‘‘Ya hep birlikte zengin olacağız, ya da hep birlikte yok olacağız!’’

‘‘Ya hep birlikte zengin olacağız, ya da hep birlikte yok olacağız!’’


2011’den beri Suriye‘deki siyasî karışıklığın ve şiddetin etkilerinden kaçarak Türkiye’deki kamplarda ve sokaklarda yaşamaya gelen insan sayısı 1.9 milyonu buldu.

2015 yılı başından itibaren bugüne dek dünya genelinde yaklaşık 1500 göçmen yeni bir hayat hayali kurarak oturdukları geminin içinde boğuldu. Bu sayı 2014 yılı boyunca gerçekleşen göç ölümlerinin 10 katı! Neden ünlem koydum bilmiyorum, bir kişi bile olsa incelemeye ve önemsemeye değer bir konu; ancak görünen o ki bu sene dünya tarihindeki göç sırasında hayatını kaybeden insan sayısı rekoru kırılacak.

9781852429034Fatou Diomé, Senegalli bir yazar. 2001 yılında yayınlanan ve çok satan kitabı The Belly of the Atlantic (Atlantiğin Göbeği, henüz Türkçe’ye çevrilmedi) ile Avrupa’da geniş bir kitle tarafından duyuldu. Kitapları Fransa’da bir göçmen olarak yaşamak konusunu ve genel olarak Fransa-Afrika ilişkilerini inceliyor. 

Neden kendisinden bahsediyorum? Çünkü 24 Nisan’da Fransa’da Frédéric Taddeï’nin sunduğu ‘Ce Soir ou Jamais!’ (Bu gece ya da Asla!) programında sadece Avrupa ve Afrika’yı ilgilendirmeyen, konuşmasındaki kıta isimlerini, sorunlu veya kısıtlanmış göç ilişkileri olan herhangi iki ülke veya kıtanın ismiyle değiştirdiğinizde geçerliliğini sürdürecek, evrensel bir konuşma yaptı. 

Konuşmasını alttaki videoda izleyebilirsiniz; Fransızca ve altyazısı yok; ancak videonun altında sizin için konuşmanın önemli noktalarını Türkçe’ye çevirdim. Yine de çeviriyi Diome’u dinleyerek okumanızı tavsiye ederim zira sesinin tınısı hayli can alıcı. 

[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=z0km4h2EWlY[/youtube]

‘‘Bu kazada ölen insanların cesetleri karaya vuruyor, – kelimelerimi özenle seçtiğimi belirtmeliyim – ve eğer bu insanlar Beyaz olsaydı şimdi dünya kamuoyu yerinden oynamıştı. Ancak ölenler Siyah ve Arap, ve hayatları daha ucuz.

Avrupa Birliği istese, güçlü deniz donanması ve savaş teçhizatıyla Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’de kaza geçiren göçmenleri kurtarabilirdi, ancak oturup göçmenlerin ölmesini beklediler. Bu göçmenlerin boğulmalarına izin vermenin daha fazla göçmenin Avrupa’ya gelmekten vazgeçireceğini düşünüyorlar. Ama size bir şey söylememe izin verin: bu olay kimsenin göçten vazgeçmesini sağlamayacak… çünkü yaşadığı hayatın yaşamaya değmediğini düşünen ve hayatta kalma içgüdüsüyle göç eden bir insan ölümden korkmaz. Bayım, Avrupa’da süren kriz gösteriyor ki sizler Avrupa altın kafesinin tadını çıkaran kanaryalar olarak kalamayacaksınız. Dünyanın başka yerlerinde kargaşa olduğu müddetçe Avrupa kendisini dış dünyaya kapayamaz. Dünyanın başka yerlerinde yaşamak için gereksinimlerini karşılayamayan insanlar oldukça Avrupa zenginlik içinde yaşamaya devam edemeyecek. Artık bir Hintli’nin Dakar’da, Dakarlı birinin New York’ta, bir Gabonlu’nun Paris’te yaşamını kazanabildiği küreselleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Sevseniz de sevmeseniz de bu süreç tersine döndürülemez.

Fransa’ya yaşamaya gelen Beyaz bir Kanadalı ya da Arjantinli’yseniz size ‘expat’ (yabancı bir ülkede çalışan profesyonel insan) derler. Ancak Afrikalı, Hintli ya da Afgan’sanız ve Fransa ya da Almanya’da yaşıyorsanız göçmen (muhacir)sinizdir, eğitim durumunuz ya da çalışma koşullarınız ne olursa olsun bu böyledir. Avrupa’nın ‘Öteki’ne atfettiği sözel imgeleme biçimidir yabancı düşmanlığı besleyen.

Bahsettiğiniz Schengen vizesine gelecek olursak – Lütfen sözümü kesmeyin! – bu vize bana gelip üniversitelerinizde konuşma fırsatını veriyor, tabii zekamı yeterli ve karlı bulursanız, bu yüzden güzel; ancak bir yandan ise benim sahip olduğum diplomalara sahip olmayan erkek kardeşimin gelip Avrupa’da bir inşaatta çalışabilecek olması düşüncesinden rahatsız oluyorsunuz. Göçmenleri yararlılar ve zehirliler olarak ikiye ayıramazsınız!

Bir şey daha; manşetlere Afrika’dan Avrupa’ya göçen insanların haber başlıklarını sürekli atıyorsunuz; fakat Afrika’ya göçen Avrupalılar’dan hiç bahsetmiyorsunuz. Buna güçlü olanın serbest dolaşımı denir: parası olanın ve ‘doğru’ pasaporta sahip olanın… Siz Senegal’e, Mali’ye, dünyada istediğiniz her ülkeye gidebiliyorsunuz… Nereye gitsem Fransızlar, Almanlar, Hollandalılar ile karşılaşıyorum. Dünyanın her yerinde onları görüyorum; çünkü ‘doğru’ pasaporta sahipler. Pasaportunuzla dünyanın her yerine gidip gösterişli tavrınızla oraların sahibi gibi davranıyorsunuz. İkiyüzlülüğü bırakın. Ya hep birlikte zengin olacağız, ya da hep birlikte yok olacağız!’’

Sınırların eriyerek yok olduğu, ‘biz’ denilince akla tüm yerkürenin geldiği bir dünyaya selam olsun!

Konuyla ilgili sınır tanımayan düşüncelerinizi ve sorularınızı altta yorumlar bölümünde paylaşabilirsiniz. 

Avrupa’da göç meseleleri ve Fatou Diomé ile ilgili daha fazla okumak isteyeniniz varsa bu yazı için okuduğum kaynaklar şunlar:

  1. http://www.theguardian.com/uk-news/2014/sep/18/-sp-world-briefing-europe-worsening-migrant-crisis
  2. http://en.wikipedia.org/wiki/Fatou_Diome
  3. http://africasacountry.com/that-moment-when-senegalese-writer-fatou-diome-kicked-european-union-butt/ (Konuşma çevirisini buradaki İngilizce deşifreden yaptım, Fransızcam dinleyerek yapmaya yetmedi, bi’gün inş.) 
  4. http://en.wikipedia.org/wiki/Fr%C3%A9d%C3%A9ric_Tadde%C3%AF
  5. http://wordswithoutborders.org/book-review/fatou-diomes-the-belly-of-the-atlantic
  6. http://www.theguardian.com/world/2015/apr/01/record-number-of-migrants-expected-to-drown-in-mediterranean-this-year
  7. http://www.cnnturk.com/haber/turkiye/turkiyede-suriyeli-multeci-sayisi-1-9-milyon
  8. http://marksist.net/selim-fuat/turkiyenin-suriyeli-gocmenler-sorunu.htm
  9. http://www.bantmag.com/magazine/issue/post/32/345
  10. Aynı videounun İngilizce altyazılı versiyonu: https://www.facebook.com/ajplusenglish/videos/556002004541311/

+ There are no comments

Add yours