!f Gaste yazdı: Herkes Gibi / Everyone else


!f Gaste # 4
14 Şubat / 19.30 / Fitaş IV

everyone ‘Be yourself, everyone else is already taken’ Oscar Wilde

Herkes Gibi

Gerçekten bu filmdeki çift herkes gibi. Genç bir Alman çiftin, Sardinya’daki tatillerinin normal halleri röntgenliyor ama her milletten modern bir çift cuk otururmuş.

Chris ve Gitti tatile giden bir çift ne yaparsa onu yapıyorlar. Ama tatilin ilk günlerinin coşkusu geçtikçe, daha sevimsiz tarafları da biraz biraz ortaya çıkmaya başlıyor. Gitti ilişkinin lokomotifi. Her lokomotif insan gibi, bazen endorfin etkisi yaratıyor, bazen aşırı yoruyor. Sürekli ilgi talep ediyor ama istendiğinde nasıl alınamıyorsa, o da alamıyor. Öte yandan ilişkinin güvensizi Gitti değil, Chris. Başarısızlık duygusuyla giderek daha çok içine kapanıyor. Gitti’nin enerjisi, aşkı, talepkarlığı Chris’i daha çabasız bir noktaya sürüklüyor. ‘Mükemmel’ çiftle karşılaştıkları zaman ise, yamamaya çalıştıkları egoları her bir taraftan patlıyor. Hans da mimar ama başarılı olanından. Sana ise yerinde davranan, doğru sokulan, sofistike giyinen, havalı bir işte çalışan hoş bir kadın. Gitti’nin kadınsı normlara uymayı reddeden çıkışları, bu noktada Chris’i de, izleyeni de daha rahatsız ediyor. Halbuki Gitti’nin sevilesi yanları da onlar. Kaldı ki mükemmel çift de herkes gibi. Facebook sayfasını andıran imaj dünyalarından çıkıp gerçek dünyaya, başkalarının arasına atılıp test edildiğinde, mükemmel ilişki de yok, ideal çift de.

Kızım kendine gel ve adamı terket. Daa…

Yönetmen ve yazar Maren Ade, sıradan bir çiftin ilişkisi hakkında spesifik hiçbir şey anlatmadan herkesi kalbine çok yakın bir yerden yakalamış. Filmi izlemek kesinlikle zihinsel bir süreç değil. Çifti seviyorsunuz, gıcık oluyorsunuz, Chris’i bazen kız adına terketmek, bu kadar da saçmalamasın diye Gitti’yi arada omuzlarından tutup sarsmak istiyorsunuz. Ama sonunda zihin devreye giriyor. Tüm bu duyguları hissetmenizi, kadın olmakla ilgili kalıpları farketmeden kabullenmenizi, farklılık onay görmediğinde ortadan kalksın istemenizi sorguluyorsunuz. Gitti, benzemenin aslında hiç zor olmadığını ama ağır bir maaliyeti olduğunu yüzünüze vuruyor. Kendiniz için ister gibi, ikisi için bir şans daha istiyorsunuz.

Ade, “tatilden döndüklerinde birisi Gitti’ye nasıl geçti diye sorsa, muhtemelen olan biteni anlatamazdı” diyor. Biraz Ingmar Bergman filmlerindeki, insanların en özel ve en sıradan hallerinde gezinen, çok dramatik bir şey yakalamadan tüm hayatı yakalayan kamera gibi, bir ilişkiyi tüm dinamiği ile yakalayıp esaslı bir söz söylüyor.

gaste tam sayfa, read in english

2 Comments

Add yours
  1. mustafa uzuner

    Filmle ilk karsilasma ani goruntu uzerinden olmayabiliyor her zaman: bazen birisinin kulaga calinip yerlesen tavsiyesi, bazen de iyi bir yazi. Everyone Else’le karsilasmam yazin okudugum bir makale uzerinden olmustu benim icin. Kent Jones’un “Ben ve Sen” adli Film Comment’te cikan yazisi, yazarin diger yazilarinda pek alisik olmadigimiz bicimde hayli edebi/stilize bir girisle baslar. Jones, bu ilk bolumde filmin “iliski retorigini” kurguyalamaya, resmetmeye, belli belirsiz montajlamaya calisir. Yazinin geri kalan bolumunde de, filmi diger sorunlu iliski filmlerinin (A Woman Under Influence, Scenes from a Marriage, vs..) bir uzantisi gibi okumaya calisarak, ozellikle Stanley Cavell’in “yeniden evlenme komedisi” dedigi, 30lu, 40li yillar Hollywood komedilerinde bulguladigi, iliskideki taraflarin birbirlerini tecrube ederek ogrendikleri tezinden feyz alarak ya Cassavetes filminde oldugu gibi bir “mutluluk fantezi”sinin (birbirine ters dusen arzularla golgelenen bir fantezi), ya da Rossellini’nin modern sinemanin baslangici varsayilan Italya Yolculugu’nda oldugu gibi ‘ciftler’ alisik olduklari ortamlardan yeni bir ortama gecislerindeki yasadiklari degisim ve yabancilasma hallerinin Herkes Gibi’de bir adim daha ileri gelerek, ne kadar modern bir hal aldigindan bahseder. Uzun uzadiya demeye calistigim sey su: kacirmayin, kacirirsaniz uzulursunuz!

  2. cagri

    Çok çok güzeldi. (film-ist’ten sonra en çok beğendiğim desem diğer filmlere haksızlık etmiş olmam herhalde.) Bana da yer yer Antonioni’nin Gece’sini, Cassavetes-etki altında bir kadın ve Rohmer’in filmlerini çağrıştırdı…

+ Leave a Comment