Festivaller aşkla yapılır, ya da, selam Malatya…

Festivaller aşkla yapılır, ya da, selam Malatya…


Yıl boyu, geceler boyu film izlersiniz, bazen bir filmin bi sahnesine takılırsınız. Ekip arkadaşlarınızla uzun uzun konuşur her filmi ince ince okursunuz. Biri sever onu yakalayan hikayeyi, digeri sevmez, çok sevdiyseniz rüyanıza girer, ertesi sabah ikna çalışmaları başlar. Yeni hikayelerle, yeni anlatım biçimleriyle karşılaştıkça heyecanlanır, heyecanlandıkça festivalde izleyiciyle buluşacakları günü hayal ederek filmlere bağlanırsınız.

Üstelik, bu işin çok küçük bir kısmı. Sonra festival zamanı izleyiciler gelir, onlar da hikayelerle hayata bağlanırlar.  

Ingeborg Bachmann Paul Celan’a yazmış: ”Dünyayı kötülükten nasıl kurtarabileceğimizi bilmiyorum Paul, bize yalnızca dayanmak mı düşüyor, onu da bilmiyorum. Ama sen buradasın ve bir etkin var; şiirlerin de bir etkisi var ve seni koruyorlar.

Festivaller, bienaller, sergiler, şiirler renkli, canlı aktığımız, birbirimizi bulduğumuz yerler. Festivallerin, bienallerin, hikayelerin, sanatın iptallerine değil, özellikle bu halimizde, bu olağanüstü hallerde, olağanüstü sıklıkla yapılmasına ihtiyacımız var.

Ne diyeceğimizi – bir kez daha- bilemiyoruz.

Kapak görseli: Geçen yıl Malatya Film Festivali’nde yarışan Abluka’dan bir sahne. Emin Alper filmini ‘politik, psikolojik gerilim’ olarak tarif etmişti. 

+ There are no comments

Add yours