!f ² ikinci yılında epey boy attı!


!f ² : Istanbul’dan Canlı programı belli oldu. Bilmeyen varsa hatırlatalım. Online sinema sitesi MUBİ ile ortak projemiz !f², ilk geçen yıl yapıldı. Amaç !f’le özdeşleştirdiğimiz filmlerden bir seçkiyi İstanbul ve Ankara’nın ve hatta Türkiye’nin ötesine taşımak. Aynı anda canlı canlı 25 yerde yapıyoruz bu yıl. Bunların üçü yurtdışı. Gösterimlerin ardından yönetmenlerle yaptığımız söyleşileri de yine hep beraber canlı canlı izliyoruz. Ramallah, Tiflis ya da Eski Kudus’te !f’i izleyen bir katılımcı, İstanbul salonumuzdaki yönetmenlere sorularını iletebiliyor.

Geçen sene gösterdiğimiz filmlerle sınırları yoklamıştık. Dünyaların, ülkelerin, insanların sınırlarını araştıran, zorlayan filmleri seçmiştik. Bu yıl meselemiz, ‘birbirimizle nasıl konuşuruz?’ Genellemeden, dışlamadan, birbirimize muhafazakar gözlüklerle bakmadan. Küçük insan resimlerinden yola çıkarak cevap arıyor bu soruya seçtiğimiz filmler. Ortak temaları bu ama komediden belgesele, dramadan animasyona her tarz var.

Four Lions (Dört Aslan) mesela. Yılın en ilginç filmlerinden.. İngiliz dört müslümanın intihar bombacısı olma gayretlerini komediyle anlatıyor. Televizyon komedileriyle tanınan Chris Morris, burada da aynı alaycı üslubu kullanmış ama beklenmedik dramatik dönüşler de katmış. Konu intihar bombacıları, başrolde beyaz olmayan dört müslüman ama bu yıl izlediğim en ingiliz yapım. Yüzde yüz ingiliz mizahı.

Fleurs du Mal (Kötülük çiçekleri), Paris ve Tahran’ı birbirine bağlayan bir aşk hikayesi. Arka planda geçen sene tüm dünyanın youtube ve twitterdan takip ettiği kanlı İran protestoları. Tüm sevdiklerini ülkesinde bırakıp Paris’e gelen bir İranlı ve hiç sevdiği olmayan bir Fransızın kırık dünyalarında birbirlerine tutunması…

Başka? Kırmızı gezegende hayat bulunmasıyla oraya keşfe giden üç astronotun anime hikayesi Mars. Ünlü fransız fotoğrafçı JR’ın, üçüncü dünya ülkelerindeki kadınların durumuna odaklandığı ve medyayı eleştirdiği filmi Women are Heroes (Kadınlar Kahramandır). Çocuk olmaya ve ilk cinselliğe nostaljiyle bakan El Ultimo Verano de Boyita (Boyita’nın son yazı)

!f ²’yi organize etmek de ciddi meşakatli bir iş. Bu iş, aynı zamanda bloğumuzun müzik editörü olan Duygu ve Ece’ye bakıyor. Duyguya kulak verelim:

Seçilen bölgelerde genelde stk’lar aracılığıyla hoplaya zıplaya eli sinemaya uzanan bir kişi buluyoruz. Derdimizi anlatıyoruz, heyecanlarına tanık oluyoruz. Onların yardımıyla bulduğumuz gösterim mekanarıyla temasa geçiyoruz. Kimi yerde organizasyon ve salon ortak oluyor, kimilerinde ayrı kurumlar üstleniyor. Bunların hepsiyle tek tek görüşüp derdimizi tekrar tekrar anlatıyoruz. Sonra işin teknik altyapısını hazırlamak geliyor ki bu donanım ya da teknik bilgiye sahip olmayan pek çok yer için epey sancılı bir süreç. Kimileri kızıyor neden internet üzerinden yapıyoruz diye… Çok fazla yeni şey öğrenmeleri gerekiyor.

Neden internet? Çünkü kopya maliyetleri olsun, dağıtım hakları olsun bu filmlerin bu şehirlere gidememesi için pek çok neden var. Bizim MUBİ ile yaptığımız tüm bu maliyetleri ortadan kaldırıp, dijital yayın hakları üzerinden yeni bir dağıtım modeli denemekti. Geçen sene yaptık. Nefis oldu. Bu yıl daha fazla yere gitmek istedik. Daha bir sürü detay var… Alt yazıdan canlı söyleşileri ayarlamaya ama 25 Şubatta 6000 bin kişi aynı anda aynı filmleri izlediğinde bütün bu yorgunluğa değecek. Projeyi beraber yaptığımız yerlerdeki dostlarla birbirimize gözlerimiz dolu dolu defalarca teşekkür etmekten öleceğiz.

!f ² !f’in gözbebeklerinden. Başından beri hep kapsayıcı olmaya, yüzümüzü ötekine dönmeye çalıştık. Oluşturduğumuz bölümlerden, etkinliklere, seçtiğimiz filmlere, hatta partilere altta yatan prensip hep bu oldu. !f ² bu anlamda bizim ulaşmak istediğimiz yerdi. Festivali başka diyarlara taşımak, festivale alışık kitlelerin ötesine… Ve henüz bebek sayılır, sadece ikinci yılı ama hızlı boy atıyor!

+ There are no comments

Add yours