#Cannes2015 Günlüğü -3-: ”Bu Göçmenler Festivalimizi Berbat Edecekler!”

#Cannes2015 Günlüğü -3-: ”Bu Göçmenler Festivalimizi Berbat Edecekler!”


IMG_8196Fransa’nın güneyinde, Akdeniz kıyısında bulunan minik Cannes şehrinde Demir Çağı’ndan beri insanoğlu hüküm sürüyor. O zamanki nüfusu kesin olarak söylemek zor ama şu anda Cannes’ın yerli nüfusu 70bin kişi. 1939’da ilki gerçekleştirilecekken II. Dünya Savaşı meşguliyetiyle ancak 1946’da başlayabilen ve artık şehrin simgesi olan Cannes Film Festivali’nin 67.si sırasında Cannes şehri nüfusu 180bin kişiye çıkmıştı.

Gelen 180bin kişinin menşei dünya çevresinde 120 ülkeye yayılıyor. (Görünmez uzaylıların da festivali izlediğine dair inanışlar var.) Bu ülkelerden festivale katılarak ülkelerine festival haberlerini, festivalde yer alan filmlerin eleştirilerini, kırmızı halı görüntülerini, ünlülerin dedikodularını aktaran gazetecilerin sayısı 5bin. 

Çok sayısal bir giriş oldu. Nedeni başka sayılarla açıklayarak festival konusundan uzaklaşmadan önce festivalle alakalı gerçeklere göz atmak isteyenleri !f #Cannes2015 günlüklerine (‘#Cannes2015 nedir, ne değildir?’ ile ‘film marketi ve bazı #Cannes2015 dedikoduları’) yönlendirelim.

Cannes iyiydi, hoştu, o kırmızı halı senin bu gala benim takılırken karşıma Charlie Hebdo’nun alttaki karikatürü çıktı. (Charlie Hebdo geçtiğimiz Ocak’ta 12 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya uğrayan Fransız haftalık satir dergisi)

15 - 1

FESTİVALİMİZİ BERBAT EDECEKLER!

Bu akdenizli bit torbaları ya Cannes’da boğulsaydı?’’

Tam bir uyanma çağrısı! 

Aklım Cannes sokaklarından Akdeniz sularına kaydı. İyi de oldu, burada her şey o kadar lüks ve güzel ki tüm dünya huzur ve refah içinde yaşıyormuş sanrısına kapılmak çok kolay. Biraz gerçeğe dönmekte fayda var.

Migrants_sinking_s_3273325b19 Nisan 2015 günü Libya açıklarında batan geminin içinde 900 insan öldü. Bakın göçmen değil, Afrikalı değil, insan. Bu insanlar kurtarılabilirdi. Hatta bu insanlar o yola o şekilde çıkmak zorunda kalmayabilirdi. Fakat hepsi öldü. Ölmeye de devam ediyor. 2015 yılında bugüne kadar göç sırasında ölen insan sayısı 2014’te ölen insan sayısının 10 katına ulaştı. Ve yılın henüz ortasındayız… (Konuyla ilgili daha detaylı bir yazı Cannes başlamadan hemen önce !f blog‘daydı.)

2013 yılında dünyada göç etmiş veya göç etmekte olan insan sayısı toplamda 232 milyonken bu sayının 2015 sonunda 800 milyona yaklaşacağı tahmin ediliyor. İnsanlar birçok sebepten göç ediyor. Şanslı olanlar pasaportlarını kullanıyor, şanssız insanlar da gemilerin ambarlarında, kamyonların kasalarında, yük trenlerinin vagonlarında saklanarak gideceği yere gidiyor.

Benim Fransa’ya gitmem hiç zor olmadı. Bu sefer bir de Cannes Film Festivali’ne gideceğime dair Fransa Konsolosluğu’nun verdiği kağıt vardı ve iki gün içerisinde bir sene geçerliliğe sahip bir vize kağıdı pasaportuma yapıştırıldı. Festivale gelen diğer yüzbinlerce insanın da çok zorlandığını sanmıyorum. Vizeleri aldık, havaalanına gittik, olan sıradan şikayet ettik, uçak giderken biraz sarsıldı, ürktük, uçak indi ve yolculuk aklımızdan gitti.

Dolaşmak, hayaller kurmak, taşınmak, tanışmak, yeni bir hayata başlamak ya da eskisine geri dönmek bazı insanlar için bakkala gitmek kadar kolayken, aynı dünyada yaşayan bir diğer insanlar için ölüm demek olabiliyor. 

3825610943Bu yüzden Cannes’la ilgili bu son yazı Cannes’la ilgili değil. Cannes’ı izleyen 5bin gazetecinin ürettiği milyonlarca içerikle gözümüzü Cannes’a bulayan medya, bundan 1 ay önce deniz insan kanına bulanırken kılını kıpırdatmayan ve ‘paran ya da yetkinliğin yoksa gelme’ diyerek insanca seyahat etme hakkını insanlardan alan ‘gelişmiş’ devletlerin hatalı politikalarını 5bin kez haber yapmadı. Hep güzeli gösterme ve hep güzele bakma içgüdümüz insan kardeşlerimizi ölüme sürüklüyor. 

Türkiye’de yaşayan 1.9 milyon Suriyeli insan var. Aralarından şanslı olanlar onlarca kişinin bir arada kaldığı küçük odalarda, şanssız olanlar ise sokaklarda yaşıyor. Her gün sokaklarda, meydanlarda oynayan küçük çocuklar eğitim görme hakkından mahrum, yeni geldikleri şehirleri kendi gözleriyle anlamlandırmaya, olan biteni algılamaya çalışıyor. Bu insanlar kısa bir süre sonra buradan gidecek gibi görünmüyor; umalım ki evlerine dönmek için şartlar düzelsin ve Suriye’de savaş sona ersin; ancak öyle olsa bile kalmayı seçme hakları olabilmeli. Çalışma, okuma, Türkiye’de yaşama hakları olabilmeli. Sadece Suriye de değil, Afrika, Orta Doğu, Uzakdoğu’dan ve her yerden gelen insanlar için de bu geçerli.

7 Haziran’da seçime gidiyoruz. Partilerin göç ve göçmenlerle ilgili politikalarını inceledik mi? İstanbul ve Türkiye için yeni bir durum olsa da (her ne kadar İstanbul kozmopolit bir şehir diye ezberletildiyse de, bu yurtiçinden gelen insanların etnik çeşitliliğiyle sınırlı kalıyordu. İstanbul artık yurtdışından da hatrı sayılır göç alan bir şehir ve yeni gelen insanlara nasıl davranacağımızı ev sohbetleriyle belirleyemeyecek kadar kalabalığız bu şehirde.) Beş sene sonra ‘göçmen’ sayıları artıp gerçekten kozmopolit bir İstanbul’da yaşadığımızı öngördüğümüzde karşımıza çıkan fotoğraf; kaotik, insanların birbirinden nefret ettiği bir şehri mi (şu anda Suriyeli ve Afrikalılara karşı git gide artan ırkçı sokak söylemleri bunun sinyallerini veriyor), yoksa insanların birbirinin kültürünü tanımaya, anlamaya çalıştığı, beraber çalıştığı, yaşadığı, farklılıklarıyla büyüyen ve gelişen bir şehri mi yansıtacak?

Buna karar vermek demokrasinin elinde. Ancak önce bir göz atmak lazım, size kolaylık olsun diye altta seçime katılacak siyasi partilerin bildirgelerinde ‘göç’ kelimesini aradım ve HDP, CHP ve AKP’nin göç politikalarını aynen yapıştırıyorum. Sadece bu konuyla alakalı vaatlerini karşılaştırmak ilginç; hepsinin konuya yaklaşımı, olaya ve dünyaya nereden baktıklarını da güzel ortaya koyuyor diye düşünüyorum. Karar vermeden önce bildirgelerin tamamını da teker teker okumakta fayda var, onların da linki aşağıda. 

HDP Seçim Bildirgesi

CHP Seçim Bildirgesi

AKP Seçim Bildirgesi

Kaynaklar:

– Cannes by the numbers

World migration figures

Migration Policy Institute

 Sevgiyle…

+ There are no comments

Add yours