Türkiye’nin en yalnız toprak parçasında neler oluyor?


Kıbrıs harekâtı öncesi artan milliyetçi hislerle devletin kendi Rum vatandaşlarını yıldırarak adalarını, evlerini terk ettirdiği Gökçeada’da bulunan, halen Türkiye’nin en çok hane sayısına sahip olan Dereköy’ün nüfusu sıfır. Hata yok; Dereköy boş taş evlerden oluşan bir hayalet şehir… Kolaylıkla film setine bile dönüştürülebilir… Dedim ve pişman oldum. Şimdi ciddiye alıp birileri koşup hemen yatırım yapar, korktum!

Korkmakta da haklı sebeplerim var. Yıllardır hem nadir feribot seferleri hem de bilinçli ilgisizlikten inin cini top oynadığı adaya birden ticari gözler dikildi nedense. Avrupalı kitesurf ve windsurf sporcularının yaz aylarında karavanlarıyla adaya akın etmesi, komşusu Bozcaada’nın son senelerde artan popülaritesi ve bilindik yaz tatili beldelerinin ‘eskimesi’, bu ilginin sebepleri arasında sayılabilir.

Şimdilik merkez ilçedeki çirkin betonlaşma dışında Gökçeada’nın kültürel mimarisine uymayan bir yapılaşma bulunmuyor. Bu yüzden başlayacak olan bir yanlış yapılanma tüm adanın 3-5 sene içinde bir cennet köşe olmaktan çıkıp, İstanbul’da bir gecekondu semtine dönüşmesine neden olacak.

Bademliköy’e yapılmak istenen ve tüm mühürlere ve yıkım kararlarına rağmen inşaatı devam eden çirkinlik abidesi Masi Otel, eğer inşaatı tamamlanırsa, adanın tümü için bir örnek teşkil edecek. Tarihi ve kültürel dokuyu hiçe sayarak, hiçbir planlama, düzenleme olmadan gelişigüzel etrafa bina serpiştirmekten artık sıkılmadık mı? Tek amacımız gerçekten de çabucak para kazanmak mı bu ülkede?

Yunan adaları arasında tatlı su kaynağına ve tuz gölüne sahip tek ada olan Gökçeada, kültür mirası, zeytinyağı, şarap bağları ve rüzgâr sporuna elverişliliğiyle her geçen gün daha çok insanın ilgisini çekiyor. Eğer siz de tekrar veya ilk kez gittiğinizde Gökçeada veya eski adıyla İmroz’u binlerce yıllık yaşanmışlıktan arınmış, suni ve çarpık beton binalarla örtülü bulmak istemiyorsanız buraya tıklayarak Gökçeada Gönüllüleri Derneği‘nin başlattığı imza kampanyasına katılabilirsiniz.

Categories

2 Comments

Add yours
  1. emin dinçer

    maalasef herkes cebini doldurmakla meşgul
    yerel yönetim kime fırsat versem adayı taş yığınına çevirsinlerde bende cebimi doldurayım çabası içerisinde
    temmuz ,ağustos aylarında adanın gerçek sahipleri rum vatandaşları gelip
    esnaf dahil hekese maddi açıdan katkıda bulunmaktadırlar
    adaya her sene gelişlerinde değişik manzaralarla ve keyfi yapılaşma dahil bir sürü olumsuzluklarla karşılaşmaktadırlar,ama ne yapsınlar yinede zorlada olsa kovuldukları ana ,baba topraklarına gelmektedirler

  2. Seyfettin KARAAYVAZ

    1968-1971 Yıllarında İmroz Atatürk İlköğretmen Okulunda, öğrencilik yıllarımda ki İmroz ile 2008 ve 2012 yıllarında gördüğüm, İmroz arasında gerek sosyal doku ve gerekse doğal dokuyu çok çok değişmiş olarak gördüm.Mutlaka değişim olacaktır.Ancak bu değişim yok edici nitelikte olmamalıydı.Umarım bundan sonraki gelişmeler yapıcı olacaktır. Saygılarımla

+ Leave a Comment