!f’te Sekizinci Gün!

!f’te Sekizinci Gün!


!f bugün en yoğun günlerinden birini geçirdi!

Hollywood’un Yükselen Yıldızlarından Alex Sharp İstanbul’da!

John Cameron Mitchell’ın Neil Gaiman’ın kısa öyküsünden uyarladığı ve kadrosuyla ışıldayan punk filmi “How to Talk to Girls at Parties / Partilerde Kız Tavlama Sanatı” bugün Türkiye galasını yaptı. Galanın ardından izleyiclerle bir araya gelen başrol oyuncusu Alex Sharp bol kahkahalı anlar yaşattı. Senaryoyu anlayabilmek için iki kere okuduğunu ve hem John Cameron Mitchell ve Neil Gaiman, hem de rol arkadaşlarından dolayı çok heyecanlandığı bir proje olduğunu anlatan Sharp, filme hazırlanırken sorularıyla Mitchell’ı yüzlerce kez aradığından bahsetti. Elle Fanning’le çekimlerde çok eğlendiklerini paylaşan Alex, aslında tiyatro oyuncusu olduğunu ve ilk kez bir filmde oynadığını da ekledi. En sevdiğiniz sahne neydi sorusunu şöyle yanıtladı: “Elle’le en çok sevdiğimiz sahne şarkı söylediğimiz sahne oldu. Aynı zamanda çok da korkutucuydu. Çünkü John Londra’dan gerçek Punkları çağırmıştı ve gerçekten de biz söylüyorduk.

Partilerde Kız Tavlama Sanatı’nı izlemek isteyenleri 25 Şubat Pazar günü saat 19:00’da Cinemaximum Kanyon’a bekliyoruz! Bilet al!

Erkekler de Ağlar! Yılın En Çok Konuşulan Belgeselini Yapanlarla Tanıştık

Aşk ve Başka Bi’ Dünya Uluslararası Yarışması’nda yerini alan “The Work / Terapi” bugün filmin yönetmeni Jairus McLeary ve yapımcılarından Miles McLeary eşliğinde gösterildi. “Acı çeken insanlar acı verirler. İyileşebilen insanlar iyileştirir.” dedikleri filmin ortak bir çalışma olduğunu ve ailece 10 yıldır Folsom’da, bu projede gönüllü olarak çalıştıklarını anlattılar. Kadınlar için de böyle bir proje üzerine çalıştıklarını söyleyen Jairus filmde onlara eşlik edenlerin süreci hakkında gelen soruya “Ekipteki herkes daha önceden bu programa gönüllü olarak katılmak ve bu terapiden geçmek durumundaydı. Ancak bu terapiden geçtikten sonra içerdekilerin güvenini kazanıp o anın önemine ve duygusuna müdahale etmeden işlerini yapabileceklerine inandık.” cevabını verdi. 2009 yılında yapmaya başladıkları filmde yer alan Dante’nin hala hayatta ve çıkmayı beklediğini, daha da güzeli filmi oğluna seyrettirdiklerini paylaşan Miles, bu olağanüstü terapi programının nasıl başladığını anlattı: “İçeride Neo-Nazi grubunda olan bir adam vardı. Bir gün aralarında kavga ettiler ve o dışarı atıldı. O sırada Victor Frankl’in ‘İnsanın Anlam Arayışı” kitabını okudu. Holokost süresince kamplarda kalmış ve kurtulmuş olan bir psikoloğun hikayesi bu. Hapishanedeki çeşitli grupların liderlerini çağırdı ve onlarla beraber bazı grup çalışmaları yapmaya başladılar. Dışarıdan şairler ve grup terapistleri katıldı ve zamanla büyümeye başladı.

Müzikal ve Ekonomik Kriz Bir Arada Nasıl Olur? Hiçlik Fabrikası!

Keş!f Uluslararası Yarışması’nda yarışan “The Nothing Factory / Hiçlik Fabrikası”nın gösterimi ardından filmin yapımcılarından Susana Nobre izleyicilerin sorularını yanıtladı. Kendisinin daha önce çektiği “Active Life” filmini de aynı bölgede çektiğini anlattı. Birçok boyutu olan filmin başta bir tiyatro oyununun müzikal uyarlaması olup, başka bir yönetmen tarafından yönetileceğini ama kriz hakkında müzikal yapmayı uygun görmeyen yönetmenin projeyi bıraktığını paylaştı. “Bu noktada Pedro dahil oldu. Film üzerinde o kadar fazla değişiklik yaptı ki çok değişti. Var olan müzikal kısımlar o orijinal fikirle alakalı olarak var.

Hiçlik Fabrikası‘nı izlemek istiyorsanız, !f ile Ankara‘ya geliyor! 4 Mart Pazar günü saat 22:00‘da Cinemaximum Armada‘ya bekliyoruz. Bilet al!

Drift – Meditatif Bir Film İzleme Deneyimi

Keş!f Uluslararası Yarışması’nda yarışan “Drift / Sürüklenme” de bugün izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından filmin ses ve müzik tasarımcısı Nika Breithaupt’la sohbet ettik. Yönetmen Helena Wittmann ile on yıldır çalışan Nika, projeyi duyar duymaz dahil olmak istediğini söyledi. Filmin hikayesini “Başta bir senaryo gibi bir şey vardı elimizde ama içine girdikçe ve film üzerine çeşitli yolculuklar yaptıkça ana karakterin okyanus olmasına karar verdik….ve bir arayışın filmine dönüştü,” cümleleriyle dile getirdi. Ses ve müzik tasarımıyla ilgili süreci “Minimalist bir yaklaşımla nasıl daha fazla duygusallaştırmadan ve seslerin içinde kaybolmadan nasıl kurgularım,” diyerek paylaştı.

Sürüklenme’yi kaçıranlar 23 Şubat Cuma günü saat 16:00’da Cinemaximum Kanyon’da izleyebilirler! Bilet al!

Ara Güler’i Yeniden ve Yakından Tanımak

50 yıldan fazla süredir İstanbul’un usta fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in sanatıyla yarattığı belleği, İstanbul sokaklarını, insanlarını ve hikâyelerini yeni gözlerle görmemizi sağlayan Samuel Aubin belgeseli “Ara Güler, Bir Zamanlar İstanbul”un gösterimi yönetmenin katılımıyla gerçekleşti.

Aubin’in belgeseli İstanbul’da yaşarken Ara Güler’i görmesiyle başlamış. “Kendisiyle iletişime geçtim, projemi anlattım, o da kabul etti ve zorluklar başlamış oldu,” dedi ve ekledi: “Başta onunla çekim yapmak benim için zordu. Bazen istemiyordu. Bazı sahnelerde aramızda tansiyon yüksekti, fark etmişsinizdir. Zaman ilerledikçe arkadaş olduk.

YapımLab ve DocLab Start Aldı!

Zeynep Özbatur Atakan tarafından yönetilen YAPIMLAB @ !f: Yeni Renkler Yapımcı Atölyesi bugün başladı! 12 yapımcı ile iki gün sürecek olan Yapımlab ile yapımcılar keşif yolculuğuna çıkacaklar ve ikinci günün sonunda 3 kişilik jüriye sunum yapacaklar. Özbatur, “Benim yapımcı olarak en önemli sorum şu: yönetmenimi yaratıcılığını en güzel ve en kolay kullanabileceği bir şekilde nasıl konumlandırabilirim?” diyerek başladı. Her bolümden üç kişi Yapımlab’da 1 yıl boyunca ücretsiz eğitim ve mentorluk alma ödülü kazanacak. Bu 12 adaydan projesini ilk gerçekleştirene 5.000 TL ödül verilecek.

!f’in Yeni Film Fonu’yla ortaklaşa yürüttüğü ve Türkiyeli belgesel sinemacıları desteklemek üzere tasarlanan !f Doc Lab de bugün başladı! Üç gün sürecek etkinlikte fon bulmadan pazarlamaya, belgesel film yapmanın tüm incelikleri uluslararası uzmanlar eşliğinde masaya yatırılacak.

+ There are no comments

Add yours