!f Gaste yazdı: Bağımsızların en bağımsızı, Keş!f yapanlar


!f Gaste # 5

Bağımsızların en bağımsızı herhalde keş!f yapanlar. Yönetmenlerin ilk ya da ikinci çalışmalarından oluşan ve jurinin beğenisine sunulan bu yapımlar, hikaye, anlatım ya da form olarak bir yenilik getirdikleri için seçiliyor. Dolayısıyla karşımıza hep ilham veren, nefes aldıran bir seçki çıkıyor.

R Hapishane filminin danimarkancası, ultra gerçekçi hatta naturalist. Törpülenmemiş dış sesler, ham görüntüler, az diyalog, sert anlatım. Ya kurban olacaksın, ya suçlu. Cezamı çektim, normal hayata döneyim yok. Üstelik gördüğümüz herşey gerçekten olmuş. Filmde rol alan 75 kişinin hapishane geçmişi var. Çok yalın ve sarsıcı bir film.

Adrienn Pal da o kadar yalın ama iyimser. Kendin olmakla ilgili güçlü ama iddiasız bir telkin. Ölümcül hastaların yattığı bir hastanede çalışan aşırı kilolu Piroska hayatı otomatiğe almış öyle yaşayıp gidiyorken, çocukluk arkadaşı Adrienn Pal’ı bulmak birden büyük bir takıntıya dönüşüyor. Onun bulmak kendini bulmak sanki. Yönetmeni Agnes Kocsis’in büyük çıkış yaptığı ilk filmi ‘Fresh air’ gibi, taptaze bir nefes.

Seçkinin ciddi arıza filmi Bizim de Günümüz Gelecek. Baştan manyak bir önermeyle başlıyor. Kızıl saçlı olduğu için dışlanmış, toplumun uyumsuz insanları. Biri sosyopat bir psikanalist, öbürü himayesine aldığı ezik bir genç. Gecenin gündüze karıştığı uzun ve çılgın bir yolculuğa çıkıyorlar. Müzik videolarıyla olay yaratan Fransız yönetmen Romain Gavras’ın ilk uzun metrajlı filmi, videoları gibi dibine kadar nihilist. Bir o kadar da eğlenceli.

Ona tam tezat oluşturan pastoral bir film Dört Defa. Konuşmasız ama sessiz değil. Yaşamın sesleri; döngüsü; ruhun insandan hayvana, hayvandan bitkiye, bitkiden minarale dört kademeli seyahati…  Yani Pisagor’un teorisinin nefis bir şiirsellikle belgelenmiş hali.

Nuumioq’in yönetmeni Torben Bech filmi için, ‘Grönland’a yazılmış aşk mektubu gibi,’ demiş. Öyle. Malik’in ailesi ve arkadaşlarıyla yaşadığı minik ‘kuzeyde bir yer’ hikayecikleri bonusu. Dramatik, hatta trajik gelişmelere rağmen, hayattan bir kesit duruluğunda herşey.

Kan Kokusu

İlk filmi Ex-drummer olay olmuştu Belçikalı Koen Mortier’in. Şimdi 22 Mayıs ile bambaşka bir yerden şaşırtmaya devam ediyor. Suç ve masumiyet üzerine görsel olarak çok etkileyici bir ’11 Eylül’ sendromu anolojisi.

Türünün tüm örneklerine meydan okuyan sarsıcılıkta bir korku filmi, Kan Kokusu. Kanın ardında daha derin bir ‘neden’ sorusu var. Aile içi yamyam filmi ne de olsa. Yaşamın ne olduğu, nasıl yaşandığı, kim olduğumuz konusunda soru sordurması çok doğal.

gaste tam sayfa; read in english

+ There are no comments

Add yours