Bütün ‘feel good’ filmlerinde bir doz gerekir. Senaryo şaşırtmaz, çekimler sarsmaz, sonu üzmez.

Sonunu bilemeyeceğim çünkü hayatımda ilk kez bir filmin yarısında çıktım. Geri kalan herşeyse şaşırttı, sarstı ve üzdü. Bir dolu para harcanmış bir yapımın, ortalama bir senaryo bile çıkartamamasına akıl sır erdirmek mümkün değil. Greys Anatomy’nin en ıyyy diyologlarını yazanlar bile, bir seviye koyuyorlar ortaya, hedeflediklerini yaptıklarını hissettiriyorlar en azından. Burdakiler ‘yok artık’ seviyesinde. Trende ilk tanışma anında şöyle bir diyolog geçiyor mesela aralarında.

I am Elise
Frank
That’s a terrible name
It’s the only one I’ve got
Maybe we should find you another
ok

Jolie, femme fatale’lere uygun olarak küstah, etkieyici ve zeki olmalı anladık. Ama bir tık zeka olsaydı o zaman. O olmadan etkileyicilik de olmuyor. Küstahlık tek başına çok itici. Aptal sarışın olsaymış bu diyolog olabilirmiş. Kız saf saf bunları dermiş, adam da bir yandan dalga geçerken, bir yandan etkilenirmiş..

Ve film, en azından ilk yarısı, bunlarla dolu. Enfes Venedik sahneleri (aynısı kartpostallarda var, onun için gideyim demeyin) ve ısmarlayıp yemedikleri yemek isimleri iştahımızı açtı, güzel bir ziyafet çektik. Bir o işe yaradı.

Bu da hayatımda yazdığım en bet eleştiri oldu. İlk berbat film, ilk yarısında sinemayı terketme, ilk korkunç eleştiri. Yılın ilk günlerinde bu kotaların tamamını doldurup sıramı savmışımdır umarım.

PS: Filmin tamamını izlemeden bunları yazabildiğim için kendimi zerre kadar haksızlık etmiş hissetmiyorum.

1 comment

Add yours
  1. beril

    kesinlikle söylediğin her şeye katılıyorum. Belki biliyorsunuzdur bu aslında 2005 yapımı bir Fransız filminin remake i. Orjinalinin adı Anthony Zimmer. Sophie Marceau ve Yvan Attal oynuyor. Yine bir başyapıt değil belki ancak bu tarz bir senaryoda aradığımız romantizm/macera/gizem/komedi tatlarını dengeli bir biçimde veriyor. Bir kere diyaloglar oldukça gerçekçi, oyuncular karizmatik ama gerçek yani senaryonun bu film icabi rastlantıları filan o kadar batmıyor. Aslında tam Holywood remake i yapılır diyosun izleyince ve Angelina da o role kağıt üzerinde olur diyosun, ama ancak şöyle bir hitchcock gelse grace kelly li cary grant li yapsa olurmuş….evet angelina sadece poz veren bir güzel bir robot gibi, depp komik olması gereken yerlerde sparrow a bağlıyor onun dışında da sıkıcı…yani tourist i izleyenlere hemen anthony zimmer diyorum, aklınızda iyisi kalsın…

+ Leave a Comment