Çoğunluk: Uyanın kardeşler! Körler, sağırlar, uyanın… (/birisi beni mi çağırdı?)


31 Antalya’da en iyi film almış.

Erkek olabilmeye çalışırken erkek (o ney?) bile olamamayı, iktidarmışken hiç de muktedir hissetmemeyi, tutunamamayı, muhafazakarlığın öfkesini ve iç boğan döngülerini, sıkışmışlığı ne acaip yakalamış. Filmin bir yerinde başım ağrımaya başladı, öyle diyim. Filmin isminin ‘çoğunluk’ olduğunu yarısında tekrar idrak ettim, iyice büzüldüm köşemde. Rahatsızlık verici derecede gerçekti çok şey çünkü.
Çoğunluk, Türkiye hakkında düşündüğümüz, yapmamız gerektiğine inandığımız herşeyi bir daha düşünüp, iletişim adına yaptığımız herşeye bir kez daha bakmamızı gerektiriyor.

Muhafazakarlığın ciğerini gördüm gibi hissettim. Çok tebrik ediyorum!

PS: (evet, PS’imde var tabii ki) Gül’ün karakteri eksikti. Değil miydi? Ta Van’dan İstanbul’a ailesine karşı çıkarak gelmiş bu kızımızın tek hayalinin yakışıklı bir koca bulmak olduğuna ben inanamadım, siz? Gül’ün Mertkan’a (ah be abi, nasıl isimdir Mertkan!) ‘beni bırakma nolur’ deyişine hiç inanmadım, arkasından birşeyler bekledim, gelmedi… Böyle erkek bir dünyayı bu kadar gerçek, yalnız ve rahatsızlık verici bir şekilde resmedebilen bir filmde kadın kısmısının üzerinden üstünkörü, temsili geçilmiş olması ironik geldi bana… Mertkan’ın gözünden görüldüğü şekliyle görmeye kısıtlandık sanki biz Gül’ü, kadınlığını, Kürtlüğünü ve yoksulluğunu; oysa filmde izleyicinin bakış sahası Mertkan’ınkinden çok daha genişti başka alanlarda.

Yine de bütün bunlar parantez içinde ve filmin çok çok önemli bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor bence..

Saygılar efendim.

pps. uçakta gelirken yanımda mhp’li bir arkadaş oturuyordu. sohbetimizin içeriğinden çok benim koltuğuma taşmaları rahatsız etti beni, kendinin bile farkında olmadığı taşmalar. onu diycektim bi de.

2 Comments

Add yours
  1. Yeşim Erdem

    Ben güle bayıldım. nasıl sevilesi ve gerçek biriydi mertkanın yanında… Mertkan’a aşkını, evlenme hayalini, sahip çıkılma ihtiyacına bağladım. Her an bulunup köyüne götürülme gibi cok kocaman bir tehditle okuyan bir kızcağız…Anlaşılır buldum. Abi karakterini eksik buldum ama, o abi bize aile ile ilgili ne anlattı bilemedim. Hizmetli olayını da biraz kör göze parmak…. Ama sonucta mertkan, mertkan, mertkan! O nasıl bir vücut diliydi öyle. Ve bakışlar, ve eğik boyun…Eleştiriyi görmene rağmen karakteri sevmemezlik edememen de hoş bir ayar olmuş. Yargısal olmaktan cok empatik bir hissi vardı filmin. Türkiye’de güdük bir jenerasyon nasıl yetişti’nin filmi, dediğin gibi muhafazakarlığın filmi, muhafazakarlığın sehirleşmesinin filmi… Coğunluğa ait davranış biçimlerini, liste mantığıyla biraz fazla ard arda sıralama zaafı vardı ama o bile çok eğlenceliydi. Aferin valla!

  2. Alper Tolga Akkuş

    Mertkan’ın adının niye Mertkan olduğunu Altyazı’nın 100 Özel sayısında Seren Yüce’nin kaleminden öğrenmek mümkün. Bu aynı zamanda Çoğunluk filminin de kafasında belirmesinin hikayesi.

    anvrz

+ Leave a Comment