!f gaste yazdı: Nefret suçları filmleri


!f gaste #3
13 Şubat /13.00/Fitaş

city-of-borders

Beni öptüğünde tüm mantık uçup gitti.”

Önyargı ve Gurur
Doğu vs Batı, laik vs aşırı ortodoks, heteroseksüel vs homoseksüel, müslüman vs yahudi. Eşittir Filistin. O da eşittir Sınırlar Kenti. Bu sınırların ortadan kalktığı tek bir yer var: Bir gey bar. Kudüs’ün gururu (ya da utancı) Shushan. Tüm o doğustan itibaren özenle inşa edilen nefret, çatışma meğer cinsel kimlik zordayken uçup gidiyormuş. Sanki hiç öğrenilmemiş gibi… “Beni öptüğünde, tüm mantık uçtu gitti,” diyor yahudi olan Ravit müslüman sevgilisi Samira için. Başka bir gey, cinsel kimliği gizlemenin korkunçluğunu, İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da yahudi olmaya benzetiyor. Homofobiklerin, gey yürüyüşleri öncesinde yarattıkları ortam zaten savaşı hatırlatıyor. Nefretle yazılmış posterler, cep telefonuyla gönderilen ölüm mesajları, karşıt yürüyüşler ve zalim saldırılar. Bu saldırılardan bir tanesinde üç yerinden bıçaklanan bir gey, bu olayın ardından aktivist olduğunu anlatıyor. Ancak nefretin müthiş gücü, buna maruz kalan geyler kadar, bunu hissedenleri de birleştiriyor. Yahudi, müslüman ve diğer fanatikler ilk defa hiç sızlanmadan yanyana durabildikeri ortak bir zemin buluyor. Gevald‘da Ermeni bir rahip, yahudi ve müslüman meslektaşlarının yanına oturmuş, gey karşıtı harekatın basın toplantısında söz alırken tanrıymış gibi konuşuyor: ‘Allah Adem ve Havva’yı yarattı. Adem ve Steve’i değil.’ Bu arada bir Steve ülkeyi terketmek zorunda kalıyor, birkaçı bıçaklanıyor. Samira, “ölümümü yaşayacağıma, yaşamımı öldürmeyi tercih ederim,” diyor. Diğer bütün Steve’ler aynı tercihi yapmış gözüküyor.

Festivalde Önyargi ve Gurur başlığı altında gösterilen homofobiyle ilgili dört kisa filmin diğer ikisi, bizi dinin homoseksüelliği anlamayı mümkün kılmadığı kutsal topraklardan alıp, laik batıya götürüyor. Eğer çok büyük bir fark görürseniz, ses verin. Örtülmüş, Saraybosna Queer Festivali’nde yaşanan şiddetti yansıtırken, Michael’in Görünmez Ölümü, homofobik ölümlerin medyada, politikada ve halkın vicdanında görünmez olmasına isyan ediyor. İngiltere gibi bir ülkede, ırkçı cinayetlere haklı olarak her kesimden gösterilen tepkinin homofobik cinayetlerde olmaması, bunlara BBC’nin bile yerel haber muamelesi yapması şaşırtıyor.
Önyargı ve Gurur belgeselleri aslında çok sert ve kesin bir mesaj iletiyor: Cinsel kimlik yaşama, varolma dürtüsüyle birlikte gelir. Ve insanların oldukları gibi olabilme dürtüsü birleştiricidir. Bu dürtü filmlerin yapılma tarzında bile kendini hissettiriyor. Kamera birikmiş, acil söylenmesi gereken onca şeyin hızlı bir aracı olmuş sadece…

!f gaste tamsayfa; read in english

+ There are no comments

Add yours