hislerin büyüsü & standing rock

hislerin büyüsü & standing rock


Uzun zamandır çok korkuyorum. Arkadaşlarım, sevgilim, hepsi üzerimdeki ürkekliği soruyorlar. ‘Neyin var?’

 

Standing Rock, Fotoğraf: Helen H. Richardson/The Denver Post

Standing Rock, Fotoğraf: Helen H. Richardson/The Denver Post

Dün, uzun süredir yerlilerin ve çevre aktivistlerinin birleşerek petrol boru hattı inşaatına direndiği Standing Rock‘tan güzel haber geldi. Standing Rock doğal rezervinden akan Missouri nehrinin altı kazılarak inşaa edilecek hattın çalışmalarının durdurulmasına karar verildi. Tabii her ‘karar’ gibi bundan da vazgeçilebilir ancak yine de bu kutlanılacak bir zafer.  

Hisler dünyasının iyileştirilmesi, dünyanın yeniden keşfedilmesidir.” – David Abrams, The Spell of The Sensous

“Aristotle’dan bu yana filozoflar insanoğlunun diğer tüm canlılardan farklı ve üstün olduğunu göstermek için, olabilecek en ikna edici cümleleri bulmak için çabaladılar. İnsanoğlunun biricik, eşsiz olduğunu göstermek yetmezdi; çünkü her canlı biricik ve tekti. Bu yüzden insanoğlunun emsalsizce biricik ve tek olduğunu, diğer canlıların dünyasından asil özelliklerle ayrıldığını göstermek gerekiyordu. İnsanların içi, vicdanı rahat şekilde ve gitgide artan seviyelerde insan olmayan doğayı kendisi için sömürebilmesi ve kullanabilmesi için bu kesinlikle gerekliydi.”*

Standing Rock’ta olanlar neden önemli? Yaşadığımız modern çağda insanlık algımızı kendi yarattığımız teknolojilerin gönüllü hapsine yatırmış vaziyetteyiz. İnsan olmayan dünyayla bağımızı neredeyse tamamen kopardık. Kendi yaptığımız yollar, geçtiğimiz köprüler ve bindiğimiz uçaklar içinde kendi ürettiğimiz görüntüleri izlediğimiz ekranlardan kafamızı kaldırmazken; üstümüzden uçan kuşları CGI ile oraya süs olsun diye yerleştirilmiş objeler gibi, löpürdettiğimiz GDOlu kızarmış tavukları dalından topladığımız erikmiş gibi algılıyoruz. Dünyadaki her şeyin bizim için yaratıldığını varsayarak kabul ediyor & kendi ürettiğimiz şeyleri de zaten bizim için var olan ‘doğal’ın devamı olarak görüyoruz. Doğayla bir bağlantımız kalmadığı gibi en ufak bir iletişimi dahi red ediyoruz. En güçlü olmanın verdiği rahatlıkla dünyanın tüm kaynaklarını tüketene kadar durmayacağız korkarım. Uzayı keşfetmeye çalışıyoruz ama, artık 2016 dünyası 1916 dünyasına kıyasla zaten bambaşka bir gezegen; uzay burada, farkında değiliz. 

Standing Rock’ta direniş ilk başladığında yerliler, kendilerini hissi dünyada bağlı hissettikleri bufaloların totemleriyle dışarıya attı. Birkaç gün sonra polis tüm yerlileri sarmışken birden bir bufalo sürüsü belirdi ve polisi dağıttı. 

Yerlilerin dili kullanma pratikleri modern dünyada kullandığımız dilden çok farklı özellikler taşıyor. Sözel kültürlerde yaşayan insanlar için öncelikle şarkı, dua ve hikayelere yerleşen dil, sadece diğer insanlarla basit diyaloglar kurmaya yaramıyor, aynı zamanda insan olmayan evrenle iletişim kurmak için de kullanılıyor. Bugün biz şehir insanları artık dili kalıplaşmış laflarla ezberlenmiş hisleri birbirimize iletmek için kullanırken, aslında kullandığımız sesleri çok daha derinden, geçmişten, toprak ve diğer hayvanlardan, taşlardan öğrendiğimizi unuttuk. Öyle ki o taşları kırarken, nehirlere barajlar, İğneada’ya, Akkuyu’ya santraller, Standing Rock’a boru hatları, Kuzey Ormanları’na köprüler dikerken canını yaktıklarımızın çığlıklarını duysakta, hissetmiyoruz.

 

'Karma', heykeltıraş: Do-Ho Suh Fotoğraf: Zaferhan Yumru

‘Karma’, heykeltıraş: Do-Ho Suh
Fotoğraf: Zaferhan Yumru

İnşa ettiğimiz bu yeni gezegende olduğu gibi, hissi dünyamızda da yalnız insanlara yer var. Yalnızca birbirimizle ilgileniyoruz ancak ortak noktalarımızı kaybettik, kökümüzü yitirdik ve git gide ayrışıyoruz. Doğada yarattığımız tahribat kadar, doğayla iletişimi reddedişimiz de bize zarar veriyor. Bu da beni korkutuyor. Matrix’te yaşadığım hissi hiç geçmiyor, telefonumun şarjı bittiğinde, bilgisayarımı kapattığımda ya da kulaklığım bozulduğunda duyduğum endişe, yine bu cihazlardan okuduğum art arda gelen nefret dolu haberler kadar beni korkutuyor. Standing Rock’ta olanlar bu yüzden önemli; hala bazı insanların hayvanlarla, insan olmayanla iletişim kurabilmesi, geri kalanımız için de umut veriyor. 

Doğadan üstün değil, onun bir parçası olduğumuzu hatırladığımız yarınlara selam olsun, sevgiler…

*David Abrams, The Spell of the Sensous, 75.

+ There are no comments

Add yours