Homofobi Bayramımız kutlu olsun


Bugün 1 Aralık dünya Aids günü. Bizdeki tercümesi Homofobi bayramı. Mesela, HIV pozitif bir mahküm, ona dokunmaya bile korkan görevliler tarafından hiçbir güvenlik taramasından geçmeden, travesti seks işçileriyle aynı hücreye atılıyor. Ortak noktaları nedir? Hepsi HIV pozitif değil, hepsi eşcinsel değil. Ortak noktaları hastalık. Kardeş kardeş otursunlar aynı hücrede. Bizden uzak dursunar.

escinselHomofobi bayramı dünden kutlanmaya başlandı ülkemizde. Anlamlı bir aile konferansı yapıldı. Ensest ve eşcinsellik aynı kefeye konup, kısaca hastalık olarak tanımlanarak homofobi kutsandı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı – i.e Fethullah Gülen Cemaatinin kurumsal yüzü – öncülüğü ve Bakan Selma Aliye Kavaf ‘ın yüksek teşrifleriyle…Ki kendisi aynı ismi gibi birbirinden kelalaka üç kavramdan aynı anda sorumlu: Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetler. Kavramlar, dişi kuş kadın, aile yuvasının direği olup, sosyal hizmetleri yormadan çocuklarına güzel güzel bakınca birleşiyor. Bakanlığın ulvi amacı bu. Ama bunu yapmak kolay değil. Ortada türlü türlü sapkın hastalık var .

Ama endişe etmeyelim. Şöyle bir sonuç bildirgesi yayınlamışlar: ‘Her toplumu tehdit eden bu hastalıkların (ensest ve eşcinsellik) önüne geçilmesi için el birliğiyle çalışılmasını destekliyoruz.’ Elbirliği varsa olur bu iş. Kürtaja karşılar bir kere, üreyin diyorlar; çocuk pornografisi ve erotizmi aynı derecede tehlikeli buluyorlar; kadını evden ve evlilikten soğuttuğu için şiddeti kınıyorlar; yürümeyen batı modeli çekirdek aileye karşı geniş aileyi öneriyorlar. Yani analar, babalar, dayılar yedi sülale bir araya gelip bol bol üricez, cinselliğin sağlıklı, sadık ve kendine hakim olunan türünü (?) öğrenicez, öğreticez. Ve allahın izniyle bu hastalığın başını ezicez. O kadar kalabalık biraraya gelince de ensest yapmıcaz lütfen.

Avrupa bizden bir 3, bilemedin 5 yüzyıl ötede olmakla beraber, orada da homofobi ve cinsiyet ayrımcılığı savaşılan bir konu olmaya devam ediyor. En azından savaşıyorlar. Yasal güvenceleri sağlıyorlar ve önyargılara karşı mücadele veriyorlar. European Union Agency for Fundemantal Rights (FRA), bu konuda yeni yayınladığı raporunda, LGBT insanların vahşi saldırılara maruz kaldığını, sessizliğe ve görülmezliğe itildiğini yazıyor. Bir de bize baksa ne der acaba? Bişey diyemez. O konferansta dudağı uçuklar, hasta olur yazık. Kafayı aileyle bozmuş, özgürlükleri fütürsüzca katlederek aileyi korumaya ant içmiş hastaların memleketinden dumur olmuş bir vaziyette ayrılır. Bir daha rapor tutmaz o elleri..

6 Comments

Add yours
  1. Serra Ciliv

    Nası cuk bi yazı olmuş bu!
    Ben de dün gece bi belgesel izledim, adı ‘Lost in the Crowd’. Çok iyi bi belgesel değildi, o yüzden programa giremeyecek, ama beni şöyle hafifçe bi yerimden oynattı. Malum, Amerika da çok homofobik bi yer. Özellikle büyük şehirlerin dışında, hatta belki de New York dışında yaşamak zor; aile bildiğin aile, hiç bir yerde hoşuna gitmez çoluğunun çocuğunun eşcinsel olması. Her yıl ailesi tarafından evinden atılan binlerce eşcinsel genç New York yolunu tutuyormuş bu yüzden. Ama New York sokaklarında yaşamak da hiç kolay değil tabii. Belgesel NY sokaklarında yaşayan bu çocuklarla ilgiliydi işte. Beni benden alansa, sokaklarda yaşayan LGBT gençler için çalışmakta olan STK’lar oldu. Sığnma evleri, eğitim programları, yiyecek dağıtma grupları. Ve bu STK’larda profesyonel olarak çalışan, bu sayede zor da olsa geçinebilen insanlar. Ve tabii gönüllüler. Böyle yapıların, kurumların oluşabilmesine, seçen insanların böyle işlerde çalışabilmesine kaç yüzyılımız var mesela?

  2. Zeynep Erdim

    ensest ve eşcinsellik? çok fena. çok cahil. şahane bir yazı olmuş bu, eline sağlık hakikaten.

  3. sbnm arsu

    Gercekten bildiri denilen seyde ensest ve escinselligi yanyana yazip hastalik mi demisler??? YuUUUhHH!!! Lakin yuh da desen, ciglik atip tepinsen de algilamayacaklar. Bunlarin kafasi topyekun kisa devre. Bence bunun muhafazakarlikla da bi alakasi yok, bu en katiksiz haliyle cehalet. Madem ki hastalik asisini bulsunlar, ilk once de kendilerine yaptirsinlar! Meclis kurul kapisinda Kavaf + turevlerini ve de vodafone reklamindaki devasi siringayi hayal ediyorum…

  4. daddy mercury

    yaziya bayıldım- elimden geldiğince de yaydım. Geçenlerde “muhafazakar” bir adam ile tanıştığım konuda bir türlü anlatamadığım tehlikeyi çok etkili ifade etmiş. muhafazakar zat: kuranda net sapıklık diyor diye başlamıştı. Tüm dertlerimizin kaynağı din diye giremedim ama doğrusu bu: tartışılmaz olana dayalı ahlak hep böyle ucebe hep böyle zalim hep böyle tutarsız….

    Şunu bilelim Türkiye de hala eşcinsellik hastalık olarak tanımlanıyor. Devlet,türk tabipler birliğ, psikologu-prof., STK, medya, halk, cami, kışla, stad, bar farketmiyor. Tabii erkekler için pasif olmazsan eşcinsel de olmuyorsun- belsoguklugu varsa namazdan sonra kopek skyosun vs.. bi de konu hakkında konusursan da escinsel oluyosun (hakaret babında…)

    bu “başörtüsü” demokrarsisine kapılmak sanıldığından daha tehlikeli. eskiden devlet ceberrut olduğu bilinen- saklanmayan bir kurum olarak bastırıyordu: tabii çok acıydı ama dayanışma/kamplaşma baskının isyanı teşvikiyle şekillenen patlayan/isyan eden bilinci de besliyordu. şimdi iktidarda guleryuzlu, kendinden demokrat tanımlıama kendinden farklı herşeyi aşağılayarak dışlayan: pusulası tartışılmaz, tencereyi yavaş yavaş kaynatıp farklı herşeyi eritecek bir “mümin/makbul/muhafazakar” gücün tehdidindeyiz.Durumun değiştiğini sananlarında eksilmesiyle mücadele daha da zor.

    Bu yüzden bu ve muhalefetindeki asgari müşterek partilerinin hiçbir açılıma güvenemem: benim ülkemde eşcinsel hakları gerçek demokratlığın litmus testidir.

    demin bir arkadaştan şu anadolu kaplanı hikayesi geldi- bence ortaçağımızın aynası. commenti ne müdahale etmeden veriyorm:

    “Burada da emperyal hedefler guden yurdumun kalvinist yeni sermayedar sinifindan kupelifobik bir abi var: http://www.emlakkulisi.com/eroglu_grup_big_star_i_aldi_-55252.html
    (Satış günü küpeli oğluyla imza atmaya gelen satıcının “Benim enerjim kalmadı, devredecek adam da bulamıyorum.” dediğini kaydeden Eroğlu….).”

    Burada da ima: küpeli olmak=ibne=soyu kurudu, oysa biz elhamduillah üçer üçer vs vs…

    21 yuzyıl 20 yuzyılın sonunu aratıyo be. on yıl önce bu varlık $ yani) bu kadar cahil değildi: cahil de konuşmaya utanırdı.. Ya da ben çok genç ve çok highdım – bi bok hatırlamıyom uyduruyom…

    bu arada radyoda duydum: mercury turns certain species of birds gay… neden olmasın??? sahane bir eyleme ilham verirdi… hem ne olur biyolojik olsa: her biyolojik durum hastalık diil ki – hastalık olunca olumsuz etkisi olması gerek durumun : mesela ben de kıllı ve kelim ama kimin kimi sevdiinden korkmuyorum (homofobinin kendisinin hastalık olması daha dogru yani)

+ Leave a Comment