!f Gaste yazdı: İran’ın Yeşil Dalgası ve Arap takipçileri


!f gaste # 8
Fitaş 1 / 17.30

Yazan: Benjamin Holland

‘I will rebuild you, my homeland, even if I have to use the clay of my body to do so.’ (Seni yeniden inşa edeceğim ülkem, bunun için kendi vücudumun harcını kullanmam gerekse de.) Blogger

2009 İran Seçimlerinden sonra patlayan Yeşil Dalga devrimi Orta Doğu’da bir anomali gibiydi. Bir buçuk yıl sonra, şimdi daha çok bir şablon. Araplar da ayaklandı. İran’daki Yeşillerle aynı şeyden şikayetçiler: zalim baskı, haklardan yoksunluk ve fakirlik. Seslerini duyurmak için de aynı yöntemi kullandılar: Facebook ve Twitter.

İran, ilham için genelde Arap dünyasına bakmaya pek tenezzül etmese de Tunus ve Mısır’da olanlar Yeşilleri tekrar cesaretlendirmişe benziyor. Son iki hafta, seçim döneminden beri yaşanan en büyük protestolara sahne oldu.

Yeşil Dalga belgeseli tüm bunların nasıl başladığını ve yayıldığını çok net anlatıyor. Facebook ve Twitter, evde kapana kısılı yaşayanlara umut verdiği gibi, tek sordukları ‘Oyum nerde?’ olan protestoculara acımasızca saldıranların utandırılmasını sağlıyor. Kalbimizi sadece gerçekleri göstererek burkan bir belgesel. Anime kısımlar, gerçekten uzaklaştırmak bir yana, bloggerların hikayelerinin mümkün olan en az kurguyla anlatılmasına yardımcı oluyor.

Bugünkü soru şu: Arapların başardığını neden İran yeşilleri başaramadı? Bir cevap der ki; İran İslam Cumhuriyeti’nin devamından çıkar sağlayan daha çok grup var, şiddet kullanmaya hazır olan islami ordu gibi…

Başka bir tanesine göre; anti-Amerikan bir rejimi devirmek, pro-amerikan bir rejimi devirmekten daha zor. Yeşiller destek için dışarıya baktıklarında, hiç bir batılı devlet İran’a baskı uygulayabilecek pozisyonda değildi, ne kadar isteselerde. Ama Amerikan yandaşı bir hükümet, utanç kaynağı olduğunda her zaman gözden çıkarılabilir, özellikle eskisiyle hemen hemen aynı kafada olan ama henüz halk gözünde daha az sabıkalı bir sürü general sırada beklerken.

Son bir teori de, İranlıların kendi tarihlerinden aldıkları derslerden ürktükleri. Zalim ve nefret edilen bir liderden kurtulmanın, her zaman kurtulmak demek olmadığını bilmeleri. 1979’da yaptıklarında gördüler, bir baskı rejiminin bir diğeriyle yer değiştirdiğine tanık oldular.

Ancak bu belgesel bu son teoriyi şüpheli kılıyor. Eski hayaletlerden korkmayan bir sürü genç, eğitimli ve dinamik İranlıyla tanışıyoruz. Ve onlar artık bizim bilmediğimiz gölge insanlar değil, dünya ile online’lar. ‘Babam hep 150 yıldır kaybettiği sesini bulmaya çalışan bir millet olduğumuzu söylerdi,’ diyor belgeseldeki bloggerlardan biri ve bu sesi duymamıza yardımcı oluyor.

gaste tam sayfa; read in english

+ There are no comments

Add yours