!f gaste yazdı: Sessiz ve İsyankar/Quiet Riots


!fgaste #6

riverman“How come no one told me, all throughout history/ the loneliest people were the ones who always spoke their truth/ the ones who made a difference by withstanding indifference” Kings of Convenience. (Riot on an empty street albümünden Misread)

Sessiz ve İsyankar olanlar

Bu bölüm ismini duyduğum andan itibaren hem etkiledi, hem de rahatsız etti beni. Çok hüzünlü insanlar canlandı kafamda. İçi isyan etmiş ama sesi çıkmamış, isyanı duyulmamış, yalnız insanlar. Bazen de kavga etmeden muhalif olabilen, kendi çapında anarşist bir hayat yaşarken kimseye bulaşmayan ama pek çoklarına dokunabilen özel insanlar… Sonra filmleri izledim. Baktım ki hepsi doğru.

Balık Adam, dünyanın pis nehirlerini yüzerken çevre pisliğiyle de savaşıyor, şiddetine maruz kaldığı babasıyla da, “kendi şeytanlarıyla da.” Her defasında hasta oluyor, deneyim onu bitiriyor, delirtiyor ama her defasında içindeki bir isyan onu yüzülecek daha uzun, daha tehlikeli nehirler bulmaya itiyor. Dünyanın en tehlikeli nehri 3300 mil uzunluğundaki Amazon’u yüzmeye soyunduğunda yanına şanını, menejerliğini yapan oğlunu, bir de GPRS kullanmayı seyir esnasında öğrenmeye çalışan çakma bir rotacı alıyor. Bu Amazon yolculuğu, hem onları hem de izleyiciyi, beklenenden çok daha farklı meceralera sürüklüyor. Michel Gondry kamerasını bu kez kendi ailesine doğrultmuş ve halası Suzette’in yaşamından ilham almış. Madame Suzette istediği seçimleri yapmış, bu seçimlerin gerektirdiği zorlukların da sorumluluğunu yüklenmiş güçlü bir kadın ama bildiği yolda giderken bilmeden yaraladığı oğlu, ‘Yüreğimdeki Diken,’ olmuş.

Arayış cesaret ister

Uyuşturucu satıcısı Latin Jason, Yeni Müslüman -Cool Hamza’ya dönüşürken, hem huzursuzlukla içi fokur fokur kaynıyor, hem de ne yaptığını çok iyi biliyor. O arıyor. Sarıklı hiphop şarkıcısı Hamza olmasıyla da bu arayış son bulmuyor. Bir yandan islami terörden korkan Amerika’nın yarattığı teröre isyan ederken, diğer yandan İslam yolunda öfkeden arınıyor. İsyanı sessizleştikçe, güç kazanıyor. ITO, Bir Şehir Rahibinin Günlüğü, tapınak yerine barda öğrenmeyi ve öğretmeyi şeçen budist bir rahibinin Tokyo kalabalığı içindeki yalnız arayışına odaklanıyor. Altı yaşındaki Antoine‘ı ise en iyi okul arkadaşı tanımlıyor: ‘O kör. Yani, göremeden gören kimse.’

Bu filmler, genelde sessizliklerinin ve mütavizliklerinin kurbanı olup gözden kaçıyor. Sıradan insanların, hayatlarını, kendi hallerinde ama ısrarla bildikleri gibi yaşamalarının ne kadar ilham verici olduğunu bilseniz belki siz de feyz almak istersiniz.

gaste tam sayfa; read in english

+ There are no comments

Add yours