!f & Sundance Senaryo Lab ilk meyvelerini verirken…


cekmekoy

Çekmeköy Underground

Belki yedi yıl oluyordur. Robert Redford’un Utah dağlarında kurduğu Sundance köyünde, her yıl Ocak ayında yapılan Senaryo Lab’ine misafir olarak katıldım. Yolda bavulum kayboldu. O dağ köyüne gelmesi günler sürebilir dediler. Bir sürü ünlü ve kimbilir ne kadar şık insanın arasında üç günlük kıyafetlerimle nasıl dolaşacağım diye endişelenirken girdiğim ilk toplantıda Redford yanıma oturdu. Üstü başı dağınıktı. İki farklı renk çorap giymiş ve farkında değildi. Belli ki rahat bir yere gelmiştim.

Sundance’ın olayı aslında bu rahatlık. Tanınan, ödüllü yazar-yönetmenler her sene bir hafta ayırıp ilk filmini çekecek olan yazar-yönetmenlerle birebir çalışmak üzere Utah’da toplanıyor. Bunun için ücret almıyorlar. Geçen seneki danışmanlardan D.V. DeVincentis’in dediği gibi, ‘meslek aşkına’ yapıyorlar. Her senaryo en az üç danışman tarafından okunup ince ince çalışılıyor. Danışmanlar her sabah erkenden toplanıp önceki gün yaptıkları toplantıların içeriğini birbirlerine aktarıyor, senaryoyu o gün görüşecek olana bir anlamıyla devrediyorlar. Böylece çalışma bütünlüklü bir hal alıyor. Katılımcılar kendilerini emin ve ehil ellerde hissediyor. Akşamları hep birlikte yemek yeniyor ve daha ilk günden aile hissi oluşuyor.

Dört senedir benzer bir çalışmayı Sundance ile birlikte Istanbul’da yapabildiğimiz için kendimizi şanslı sayıyoruz. !f-Sundance Senaryo Lab’i her yıl Mayıs ayında Büyükada’da gerçekleşiyor. Yurt dışından gelen tanınmış danışmanlar, aynı Utah’da olduğu gibi, bu çalışmaya gönül koyarak katılıyor.

kumuntadi

Kumun Tadı

Katılımcılar için kolay bir çalışma değil. O vakte kadar senaryosunun bitmiş olduğunu düşünüp işin prodüksiyon tarafına girişmek için sabırsızlanan yazar-yönetmenler kendilerini birden ameliyata alınmış gibi derin bir ayıklamanın içinde buluyorlar. Belki yıllardır üzerinde çalıştıkları yapı çöpe gidebiliyor. En favori karakter yeterince derinlikli değil, deniliyor. En çok sevdikleri sahne için “göz boyuyor” eleştirisi gelebiliyor. Bazen gözyaşı, bazen hayal kırıklığı ve sıkça uykusuz geceler oluyor. Sundance’in büyüsü, bu süreci geniş sevgi, saygı ve destek çerçevesinde sunması. Herşey katılımcılar için; danışmanlar tarafında hiç ego yok. Katılımcılara o kadar motivasyon ve güven aşılanıyor ki, son gün geldiğinde yeniden yazmaya oturmak için sabırsızlanıyorlar. Senaryoları keyifle yaktıkları bile oluyor!

Katılımcılara bu yüzden her zaman hayranız. Cesaret işi çünkü. Senaryo yazmak sanıldığının aksine romantik bir iş değil. Yalnız, sık sık parasız, filmin yapılıp yapılamayacağı belirsizliğiyle, çevreden gelen baskılara kulak asmadan, alkışlardan çok uzak yaşanan bir süreç. Ciddi disiplin lazım; bir de yazdığın senaryoyu dünyanın en önemli işiymiş gibi sevmen gerekiyor.

anneminsarkisi

Annemin Şarkısı

!f-Sundance sürecinde destekleyebildiğimiz ilk senaryoların bitmiş filmlere dönüştüğü günlerdeyiz. En başından beri takip ettiğimiz projelerin festivallerde görücüye çıkmaya başlaması bizim için ayrı bir haz. En son Antalya Altın Portakal film festivalinde seyirci karşısına çıkan Çekmeköy Underground (yön. Aysim Türkmen), Annemin Şarkısı (yön. Erol Mintaş), Kumun Tadı (yön. Melisa Önel) destek verebildiğimiz güzel projelerden. Hepsi özgün senaryolar — Türkiye’nin gündemindeki meselelere farklı yerlerden bakmaya çalışan, risk alan, bağımsız filmler. Bol emek ve bol hayal var içlerinde. Hepsinin yolu açık olsun, bol bol izlensin, konuşulsun, ilham versin dileriz!

 


+ There are no comments

Add yours