çinekop mevzuu for dummies


Hala, (evet hala!) aklımız karışık. Boğazdan çıkan lüfer sülalesinden hangisi yenir, hangisi yenmez. Mesele santim meselesi mi, tür mü, çinekop ömür billah tabu mu vs.. Baktık kimle konuşsak, herkes aynı, herkes sersemlemiş. Fikir Sahibi Damaklar’dan Defne Koryürek’e sorduk.

ilhk1- Şimdi biz küçük çinekop mu yemiyoruz? Yoksa hiç mi çinekop yemiyoruz?
24 cm’in altında lüfer = bebek lüfer, yani çinekop ve sarıkanat. Bunlar yenilmiyor, zira yumurta bırakmamış balık onlar. Ne zaman ki lüfer, lüfer oluyor, yani 24 cm+, o zaman yumurta bırakabilecek olgunluğa geliyor ve o zaman biz sadece yumurtlama zamanı yemiyoruz. Onun haricinde keyifle tüketebiliyoruz.

2- Geçen yıl mesele santim meselesiydi? Ne oldu da bu yıl böyle oldu?
Hala cm meselesi! Her balığın yumurta bıraktığı bir yetişkinlik boyu var. Balıklarda bu cm ile tarif ediliyor. Mesela lüfer 24 ila 26cm arasında ulaşıyor yumurta bırakacak erişkinliğe…

3- Çinekop, sarıkanat yemesek ne kadar zaman sonra lüferimiz olacak?
Çinekop ve sarıkanat yememek demek, onların lüfer olup yeni lüferlere yumurta bırakabilmeleri demek.. dolayısıyla bugün de yarın da lüfer yiyebiliriz. Lüfer, yani 24 cm ve üstü boyda lüfer. Ama 3-5 yıl hiç çinekop ya da sarıkanat yemesek lüfer popülasyonunda ciddi bir artış olur ve soyu tükenmekten kurtulur..

4- Sonra o lüferi bir daha kaybetmemek için ne yapmak lazım?
Mesele tümüyle sürdürülebilirlik! Öncelikle lüferin üreme fırsatı bulması lazım. yani yumurta bırakacak boya gelmeden avlanmaması! e, bunun için de yasal düzenleme ve takip gerekli. “İstanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın!” kampanyası da tam bu derdin peşinde: balıkçılığın anayasasında 14 cm olan lüfer avlanma alt limitinin 24 cm’e çıkartılmasına çalışıyoruz. Bu amaçla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na yapmadığımız başvuru kalmadı. 8. ayındayız kampanyanın ve bu yasal düzenleme tamamlanmadan da pes etmeyeceğiz.

6 Comments

Add yours
  1. Zeynep Erdim

    kadıköy çarşısındaki balıkçılar çinekop ve sarıkanat satıyorlar ve lüfer mevzuu açıldığında çok sinirleniyorlar.

    bu arada barbun sever olarak üzülerek söylüyorum ki hamsi kadar barbun da satıyorlar.

  2. yaşın

    Balıkçılar sinirlenmekte haklı.Kimki sattığı ürününe karışırsanız doğal olarak tepki gösterir.Mesele bizlerin kararlılığında.Siz bir balıkçının önünde bu bebek balıkları yersek nasıl büyüyecekler ve nasıl devamı gelecek minvalde bir konuşma yapıp ve asla çinekop yada sarıkanat almama kararlılığını gösterebilirseniz ve her gün sonunda onun tezgahındaki diğer balıklar satılırken onlar kalırsa bir süre sonra o da düşünecek ve ben artık bu balıkları almıyayım ve de satmıyayım diye.Yapmamız gereken bence sadece bu.

  3. Defne Koryürek

    yaşa Yaşın! aynen! biz almasak yeter zaten :)) balıkçıya kızmak, hükümete ilenmek yerine kabahatin biraz da bizde olduğunu bilmemiz, ona göre alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve dönüşmemiz yetecek aslında…

  4. Uluc Kecik

    Ortmenim luferin yumurtalama donemini ne zaman?
    Burada mesele cinekop veya sarikanat yememek kadar ureyebilen olgunluktaki baliklari da tuketmemek gibi gorunuyor. Sonucta onlar olmazsa cinekop da olmuyor ya.
    Sanki yeni bir mono kultur yaratmamak lazim -sadece lufer tuketmek gibi.
    Buyuguyle kucuguyle bu familyayi bir sure rahat mi biraksak?

  5. Defne Koryürek

    sevgili Uluç bey,

    olmaz değil, o da olur. ancak… balıkçıyı kim doyuracak? zira denizlerimizde balık kalmadı!

    bir açıklamada Marmara’nın 150 tür balığından 5-6 tanesinin kaldığı belirtilmişti. e, düşünsenize, Marmara bir yana (lafın gelişi) Boğaz’da bile ne uskumru kaldı, ne kolyos ve ne de orkinos (40 yıl önce istanbul Boğazı’nda orkinos vardı, ne “fantastik” geliyor şimdi, di mi?)

    peki, bu “yok”lıkta Boğaz ve Marmara balıkçısı ne tutacak da evini geçindirecek? ciddi borçları olan 3000 balıkçıyı destekleyecek parayı hükümet mi çıkartacak bütçeden? keşke… ama zor.

    çözüm bir türü korurken başkalarına zarar vermeyen bir çözüm olmalı. “üreme boyu”nu ölçü almak, avlayabilmek ama bunu koruyarak yapmak… önemli.

    buna ek olarak avlanma yasaklarını genişletmeye de çalışıyoruz, biliyorsunuz 2010 av mevsimi 15 Nisan’da başlamıştı (2009 yanılmıyorsam 1 Mayıs’da başladığı halde)

    böyle…

    dilerim açıklayıcı olmuştur,
    D.

+ Leave a Comment