!f 2015’in Kalp Atışları


14. !f İstanbul kalbimize dokunan birçok anıyı bizimle bırakarak sona erdi. Festivalin 11 gününü tek bir video’ya sığdırmak zor, bu yüzden kalp atışlarımızı en çok etkileyen anlardan kısa bir kolaj yaptık.

Her !f’ten sonra beyazperdede izleyerek veya doğrudan tanışarak dokunduğumuz bir çok hayat hikayesiyle baş başa kalıyoruz. Günler geçip izlediklerimizi, tartıştıklarımızı, öğrendiklerimizi sindirdikçe birbirimize anlatacağımız yeni detaylar hatırlıyoruz ve bir sonraki senenin programı da hep bir önceki festivalin bıraktığı bu anılardan esinlenerek ortaya çıkıyor. Kalplerimizi en çok attıran anlara yer verdiğimiz bir e-bülten kısa zaman sonra inbox’larınızda olacak ama öncesinde sizin !f 2015 anılarınızı da duymak istiyoruz.

kalbe dokunan yorumlara #kalbinebak t-shirt’leri hediye

if-2Hangi filmleri izlediniz? Hangilerinin büyüsüne kapılıp, hangilerinde salondan çıktınız? Hangi karakter kalbinize dokundu? Hangi karaktere sinirlendiniz ya da anlam veremediniz? SALT’ta ‘Küçük Müdahaleler’de bulundunuz mu? Hangi müdahale sizi en çok etkiledi? Orada söylemek isteyip söyleyemedikleriniz mi var? Ya da filmlerden sonra yönetmenlerle gerçekleştirilen 24 soru-cevap seansında isteyip de soramadığınız sorular, yapamadığınız yorumlar…? Partilerde dans etmeyenin elinden tutup götürdünüz mü piste? Aşık oldunuz mu Fitaş fuayede ilk kez veya tekrardan? Bu sorulardan biri, hepsi, veya bir başkasına cevabınız varsa… Merak ediyoruz, !f 2015 anılarınızı altta yorumlar bölümünde paylaşın. Bu Cuma (20 Mart) gecesine kadar gelen yorumlardan, kalbimize en çok dokunan 5’inin sahibine KAFT‘ın !f 2015 için hazırladığı #kalbinebak t-shirt’lerinden hediye ediyoruz. 

Kalbimizden herkese hediye etmek geçse de t-shirt’ler !f ekibi ve gönüllüleri festival boyunca giysin diye sınırlı sayıda hazırlandı ve elimizde sadece 5 adet kaldı. Yorumlarınızı bırakırken e-mail adreslerinizi eklemeyi unutmayın ki sonra size ulaşabilelim.

13 Comments

Add yours
  1. ozan şişman

    sabahtan akşama kadar 3 film izleyip 3.de uyuklamam :) söyleşide zar zor soru sormam :)

  2. ABDULLAH GÜMÜŞ

    17 Şubat’tı ve yoğun bir kar yağışı vardı. İşyerinden hastaneye diye izin almıştım. 3 filmim vardı. İlk seansımız Kanyon’da La Cérémonie oldu. Film bitti dışarı bir çıktık heryer kilit. Araçlamı gitsek, metro ile gitsek karar verememiştik. Maceraya girip (gereksiz bir macera, metro varken) araçla yola çıktık.

    Fitaş’ta 17:30’da Norviyia ve 22:00’de A Girl Walks… filmleri vardı izlememiz gereken fakat trafik okadar fenaydıki artık geri dönüşü olmayan bir yoldaydık. Norviyia seansını kaçırdık. Neyse A Girl Walks… seansını kaçırmazyız diye düşünürken bir baktıkkı o trafikte filme tam 30 dk. var.

    Aracı Barbaros bulvarına bırakıp yürüyerek Fitaş’a gitmeye karar verdik ama artık A Girl Walks… seansı içinde çok geçti.

    Yani yoğun kar yağışı ve gereksiz macera arayışımız yüzünden 6 saat lik zaman kaybı 2 harika filmi kaçırmamıza sebep oldu.

    Bizde gittik biyerde yemek yiyip üzerine o soğukta sıcak bir çay içtik.

    Geçen seneki rekorumuzu geçemesekte bu sene 14 filmle izledik.

    Bu arada bu vahim olayda bana eşlik eden talihsiz arkadaşım Merve Yakut’a Sevgiler.

  3. gökçe evren

    14. If İstanbul, bilet bulabildiğim 3 filmi ( Ormanın Şarkısı, Pina ve Susan Sontag Hakkında), 2 tanıtım filmi(?) ve film çıkışı (düşüncesi ve duygusuyla) doyurucu sohbetleri ve 22 Şubat Susan Sontag Hakkında 15:30 seansı akşamında eve dönerken gözüme takılan bir sahneyle aklımda kalacak. İlk tanıtım filmindeki ‘Fabrika ayarlarına geri dön.’ sloganıyla bir ironiyle karşı karşıya bıraktı beni If ekibi bu sene. (İlgili tanıtım filmine herhangi bir yerde ulaşamadım ama yanılmadığımı umarak onun da ‘kalp atışlı’ filmle festival kapsamında gösterilen bir film olduğunu varsayıyorum.) Robotik bir biçimde düşünce ve duygu üretememeksizin kendimize verilen görevleri yerine getirirken ‘insan’ olduğumuzu nasıl da unuttuğumuzu yeniden anımsattı. Ve kalıbından çıkamayacak bir robottan farklı olarak fabrika ayarlarımızda olan ‘hissetme’ gücünü (hem düşünce hem de duygu yönünden) kullanmaya yeniden başlamamı; yine festival aracılığıyla öğrendiğim Ali Smith’in sözüyle ‘yaşamımı değiştirmek zorunda olduğumu’ bu festival (ya da belki de sanat eseri), bana yeniden anımsattı. Bir teşekkür borçluydum ve bunları paylaşmak istiyordum, ama unutmuştum, onu da bu vesileyle yapmaya karar verdim.
    Fitaş salonu veya etkinlik alanlarından birinde değil ama eve dönerken karşılaştığım sahneye gelirsem, oldukça basit ve insancıl bir andan ibaret. Taksim- Kadıköy sarı dolmuşlarından birinde eve dönecekken, dolmuşa son kişi olarak oldukça üzgün görünen pembe montlu bir kadın bindi. Siyah giyimli, şapkalı bir adamın yanına oturdu. Kadıköy’ e yaklaştığımızda arabada sadece ben ve bu iki insan kalmıştı, araba Kadıköy’e vardığında inerken üzgün olduğu kadar halsiz de görünen kadına iyi olup olmadığını merak edip son bir bakmak istedim. Kadın başını yorgunluktan yanındaki siyah kıyafetli tanımadığı adamın omzuna dayayıp uyuyakalmıştı. Filmler ve bu olaydan bir kaç gün öncesinde yaşanan olayların etkisiyle de olacak, kadından önce bir insan olarak ne zamandır böyle bir sahnenin parçası veya izleyicisi olmadığımı/olamadığımı duyumsadım, o an. Ne zamandır, kendi türüne yabancılaşmış ve güvenemeyen/güvenilemeyen, kendi türünü hissetmekten aciz olduğumuzu yeniden gördüm. Adamın yaptığı gibi ‘kınamadan’, ve kadının yaptığı gibi ‘korkmadan’ yaşamayı ve anı paylaşmayı ne kadar özlediğimi ve yaşamımı değiştirmek zorunda olduğumu* yeniden farkettim. İyi ki oradaydım.

  4. Nüket Kantürk

    Festivalde kalbimin duygu seyri: Yes Men İsyanda’yla kalp atışlarım bile isyan etti, Yasaklı Oda o kadar allak bullak oldu ki kalbim kendini kaybetti, Kum Parası’nda Dominik ezgileriyle dolu bachata şarkılarıyla kalbim bile dans etti, Tek Aşkım’da tüm salondaki kalplerle bir olup benimki de bir sahnesinde heyecandan ve şaşkınlıktan öylece kalakaldı, God Help the Girl’de Eve’le birlikte şarkı söyledi, Ben Michael’da derin derin düşüncelere daldı, Bizdeki Koku’da zaman zaman kusmak istedi, Susan Sontag Hakkında’da “Ne mutlu feminist bir kalbim diyene” dedi!

  5. Elif bayraktar

    Ankara’daki film gösteriminde X+Y yi izledikten sonra the Tribe’i izlemek üzere salona gittik. Film gerçekten vurucuydu. Önümdeki kadınların horlamaları arasında filmi izlerken sonlara doğru olan bi kürtaj sahnesinden çok fazla etkilenince tansiyonum düştü. Kendimi koşa koşa dışarı attım. Salonun önünde bayıldım. İyi ki görevliler vardı buz sekerli çay su derken kendime gelebildim.

  6. Nagihan Haliloğlu

    Belki de tüm kızlar geceyarısı sokakta tek başına daha rahat yürüyebilsin diye vampirin sokaktaki küçük erkek çocuğun ödünü koparıp iyi bir çocuk olmasını emredip onu hep izliyor olacağını söylemesi #GeceYarısıSokaktaTekBaşınaBirKız

  7. Oğuzhan Kayaş

    İzmir’e gelen 21 filmin 20 sini izlemiş olan biri olarak şunu söyleyebilirim ki İzmir çok yabana atılmış. Festivalin en iyi filmlerinden yoksun bir festival geçirdik lakin yine de !f dokunuşuyla gönlümüzü aldınız diyebiliriz. Şahsen en güzeli de tek geç kaldığım film olan plemya’ya girebilmek için konak metrodan – Piere koşarak 2 dk de gitmem oldu :) Sonunda harikulade bir film seyretmem ödül oldu. !f ekibine festivali İzmir’e getirdikleri için teşekkür ederiz lakin yine de filmlerin biraz daha fazla olmasını bekliyoruz :)

  8. Selin Çelen

    Beni en çok etkileyen film kesinlikle Toz Ruhu oldu.Salona girdim.Sessizlik.Sonrasında yönetmen Nesimi Yetik’in de bizlerle beraber filmi izleyeceğini öğreniyorum.Ve tam olarak arka koltuğuma oturması beni inanılmaz mutlu ediyor.Toz Ruhu’ndaki Metin’i unutamıyorum.Metin,fantezinin kralı diyordu kendi için.Arabesk müzikler dinler,kendi kasetlerine şarkılar söylerdi.Gündelikçi olarak evlere gider.Hayatından memnundur,şikayeti yoktur hiç.Perdedeki Metin,aslında hepimizin bir yansımasıydı.Olmak istediğimiz yönleri vardı.Olamadığımız parçalar taşıyordu.Film bittikten sonra,sözü yönetmen alıyor.Seyircinin soru sorma bölümüne geliyoruz.Salon yine sessiz.Parmağım yavaşça havaya kalkıyor.Heyecanlıyım,karşımda inanılmaz güzel bir filmin yönetmeni duruyor çünkü.Metin karakterini yaratırken ilham aldığı kişiyi soruyorum,karakterin çıkış noktasını öğrenince daha da etkileniyorum.Apartmanında rastladığı Metin meğer gerçek hayattan perdeye aktarılmış.
    Bir filme girdim ve salondan ayrılırken tarif edilmez duygular içindeydim.Nesimi Yetik,film ekibi,Metin karakterine hayat veren Tansu Biçer ve bu filmi izleme imkanı veren if Festival’i iyi ki var!

  9. mehtap halıcı

    27 Şubat Cuma günü, sınav haftasındayım ama !f’i kaçıramazdım tabi ki. Hacettepe Tıp Fakültesi kütüphanesinden aceleyle çıktım ilk filmim ‘Gümüş Suyu:Suriye Otoportresine’ yetişmek için. Hemen bi’ dolmuş bulup gitmekti ki niyetim kimliğimi düşürdüğümü söyleyen arkadaşımın telefonuyla geri döndüm. Gün böyle başladı. Filme girebildim neyse ki :) O gün 3 film izledim. Normalde AVMlere 1 saat dayanamayan ben; neredeyse tüm gün Armada AVM’deydim. Sessizliğin Bakışı ve Prenses Kaguya Masalı izlediğim diğer 2 filmdi. Ankara’da gece zordur. Ne metro seferleri kalır ne otobüsler ne dolmuşlar.. Taksiye binecek paran yoksa yürümeyi göze alacaksın arkadaş! Belediyemiz kalp ve damar hastalıklarına dikkat çekmeyi bu şekilde sürdürür. Neyse işte filmler 00:10’de bitti. Bi’ umut son dolmuş seferlerine yetişebilir miyim dedim ama gece cebimdeki son 20’likle taksi durağına yaklaştım, usulca…
    -Kurtuluş’a beni at be güzel abicim^^

  10. Suzy

    !f istanbul’un en gürültülü sessiziydi Plemya(kabile). Salondaki nefes seslerini ilk kez böylesi duyabildiğim ve sessiz bir çocuğun çığlığının içine ortaklaşa yuvarlandığımız unutulmaz anlardı. İçine düştüğüm karanlıktan beni kurtaransa tabiki gökkuşağı partisi oldu. Çünkü o renklerin sesleri çıkabiliyordu!

  11. Cihan Ünsal

    Aslına bakılırsa birazdan okuyacaklarınızı 1 aydır kimseye söylemedim. !f boyunca her gün Fitaş yolunu adımlarken kendi kendime düşünüyordum. Ama az önce bu entry’yi görünce tutamadım kendimi bari yazayım da anlatayım kendimi, rahatlayayım biraz diye geçirdim içimden . Belki bir de bu güzeller güzeli T-shirt de benim olurdu kim bilir?
    Olayın geçtiği yer 9 gün boyunca aslında hep aynıydı: Fitaş, Salon 4. Ilk gün biraz erken gelmiştim salonun önüne zamanı tam ayarlayamadığımdan (geç kalmaktan iyidir). Birkaç dakika sonra bir bayana takıldı gözüm. Dürüst olmam gerekirse çok hoş bir bayandı. Ama çok geçmeden göremedim tekrardan o bayanı. Salona girdim, ışıklar kapandı, film başladı ve bitti. Çıktığımda karanlığa gömülmüştü Istiklal. Vapura bindim aklımda iki şey vardı: izlediğim film ve o bayan. Ertesi günler de aynı şekilde geçti. Her gün Fitaş 4’te o bayanla karşılaşmakla başlıyor, hiç tanışamamakla bitiyordu. Kendi çekingenliğimdendi bütün bu yakınlaşamamalar. Ama festivalin 3. veya 4. akşamı eve döndüğümde karar vermiştim, ertesi gün tanışmaya. Fakat Tanrı, sanki beni o bayandan uzak tutmak için elinden geleni yapıyordu. Ben uzun zaman sonra bu kadar hoş bir Kadınla tanışacakken, İstanbul’u karın acımasız yüzüyle tanıştırdı. 2 gün boyunca yoktum Fitaşta. Imkanların el verdiği gün geri döndüm festivale kaldığım yerden. Ama maalesef o bayanı göremedim tekrardan. Neredeydi ki? Acaba o da mı kardan dolayı gelmemişti? Aklımda bu sorularla festival benim için 2 gün daha devam etti. Ama ne o bayanı tekrar gördüm, ne de filmler önceleri kadar tatmin etti.
    Şu an oturdum ve yazıyorum. Kalbime bakıyorum, yerinde mi diye. Hayır, Fitaş Salon 4’te H sırasında bekliyor karşılaşmayı tekrardan o bayanla.

  12. Emrecan ŞAHİN

    Toplamda 11 filme bilet aldım. 9 filmi izleyebildim, yoğun kar yağışı yüzünden 2’sini izleyemedim avcılar’dan gelmem mümkün değildi. Tabi ki en çok etkileyen Çekmeceler filmiydi. Presnses Kaguya Masalı’da beni 2. en çok etkileyen filmdi. Hatta Çekmeceler filmi baktım ki izlenmiyor(zaten aklımdaydı gitmek) tekrar sinemada izledim. 30 defa daha beyaz perde de izlemek isterim. Deniz ve Ceylan karakteri en çok etkileyenlerin başında geliyor. Ödül verdiğiniz Ağustos Esintisi filminde gerçekten çıkmak istedim ama genede sonuna kadar izledim, beğenmesem bile sonunda ne olucak diye izliyorum ve çıkıp gitmek huyum değildir. Buzzard filminden Marty karakteri de çok iyiydi. Aşık ta oldum Çekmeceler ve Prenses Kaguya Masalı’na :))
    İlk gittiğim film Luna’ydı ve o filmde yanıma oturan kişi bana bir önceki filmde de burda olup olmadığımı sordu. Olmadığımı söyledim ve ertesi gün tekrar yan yana oturduk bu seferde bana ”dün senden sonra girdiğim filmde sana benzeyen birisi vardı. Ama ona sorduğumda bana o olmadığımı söyledi” dedi. Bende onu bana sormuştun diye yanıtladım. :D Evet biraz karışık ama böyle oldu. Daha sonrasında da sohbetimiz oldu tabi ki. Daha yazacak çok şeyim var ama çok başarılı değilim bu konuda. ( Lütfen gösterimler sonrasında söyleşi kısmını her sene daha fazla arttırırsınız. Çekmeceler filmi gibi dünya prömiyeri gösterimleri de daha fazla olursa çok sevinirim). :)

  13. Zaferhan Yumru

    Yorumlar müthiş, neler olmuş neler :)
    #kalbinebak t-shirt’leri ilk başta söylediğimiz gibi yalnızca 5 kişiye gidebildi ne yazık ki, onlara mailler gitti. T-shirt’ler bitti ama geç gören !f’çiler hala burada anılarını paylaşabilir. xx

+ Leave a Comment