Hiçbirimiz inanmıyoruz Pınar Selek’in bombacı olduğuna. Vurmak filan ister misiniz bizi de?


Hiçbirimiz.

Dün gece İran’daki son seçimlerle ilgili bi film izledim. Yakında siz de izlersiniz. Seçimlerden 3-4 hafta önce sokaklara çıkan yüzbinler kendileri bile olan bitene – çoğunluk olarak sokağa çıkabildiklerine– inanamıyorlar önce. Sonra seçim, malum sonuç. O gece Tahran sepsessiz. Sonra ertesi gün, bir bakmışlar yine sokaktalar, yine çoğunluklar. ‘Benim oyum nerede?’ pankartlarıyla, olduğu söylenene inanmayan bi sürü insan.

İnanmayan yüzbinleri gören ve galiba en çok onlardan korkan Ahmedinecad milis kuvvetlerini salıyor sokaklara. Gerisini biliyoruz, kan revan. O sırada Ali Hameney çıkıyor, o da mı korkmuş ne, kan revanın sorumlusu sizsiniz, diyor. panar-selek

Ne çok korkuyorlar Pınar Selek’ten. Hrant Dink’ten, İsmail Beşikçi’den korktukları gibi galiba. Ne garip bu adamlar.

Neyse, inanmıyoruz işte. Vurmak filan isterler mi bizi de?

3 Comments

Add yours
  1. ismi lazım değil

    Adalet için tarafız
    Pınar Selek’in yanındayız
    Ülkesindeki savaş ortamını incelemek için yola çıkmıştı Pınar Selek. Genç, idealist bir sosyolog olarak neden bir türlü barışılamadığını anlamak ve anlatmak istiyordu çünkü onun ‘ele aldığı konuları’ değil, kendine dert edindiği meseleleri vardı.
    Ama savaş koşullarını, bu koşulların muhataplarıyla araştırarak anlatmayı isteyince gözaltına alındı. Kendisinden görüştüğü kişilerin isimlerini vermesi istendi. Vermeyince işkence edildi. Mısır Çarşısı patlamasından bir buçuk ay sonra bu olayla kendi isminin ilişkilendirildiğini cezaevinde televizyon ekranında izleyecekti. O gün bugündür kendi ismiyle bu patlamayı yan yana getiren korku filmini izlemeye devam ediyor.
    Esas mesele onun barışa adanmış sesinin ve emeğinin tehlikeli bulunmasıydı. Sözü bombaya dönüştürülen Selek, bütün bu yıllar boyunca sadece Abdülmecit Öztürk’ün poliste işkence altında verdiği ifadeye dayanılarak suçlandı. Oysa Öztürk, duruşmaların başından sonuna kadar, Pınar Selek’i tanımadığını, böyle bir ifadeye işkence altında zorlandığını defalarca açıklayacaktı. Ama gelinen noktada Öztürk’ün beraati kesinleşirken Pınar Selek’in iki kez beraat ettiği davadan müebbet hapis istemiyle yeniden yargılanması isteniyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gerekçeli kararı hâlâ Pınar Selek ile bomba sözcüğünü yan yana kullanmakta ısrar ediyor.
    Çelişkili bilirkişi raporları ve bir verilip bir geri çekilen ifadelerle, yalan beyanlarla içinden çıkılmaz bir kedi yumağına dönüştürülen dava, adil yargılama hakkını ihlal ve işkence dolayısıyla artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde. Uluslararası Überleben İşkence Kurbanları İçin Tedavi Merkezi ise özel bilirkişi raporuyla Pınar Selek’in uğradığı işkenceyi resmen tespit etti. Türkiye’de ve dünyada sayısız kuruluş, aydın, yazar, sanatçı, aktivist ve vatandaş yıllardır olduğu gibi bir kez daha Pınar’ın barış mücadelesine tanıklık ettiğini açıklıyor.
    “Ben bu kısacık varoluş macerasını güzel yaşamak için adalete ve özgürlüğe ihtiyaç duyanlardanım. Bunun için politika yapıyorum. Başkalarını kurtarmak için değil, mutlu olmak için, herkesinkiyle derinden ve karmaşık bağlara sahip olan hayatımı değiştirmek için,” dedi Pınar Selek. Onun kişiliğine, hayat duruşuna ve bilimsel çalışmalarına tanık olan bizler için yıllarını militarizme, her türlü şiddete ve savaşa karşı mücadeleye adamış bir insanın, katliam sanığı olarak topluma tanıtılma girişimi işkencelerin en büyüğüdür. Tam da bu yüzden bu büyük oyuna müdahale etmek ve haykırmak istiyoruz: Hukuk adaletle eşanlama gelene kadar hepimiz tarafız, Pınar Selek’in yanındayız.
    Kendisine en büyük yalanların, iftiraların dayatıldığı yıllarda hakikatini, yazdığı masal kitaplarında arayan Pınar Selek için düzenlenecek gecede, gelin bu dayanışmanın sıcaklığını birlikte paylaşalım. “Bu hayatı bir masal gibi yaşamak istiyorum. Tabii mutlu sonla biten bir masal…” dedi bizlere Pınar. O mutlu sonu birlikte yaratalım.

    Hâlâ Tanığız Platformu
    http://www.pinarselek.com/ bilgi@pinarselek.com

  2. vehbi aydın

    Bu bir dünya kuralıdır.Ama biz şimdi Türkiye özeline indirgiyoruz.Türkiyede; kürtlerin,alevilerin,çingenelerin,sokak çocuklarının,sahipsiz hayvanların,türbanlı kadınların(artık şimdi mazlum değiller) haklarını savunan bir kişi eğer bu guruplardan birine ait degil de hakimlerden bir guruba mensup ise vay haline.Zira o artık bir haindir ve cezası düşmanınkine nazaran daha kahredicidir.
    Belli ki cennet kalpli Pınar yola cıkmadan önce İsmail Besikçi destanını hatmetmemiş.Gerçi hatmermiş olsaydı da o yürek onu yine sokak çocuklarınıyla kardeşleşmekten veya PKK lıları ilmiyle tahlil edip kavramaktan alıkoyamıyacaktı ama hiç değilse ağır saldırılardan kendini korumanın yollarını bulup kendi kendini eğitebilir ve belki de 9 beladan kurtulabilirdi.
    Bomba hikayesinde suçsuzluğuna Eminönü kedileri bile emin ise de önemli bir başka suç işlemiş ki yüreğini mazlumlarınkinin yanına atmış. İşte budur hükmüne sebep suçu o melek kızın!

+ Leave a Comment