!f gaste konuştu: Orton Akıncı-Türkiye’den kısalar


!f Gaste: #7
16 ve 17 Şubat /15.30 ve 17.30/ Fitaş

kisa Yıldız Teknik Üniversite’sinde öğretim görevlisi Orton Akıncı, 2002 senesinden beri kısa filmlerimizi programlıyor. Kitlesel güncel sanat pratiklerine o kadar meraklı ki öğrencileriyle Eisenstein’ın Potemkin Zırhlısını sahne sahne yeniden çekti.

‘Şikayet Etme!’

Hangi Kıstaslara göre programlama yapıyorsunuz?

Programlamayı yaparken bize gelen tüm kısaları en az bir kere izliyoruz. İzleme maratonunun sonunda kafamızda belli cümleler ve sorular oluşuyor. Bunları tartışıyoruz. Sonuçta kafamızda beş ila on tema oluşuyor. Programlamaya çalışırken bu temalar dörde beşe iniyor kendiliğinden. Bazı kısaları tekrar tekrar izliyoruz. İlk listemize yeni eklenenler veya listeden çıkanlar oluyor. Göstermek istediklerimiz bizi etkileyen, bir yenilik sunan ve zihin açıcı kisalar oluyor. Fakat bunların hepsi programa giremiyor, çünkü programın geneline, kısaların birbirleri ile kurabilecekleri olası diyaloglara, seçkilerin temalarına ve sürelerine de dikkat etmemiz gerekiyor. Bu temalar kısaları okumak için bir sınırlama değil sadece birer çıkış noktası. Bunun dışında programlamada tabi ki temel kıstas, !f çizgisi…

Her sene belirgin trendler ortaya çıkıyor mu?

Sonuçta o senenin eğilimlerini yansıtmaya çalışıyoruz. Sanırım bu senenin bizi etkileyen eğilimleri, acı ve hüzüne odaklananlar oldu.
Bu seneki kısaları izlerken sizi en çok ne etkiledi?

Acı ve insanların bu acılara tepkileri. “Dumanlı Ev” biraz da kabullenilmek durumunda kalınan derin ve içsel bir acının, “İtiş Kakış” bu acılarla ve hayatla mücadelenin, “Bir ihtimal daha var, o da gitmek mi dersin?” de son çare olarak gitmek zorunda kalan veya gitmeyi tercih edenlerin hikayeleri. Aslında dördüncü tema da acıyla ilgili ama onlar daha çok acıyı görmezden gelen, kabullenen veya normalleştiren hikayeler. Bu seçkinin adı, “Biz burada iyiyiz.”

Türkiye’de kısa filmcilik nasıl? Gelişiyor mu?

Bu büyük bir soru. Her zaman şikayetlerle cevaplanan bir soru. Bence hep de öyle kalacak. Hüseyin Alptekin’in “Don’t Complain” (Şikayet Etme) diye bir çalışması var. Bu çok katmanlı bir çalışma. Şikayet edilecek bir şey var ki bu cümle söyleniyor. Ama aynı cümle çıkış yolları olduğu, olması gerektiğini de işaret ediyor. Sorunun bana göre cevabı; artık daha fazla üretim var, çünkü üretim, çoğaltım ve dağıtım araçları daha demokratikleşti. Artık daha fazla iyi iş ile karşılaşıyoruz, karşılaşabiliyoruz, çünkü bunun için arada engel olan bir aracı yok. İşleri ve üretenleri ciddiye alması beklenenler de artık prodüktörler değil, çünkü direkt izleyiciye ulaşabiliyor üretenler ve herkes kendi takipçisini yaratabiliyor ve bunlar onu ciddiye alıyor. “Şikayet etme”

gaste tam sayfa; read in english

+ There are no comments

Add yours