!f Gaste yazdı: Siyah Kuğu/Black Swan


!f Gaste # 1
Fitaş IV / 21.30

-What happened to my sweet girl?
-She’s gone

Siyah Kuğu, yılın hakkında en çok yazılan, konuşulan ve geyiği yapılan filmi oldu. İnsanlar ya aşık oldu filme, ya da sinir oldu ama duyarsız kalamadı. Jim Carrey’i izledik youtube’da kuğu balesi yaparken, bir süre tüm ünlüler bale kıyafeti giyip komik, dramatik fotoğraflar çektirecek diye korktuk. Çok yakında ‘içinizdeki kara kuğuyu çıkarın,’ şeklinde yeni bir ‘secret’ cümlemiz olacak her dilde.

Filmde bu kadar güçlü duygular uyandıran ne? Yönetmeni Daren Aronofsky sanırım. Bir yönden bakılınca, film klasik ‘bir yıldız doğuyor’ filmi. Kuğu Gölü Balesi’nin yeniden sahnelenmesini izliyoruz aslında. Her başarı hikayesi drama ister. Buradaki drama, yeni başbalerin Nina’nın (Natalie Portman) masum beyaz kuğuyu doğal olarak mükemmel oynayıp, baştan çıkarıcı, kötücül siyah kuğuyu bir türlü oynayamaması. Eğitmeni Thomas (Vincent Cassel) şeytanın elçisi gibi onu bu yolda zorlarken, evde geceliğini giydiren eski balerin annesi (Barbara Hershey), masum Barbie bebeğinin sanki pek de başarılı olmasını istemiyor. İki dünya arasında sıkışan Nina, hatırlamadığı zamanlarda kendini tırmalayıp kanatıyor, tiyatroda rekabetin kızışmasıyla birlikte delirmenin eşiğine geliyor.

Mesele bu ama filmin meselesi bu değil. Aronofsky faktörü burada devreye giriyor. Aslında izlediğimiz yönetmenin bale fantazisi. Wrestler filminde dövüşü nasıl acıklı bir spor olarak kurguladıysa, Siyah Kuğu’da da baleyi acı bir sanat olarak kurgulamış Aronofsky. Güzel, görkemli ama insafsız ve kanlı. Kan metaforik değil. Çıldırma da lafın gelişi değil. En az Hamlet, Oedipus kadar bir trajedya izlediğimiz. Bale sanki bu zamana ait olmaması gereken bir sanat Aronofsky için. Kuğu ne kara, ne ak. Kan kırmızısı.

Bale maziye ait olsa da, film bugüne ait. Sembolleri hem gerçeğe, hem fantaziye çok yakın. Tiyatro, herhangi kurumsal bir işyeri olabilir. Karanlık peri masalı: modern hayat kabusu. Çıldırma: aşırı stres. Filmle bu tür özdeşlikler kuranlar da var. Nina’nın yaşadıklarını kendini bulma mücadelesi olarak görenler de, ki temelde doğru.

Herkesi başka bir yerden yakalıyor Siyah Kuğu. Ama kimseye kolay hazlar vermiyor. Zafersiz bir zafer hikayesi. Kamera da öyle. Yakın/uzak arasında kontrolsüzce hareket ederken, çerçeveler arada yamuk, kırık. Aynalardan, kulis arkasından, tuhaf açılardan izlediğimiz dans sahneleri çok güzel ama tedirgin edici. Sitilize ama kusurlu. Thomas’ın Nina’dan dans ederken beklediği kusurluluğun kusursuzluğu Siyah Kuğu.

gaste tam sayfa; read in english



+ There are no comments

Add yours