!f gaste yazdı: NÖBETÇİ SİNEMA


!f gaste #2
Ölükız: 12 Şubat 00.30 / Fitaş
Ölümcül Kar: 13 Şubat 00.15 / Fitaş IV

deadsnowHERŞEY ÖLÜR, KORKU ÖLMEZ!

Nöbetçi sinemada bu yıl iki tane epey manyak ama eğlenceli film var. Eğlenceli derken, Amerikalı lise öğrencilerinin ölü bir canavar kıza tecavüz etmeleri ya da kana susamış Nazi zombilerin Norveç’in karlı dağlarını kırmızaya boyamalarının ardındaki çarpık mizahı görebilmek gerekiyor elbet. İlkinin adı basitçe Ölükız. İkinci de bir o kadar düz: Ölümcül Kar. Ancak bu başlıkların kütlüğü sizi yanıltmasın. İkisinin de alt okumaları derin.

Marcel Sermiento’nun Ölükızı, Amerikan lise dramasının varabileceği en son, en dip, en berbat nokta. Ne kadar sömürülürse sömürülsün bir türlü tüketilemeyen bu dramın artık bundan ötesi olamaz. Pon pon kızlar ve futbolcular ötekilerin hayatını sürekli cehenneme çevirir. Ötekiler travmalar birktire biriktire okulu sağ salim bitirmeye çalışırlar. Bir kızla yatmayı, bir erkek tarafından sevilmeyi üniversiteye havale ederler. İntikamlarını, en güzel pon pon kız ve en kral futbolcunun evlenip, dört çocukla sıkışıp kaldıkları kasabada mutsuz olduklarını görecekleri zamana saklarlar. Ölükız işte buna artık yeter!” diyor. Bu bayıltıcı travmanın dibine vurmanın ve sonra paketleyip rafa kaldırmanın vakti çoktan geldi geçiyor diyor. Ben Hollywood olsaydım, bunu aşan başka birşey yapmaya kalkışmazdım. Daha ötesi izlenilir olamaz.

Tommy Wirkola’nın Ölümcül Kar’ı apayrı bir hikaye ama benzeri bir takıntı ve bıkkınlık, konuyu aynı şekilde uçlarda bir noktada tüketme arzusuna yol açmış, hem de bu kez İskandinavların o uçmuş, absürd mizahıyla. Tabi ki Nazilerden bahsediyoruz. Altmış yılı aştı ama Avrupalılar Nazilerle savaşmaktan hala vazgeçmedi. Üstelik hala yenme umutları yok. Alman futbol takımıyla sahada karşılaştıkları her defasında – alman takımı berbat oynasa ve süper centilmen davransa dahi – her defasında dizlerin boşalmasına dur demenin vakti geldi! Ama olmuyor işte. Naziler silahları ve üniformalarıyla tam teşekküllü bir şekilde, Norveç’in kuş uçmaz, kervan geçmez karlı doruklarında bile ortaya çıkıp, Avrupalılara kabuslarında dadanmaya devam ediyor.

Korku filmleri, korkutucu olsa da, meseleleri ne kadar ciddiye aldığımıza dair bir sağlama yapmamıza olanak tanıyor. Bir yandan korkuturken, galiba diğer yandan içimizdeki korkularla yüzleştirip, tedavi ediyor.

!f gaste #2 tamsayfa; read in english

+ There are no comments

Add yours