fishtanbul’da lüfere yer yok


rakibalik1istancool, histanbul, this istanbul, ifistanbul var ama fishtanbul yok. niye? boğaz’a has, isanbul’a özel, dünya markası olmaya aday istanbul’da kentin doğal markası lüfer bitti bitiyor da ondan. kilosu 100 lira olmuş. YÜZ lira!

fikir sahibi damaklar bizlere iki yıldır anlatmaya çalışıyor. tabağınızda sarıkanat ya da çinekop diye yediğiniz balıklar aslında daha büyümemiş, erken avlanmış, yavrulayamadan miğdenizi boylayacak lüferlerdir. yani; yediğiniz her sarıkanat ve çinekop ilerde yiyemeyeceğiniz lüferlerdir. yani; av yasağı sırasında avlanmış lüferlerdir dolayısıya yasadışı işte işbirlikçisi oluyorsunuz demektir. daha da önemlisi yediğiniz her sarıkanat ya da çinekop bir hayvan türünün yokolması demektir.

yine de doğal zinciri bozmamak açısından olaya gıdasal yaklaşalım. lüfer yemek istiyor muyuz? istanbul’un finishtanbul değil fishtanbul olmasını istiyor muyuz? o zaman her gittiğimiz balıkçıya soralım, konunun gündemde kalmasını sağlayalım. (çekinenler ya da ‘konuyu nasıl açıcam ya, diye düşünenenler için örnek dialog):

– ‘Merhaba ağabey, menünüzdeki sarıkanat ve çinekop 24 santimden küçük lüfer mi acaba?’

–  ‘Eee, evet.’

– ‘Ama hani satmayacaktınız ağabey? Hani bu konuda duyarlı olacaktınız?’

– ‘Abla onlar sarıkan…’

– ‘Lütfen ağabey lütfen, ben yıllar önce kaybettiğim lüferi pullarından tanırım, bunlar onlar değil ve siz de bir melek olmaktan çok uzaksınız ağabey.’

Biraz da üst perdeden konuşursak sağdaki soldaki akşamcılarında da bizleri duymasını sağlayabiliriz. Bu da bir başka tüyo.

Bu arada Beşiktaş’taki Ahtapot balık lokantası 24 cm’den küçük lüfer satmıyor. Sordum, öğrendim, ordan biliyorum, onların yalancısıyım. Sizin bildiğiniz yerler varsa yazarsanız biz de oralara dadanır duyarsız esnafa para kaptıracağımıza duyarlı esnaf kardeşlerimizin yerinde yemiş içmiş oluruz.

6 Comments

Add yours
  1. Defne Koryürek

    gidip ziyaret etmeli ve imzalarının hakkını veriyorlarsa buraya adlarını tekrar yazmalısınız ama :)) geçen Nisan’da “24 cm altında lüfer balığı almayacağım/satmayacağım” diye imza veren işletmeler şöyleydi:

    Ahmet Melih Özbek – İşletmeci (Leb-i Derya)
    Ahu Kerimoğlu Aysal – İşletmeci (Hotel Les Ottomans)
    Ali Ronay – Chef de Cuisine (The Ritz-Carlton Istanbul)
    Aslı Saçar – İşletmeci (Lulu’s)
    Aslı Sepek – Restaurant Şefi (Zarifi)
    Ayşe Şenssılay – İşletmeci (Giritli Restoran)
    Ayşegül İlsever – İşletmeci (Biber Bar ve Blackk)
    Bade Tomruk – Pazarlama ve İletişim Müdürü (tüm Divan Grubu İşletmeleri adına)
    Bade Uygun – İşletmeci (Badehane)
    Banu Karvan – İşletmeci (Global Gıda A.Ş.)
    Bar Allıcıoğlu – İşletmeci (Barba Giritli Balık Lokantası)
    Başak Emirdağ – Şef (La Rouge)
    Batur Durmay – İşletmeci (Asitane Restaurant)
    Behzat Şahin – İşletmeci (Cibalikapı Balıkçısı)
    Bülent Akkızoğlu – Şef (Kiki Gastropub)
    Cengiz Acungüç – İşletme müdürü (La Maison)
    Defne Şengül – İşletmeci (Park Fora)
    Deniz Kurt – İşletmeci (Seakurt Su Ürünleri)
    Dilan Dağ – Basın Halkla İlişkiler Sorumlusu (Nanna Restaurant, Paysage Restaurant, Balık Noktası ve Günay Restaurant adına)
    Dilara Erbay – Aşçı, İşletmeci (Abracadabra)
    Ebru Koralı – İşletmeci (Hayal Kahvesi)
    Ece Aksoy – İşletmeci (9 Ece Aksoy)
    Elif Yalın – İşletmeci (Mangerie, Delicatessen)
    Emre Şen – Şef, İşletmeci (Lavanda Otel)
    Fatih Kaya – Şef (Cezayir Restaurant)
    Ferda Erdinç – İşletmeci (Zencefil)
    Ferit Baltacıoğlu – İşletmeci (The House Cafe)
    Gonca Sadıki – İşletmeci (Nişantaşı Cafe de Paris)
    Güniz Tortamış- İşletmeci (Cafe Zanzibar)
    Hande Bozdoğan – İşletmeci (İstanbul Culinary Institute)
    Kaya Demirer – İşletmeci (Topaz Restaurant)
    Kerem Suner – İşletmeci (Mezzaluna Express)
    Leyla Tabrizi – İşletmeci (Su’dan)
    Mehmet Gök – Executive Chef (Four Seasons Hotels İstanbul)
    Mehmet Gürs – Şef (İstanbul Yiyecek İçecek/Mikla)
    Melisa Özgür (Hotel Seraglio)
    Mert Seran – Executive Chef (Group 29)
    Murat Bozok – Şef (Mimolett Restaurant)
    Murat Yörük – İşletmeci (72 Bistro)
    Musa Dağdeviren – Usta (Çiya)
    Mustafa Taşan – İşletmeci (Kırkpınar Lokantaları, The Bow Bells, Karadabalık, Gruppo A.Ş.)
    Nejat Albeyrak – İşletmeci (Barba Giritli)
    Rıza Büyükuğur – İşletmeci (İstanbul Doors Grubu)
    Savaş Aydemir – Execitive Chef (Four Seasons Hotels Istanbul)
    Sevinç Baliç – İşletmeci (Karaköyüm)
    Serhat Doğaç – İşletmeci (Mevsim Balıkçısı)
    Sıdıka Karaman – İşletmeci (Sıdıka Meze Restaurant)
    Sitare Baras – İşletmeci (Mutfak Sanatları Akademisi )
    Şemsa Denizsel – İşletmeci (Kantin)
    Şerife Sözer – İşletmeci (Derya Balık Restaurant)
    Turgut Kağıtçı – İşletmeci (Nobel Gourmet, Olivia’s Pizza)
    Türkan Çim Işık – İşletmeci (Lodos, Bozcaada)
    Veli Karabudak – İşletmeci (MidPoint)

    tüm bu imzaların arasında ben bizzat biliyorum ki Ahırkapı Giritli; Cibalikapı Balıkçısı; Nişantaşı Kantin; Karaköy Karaköyüm; Beyoğlu Cezayir; Asmalımescit’de de Ece ve Asmalı Cavit sahiden de satmıyorlar!

    lüfer koruma timinin her gün sayıca artması ve İstanbul’un canım Boğaziçi’nden balıkların gene, eskisi gibi, sürüler halinde ve birbirlerini kovalaya kovalaya geçmesi dileği ile,
    D.

  2. zeyno gürses

    Gerçek anlamda etkili olacak işletmeler elbette Boğaz kıyısında hallice olan “balıkçılar”. Listeye baktığımda “balıkçı” olarak tabir edeceğimiz işletme sayısı ise çok sınırlı. Bu konudaki girişimler ve bilinçli fikir sahipleri ne durumda acaba?

    Ve çözüm odaklı olarak kendilerine ulaşmaya çalışmadan önce konuya yaklaşımlarını paylaşmanız mümkün mü?

    Teşekkürler,

    Zeyno Gürses

  3. zerdim

    Selamlar,
    hemen bu işin sahibi, bizleri uyandıran, uyaran fikir sahibi damaklar’a ulaşıp sorunuzu ileticem :))

  4. zerdim

    tekrar selamlar,
    fikir sahibi damaklar’dan defne koryürek der ki:

    yukarıdaki liste taa geçen Nisan’da kampanyayı duyan ve bizzat imzacı olmak üzere kendiliğinden el verenleri içeriyor. ve istiyoruz ki bu listeyi her gören kendi sevdiği, müdavimi olduğu işletmeleri de bu listeye katmak istesin.. yani sözün özü, git, bildiğin tanıdığın tüm işletme sahiplerini, tüm lokantaları davet et. balık lokantası ise bunlar şahane ama değilse de eksiltme. her birinin kapısında “lüfer koruma timi” sticker’ı olsa hep hayalini kurduğumuz o şahane dünyaya, adil, iyi ve sürdürülebilir dünyaya bir bebek adımı daha yaklaşmış oluruz zira!

    usul, uslüba gelince… pazarcısından, haldeki balıkçısından, lokantasından, süpermarketine.. tecrübem şunu söylüyor: kimseye ders vermek, had bildirmek gibi bir ses tonu tutturulmadıkça, “niye satıyorsun” gibi koşeye sıkıştırıcı, savunma kalkanlarını yükselten sorular sormadıkça, meseleyi “hay allah” ses tonundan başlatıp, “yaa, aslında ben yemesem, sen satmasan… olmaz mıydı, yasa gerekiyor mu sahiden” noktasına taşıyabildikten sonra, ikna etmemek mümkün değil. eğer kavgaya ya da tartışmaya azıcık dahi kapı aralanırsa ama.. o vakit “yasa tutabilirsin diyor, git derdini Ankara’ya anlat”a kadar yolu açılıyor konuşmaların.

    dilerim pek çok yeni isim listelensin, uzasın burada :))

    sevgilerimle,
    D.

+ Leave a Comment