#Cannes2015 Günlüğü -2-: Film Pazarı ve Bazı Dedikodular

#Cannes2015 Günlüğü -2-: Film Pazarı ve Bazı Dedikodular


Önce önemli olaylar:

Sevgi Tumen’in yazıp yönettiği ‘Conscience’ın Cannes Short Corner’da gösterim zamanı belli oldu. Burada olup duymayan varsa, 21 Mayıs Cuma günü saat 14:15’te Short film Corner Screening Room 2’de olacak. Ben dönüyorum Cuma sabahtan ama Türkiye pavyonunu dolduran tüm dostlar gidip destekleyecektir.

IMG_1599

‘Conscience’

Aynı bölümde Irmak Karasu’nun !f 2015’te gösterdiğimiz ‘Edifice’i de Cannes seyircisiyle buluşacak. Henüz tarihi belli değil, olunca onu da yazacağız buraya ve twitter ile facebook’a. İlgilenenler takip edebilir.

Dün ilk gün heyecanıyla şikayet mektubu yazmışım resmen, bugün biraz Cannes Market’ini konuşalım. Cannes Film Festivali’yle aynı anda gerçekleşen Marché du Film’den bahsediyorum. Bütün o yarışmalar, kırmızı halılar ve kameralara yansıyan şaşaanın arkasında festivalden daha büyük bir film pazarı kurulu. Bu seneki sayıyı bulamadım ama geçen sene markette 110 ülkeden tam 1450 film gösterilmiş. Tüm dünyadan film dağıtımcıları, ithatlatçılar, kısaca ‘buyer’lar Cannes sokaklarında bir haftadır maraton koşuyor. Havalı cümlelerle anlatılmaya değer bir şey galiba ama aslında herhangi bir sektörün uluslararası alım-satım fuarından farklı bir şey değil. Filmler izleniyor, teklifler veriliyor, pazarlıklar yapılıyor ve imzalar atılarak satış gerçekleştiriliyor.

Filmlerin sinema gösterim, festival dağıtım, DVD, televizyon satışı ve hatta havayolu/gemi şirketlerine satışlarının hakları farklı ülke ya da bölgelerdeki dağıtımcılara değişik sürelerle (genelde 8 yıl) satılıyor. Kiralanıyor demek daha doğru sanırım. Yani seneye Türkiye’de sinemalarda ya da TV’de hangi yabancı filmleri göreceğimizi şu anda Türkiyeli dağıtımcı arkadaşlar alacakları filmleri seçerek belirliyor ve biz de şimdiden öğrenmiş oluyoruz. Eklemek gerekir ki tek market Cannes değil, AFM (American Film Market) ve Berlinale ile eş zamanlı gerçekleşen Berlin Market’i ve dahası da aynı şekilde işliyor.

Sektörel bir sürü duyum, haber var kulaklarımda ancak hangi şirket hangi filmi kaça almış ‘dedikoduları’yla sizi sıkmak istemem. Ancak şunu söylemeliyim ki burada stand açan yabancı dağıtım şirketleri Türkiye pazarındaki rekabeti konuşuyor. Çünkü filmler resmen kapanın elinde kalıyor, teklifler art arda ve kıran kırana rekabetle veriliyor. Bunun Türkiye film sektörünü önümüzdeki yıllarda nasıl etkileyeceğini izleyip göreceğiz. Filmler vizyon görebilecek mi, TV kanallarına verilen filmlerin kaçta kaçı bıçaktan kaçabilecek, festivallere son dönemde uygulanan şakasal yaptırımlar ya da popüler kullanımla ‘sansür’ bu filmlerin buraya ya da diğer dünya marketlerine gidip filmi izleyen dağıtımcılar dışında ülkedeki diğer insanlarla gerçekten buluşup buluşamayacağını sorgulatıyor insana. Ama bu başka bir günlük yazısı konusu. Şimdilik kapatıyorum o yüzden.

Marketle ilgili ya da genel sektör işleyişiyle alakalı sorularınız varsa yorumlarda sorabilirsiniz.

Dedikodu köşesi:

Ben bugün 4 film izledim, ailecek 13 film izlemişiz. Hangileri mi? Sürprüz :)

Natalie Portman’ı gördüm. Çok şeker.

Croisette’te bir sonraki film için depar halinde koşarken karşıma Palme d’Or jürisi çıktı. Jake Gyllenhaal’in arkası dönüktü :/ ama Xavier ile göz göze geldik. Bence o da bana karşı boş değil.

suçun gerçekleştiği salon

suçun gerçekleştiği salon

Neeraj Ghaywan’ın ‘Masaan’ından başka bir filme yetişmek için (bakın isim vermiyorum çok gizli diğeri çünkü) filmin ortasında insanları deli rahatsız ederek çıktım. Her zaman yaptığım gibi kapıdan çıkar çıkmaz telefonumu elime aldım. Ama elim boştu. Koltuğa düşürmüşüm. Geri girip herkesi tekrar rahatsız ederek telefonumu aradım, buldum ve tekrar herkesi rahatsız ederek çıktım. Evet yaptım bu çirkinliği. Filmi erken terketmek sorun değil burada (her festivalde olduğu gibi) ama yine de yani Zaf, yine de… Neyse bunu yazınca biraz geçti içimdeki rahatsızlık. Yazmak iyi geliyor. Ben kişisel günlüğümü de mi buraya taşısam? Yok, tamam heyecan yapmayalım taşıyamam.

accueil'de kimse yok ama Serra ve Onur'a danışabilirsiniz. ps. vardılar, yolculukları güzel geçmiş. sorduğunuz için teşekkür ediyorlar.

accueil’de kimse yok ama Serra ve Onur’a danışabilirsiniz. ps. vardılar, yolculukları güzel geçmiş. sorduğunuz için teşekkür ediyorlar.

Bugün kızlarımızı yolcu ettik, üç kişi maratona devam ediyoruz. Biz bu sene ailecek Cannes’a gelince burası biraz şenlendi son iki gecedir, maceraları kişisel günlüğümü ele geçirenler şeyedebilir.

Yarın konuşmak üzere !f insanları. Size güzel filmler bakıyoruz ve gelecek Şubat’ta !f 15 yaşına gireceği için bu sefer bi’güzel bi’değişik heyecan da var. Aman tamam sayılara takılmıyoruz, yaş değil yaşadıkların önemli, ok.

Çok sevgi.

+ There are no comments

Add yours