Bugün büyüteçlerimiz elimizde etiket avcılığı yapıyoruz


gdo1

.

“Ne Yersek Oyuz”
Fikir Sahibi Damaklar

Slow Food Hareketinin Türkiye’deki en aktif topluluğu Fikir Sahibi Damaklar ekibi tanıştıktan sonra en başta bize büyüteçlerimizi dağıtarak öğle üzeri seri bir şekilde Fitaş’ta yerlerini aldı.  Bugün kendilerinden önemli şeyler öğreniyoruz:

Gen Aktarımlı Canlılar yani genetik müdahale yöntemleriyle genetik yapısına bitki, bakteri, virüs vb. herhangi bir başka canlıdan alınan gen veya genlerin aktarılmasıyla elde edilen yeni organizmalar, bilimkurgu filmlerde denk geldiğimiz bir fantazi olmaktan çıkalı uzun bir süre olmuş. Dünyada üretiminde GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) yöntemi kullanılan 4 önemli tarım ürünü varmış ki bunlar her gün neredeyse her öğün yediğimiz işlenmiş gıdaların hemen hemen hepsinde şu veya bu şekilde varmış. Bu dört bitki: Mısır, Soya, Kanola ve Pamuk.

Yani hiç farkında olmadan sevdiğimiz insanlara çikolata, sakız, meşrubat veya bira şeklinde GDO’lu bir ürün yedirmemiz işten bile değil. Burada Fikir Sahibi Damaklar bir ayırım koyuyor ve diyor ki: Gerçek gıda dediğimizin içinde GDO ya da katkı maddesi bulunmaz, bunu artık hepimiz biliyoruz ama market rafları arasından gerçek gıdayı seçmek kolay değil. Bunun için de bizimle paylaştıkları kısa bir listeleri var. Hepimiz çok kolay takip edebiliriz.

buyutec-Raftaki içime sinmeyen, anlayamadığım şeye dokunmam.
-Ne yerim, ne yediririm.
-Satın alırken “Nereden?”, “Kimin?” diye bakarım.
-Ne kadar yakından geliyorsa o kadar tazedir.
-Herşeyin bir mevsimi vardır.
-Pakete kanmam, etiketini incelerim.
-Paketlenmiş gıdanın üstünde organik, katkısız ya da GDO’suz yazanını seçerim.

Gıdanın raf ömrü uzarken bizimki kısalmasın. Paramızı gerçek gıdaya yatırdığımızda gıda taklidi yapan ürünlerin karlılığı düşecek, üreticilerine zarar olarak geri dönecek ve üretimi cazip olmaktan çıkacak. Burada da kilit nokta bizleriz.

1 comment

Add yours
  1. cagri

    Kolay gelsin sizlere yeni orta sınıf kentliler, fikir sahibi damaklar. Tabii yukarıdaki listeleri herhalde bir yandan yoksulluk sınırı altında yaşayan ücretliler, öğrenciler ve mülksüzler için geçerli değil… Çünkü onlar sadece “ucuz-naylon-junk yiyecek” yiyebildikleri için “ucuz” sınıflar olabiliyorlar. Çarşaf çarşaf işsizlik ve yoksulluk haberleri altındayken bu tarz otistik bir aktivizmi aklım almıyor-alamıyor. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim food inc.’i beğenmedim, sebebi ise tamamen amerikalılar için çekilmiş olması, evet belki biz de aynı geleceği yaşayacağız/ yaşıyoruz belki de, ama olmamış oturmamış birşeyler var bakış açısında. Yani organik ürünün metalaşması- bir sembolik değer haline gelmesi olağan birşey gibi gösterilmiş. Oysa ki bu bakış açısından kendi tuzaklarına düşüyorlar. Bir gün -ki çok yakın- organik üretiminde tröstleşebileceği gerçeğini görmezden geliyorlar.

    Bu konuda çok daha çarpıcı birşeyler izlemek isteyenlere tavsiyem 2005 yapımı Avusturya yapımı belgesel unser täglich brot – our daily bread…

+ Leave a Comment