Çizgi romandan filme ‘Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız’

Çizgi romandan filme ‘Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız’


Bu yazı bir misaf!rden. İyi bir çizgi roman takipçisi olan sıkı !f’çilerden Serdar Kökçeoğlu A Girl Walks Home Alone at Night / Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız‘ filminin uyarlandığı çizgi romanları anlatıyor . 

GirlHas çizgi roman/grafik roman okuru, filmlerden yola çıkılarak hazırlanan çizgi roman kitaplarını pek sevmez doğruya doğru. Çizgi roman serilerinden veya grafik roman kitaplardan uyarlanan filmler arasında şüphesiz son derece başarılı örnekler vardır; Ghost World, American Splendor veya A History of Violence gibi. Fakat filmlerden yola çıkılarak hazırlanan çizgi romanlarda genellikle bir özensizlik ve istismar hissedersiniz. Bu sebeple 2014’ün çok konuşulan, çok merak edilen filmlerinden A Girl Walks Home Alone at Night ile ilgili çizgi roman projesinin başlangıçta pek bir heyecan yaratmadığını söyleyebiliriz. Ve fakat projenin arkasında bizzat İran kökenli yönetmen Ana Lily Amirpour’un olduğu ortaya çıkınca işin rengi bir parça değişti. Genç sinemacı filmin arka planına dair hikayeler anlatmak, bir anlamda filmin dünyasını zenginleştirmek için hikayelerden çizer seçimine kadar bizzat ilgilenerek kitapların hazırlanmasına ön ayak olmuş. Peki şimdilik elimizde olan iki ince fasikül bize ne anlatıyor? Çizgi roman sanatı açısından bir değeri var mı? Bakalım.

‘Death is the Answer’ adını taşıyan ilk kitapta karanlık bir kentte sırrı olan bir genç kızı takip ediyoruz. Kan ihtiyacı için zayıfı, henüz yolunu seçmemiş küçüğü dışarıda bırakarak kötüler arasından kurban seçiyor kendine. Sokak aralarında kötüleri cezalandıran anti-kahramanlara alışığız ama yerel giysileri içinde kaykayla gezinen melankolik bir genç kadın, kabul etmek lazım, yenilik hissi veriyor. Erkeklerin kararttığı bir dünyada geceleri korkusuzca gezinen bir kadın bu. Kesinlikle şiddete uzak değil, belki sadece kötülerden besleniyor olması onu haklı çıkarıyor ama arkasında resmen ceset dağları bırakıyor. İkinci kitap ‘Who am I’ karakterin zihnine daha çok yaklaştırıyor bizi. Sinemacı-yazarın klişelerden korkmadığını ikinci kitabın başında anlıyoruz. Genç kadın çarşafı içinde sevişen bir çifti adeta paramparça ediyor. Sevişenler bir kez daha ölüyor yani. Dinsel bir intikam mı? Hayır. Vampirlik mi? Evet, ama bir kez daha karanlık sokaklarda ancak avcıya dönüşerek ayakta durabilen bir kadın var karşımızda. Hikaye kadının avlandığı metropollerin adını anmasıyla sona eriyor. Bunlar arasında ‘Instanbul’ şeklinde yazılmış bir İstanbul da var hatta.

Kitapların baştan sona keskin bir atmosfer çalışması olduğunu söylesek pek yanılmayız herhalde. Kesinlikle bir hikaye anlatma kaygısı göze çarpmıyor. Çizerin siyahın üzerine beyaz çizgilerle kurduğu karanlık dünya genç kadının sorgulamalarına eklenince ortaya melankolik bir seri çıkmış. Karanlık, şiirsel ve merak uyandırıcı; ayrıca gelecek hikayelerde erkekler tarafından karartılmış bu dünyada kadının ayakta durması meselesine daha çok kafa yorulacağı açık. Hikayelerin sertleşeceğini ama bunu yaparken kadın meselesinden uzaklaşmayacağını söyleyebiliriz. Henüz filmi izlememiş olsam da şunu rahatlıkla paylaşabilirim; A Girl Walks Home Alone at Night’ın karanlık dünyası çizgi roman sayfalarına çok yakışmış.

Serdar Kökçeoğlu’nu twitter’da takip edin.

+ There are no comments

Add yours