!f blog chats: EMIKA

!f blog chats: EMIKA


!f insanlarıyla sohbet ettiğimiz ‘!f blog chats’e hoşgeldiniz. Önceden hazırlanılmış sorularla yapılan ciddi röportajlardan değil bunlar. Birlikte biraz dolanıp baya ‘first date’ halinde birbirimizi tanıdığımız muhabbetler daha çok. Öyle okuyalım.

Emika The Hall'da soundcheck yapıyor, henüz benden haberi yok.

İlk karşılaşma: Emika The Hall’da soundcheck’te.

!f music Açılış Partisi’nde !f’çileri dans pistine hapseden Emika ile ilk ‘!f blog first date’ine çıktım. Emika parti günü soundcheck için The Hall’e geldiğinde buluştuk, ardından İstiklal’de biraz gezinerek nostaljik tramvayın önünde Emika’nın fotoğrafını çekip babasına gönderdik ve sonra Ara Cafe’ye oturduk. Meğer beş sene önce Babylon’da çalmak için İstanbul’a geldiğinde babası yanındaymış ve tramvaya hasta olmuş. (Neden diye sormadım, ilk date’in ilk anlarında çok meraklı davranmak istemedim, sonradan açılıyorum genelde.)

Partinin heyecanıyla dans etmekten konuşmaya başladık. ‘İnsanlar neden dans eder?’ sorusu çıktı ortaya. Bana göre dans etmek en güzel felsefe şu hayatta; hislerini vücudunla dışavurabilirken sözcüklere ne gerek var… Peki Emika ne düşünüyordu? Sence insanlar neden dans etmeli Emika?

Çünkü biz insanız. Bütün gün ofiste oturmak için programlanmadık ama artık bu oturma hali normalleşti. Aslında yürüyen, yaşayan, koşan, atlayıp zıplayan canlılardık ama artık bunu unuttuk. Bu yüzden dans etmek müthiş; çünkü vücudunun içine giriyorsun dans ederken… Aklın ile ayaklarına, bacaklarına bağlanabiliyorsun. Ertesi gün kaslarındaki ağrıyla uyanıp bütün gece dans ettiğini hatırlamak için bile değer.

Ben evde müziğin sesini sonuna kadar açarak bile olsa haftada bir kez sabaha kadar dans etmeden devam edemiyorum hayata. Sen hep insanları dans ederken izliyorsun dj kabininde, sen de dans etmeye çıkıyor musun arada?

Çıkıyorum tabii ki. Ama son zamanlarda kendimi baleye kaptırdım. Komik gelebilir ama evde gizlice bale yapıyorum. (gülüyor) İnanılmaz iyi bir egzersiz yöntemi bale. Her seferinde boyumun ve özellikle kollarımın uzadığını ve güçlendiğimi, en çok da içimde güçlendiğimi hissediyorum. Yıllarca spor salonuna gittim ama hiç güçlendiğimi hissetmedim, bu yüzden bıraktım. Bu yüzden artık bale yapıyorum, arkada Mozart gibi çok tatlı müzikler takıp evde gizlice bale yapıyorum. O kadar iyi geliyor ki…

O bale diyince benim aklıma serbest çağrışımla Pina Bausch geldi ve !f 2015’te Bir Gün Pina Dedi Ki‘yi göstereceğimizi söyledim, çok heyecanlandı ve sohbet sinemaya kaydı. Onda en büyük etki bırakan filmi merak ettim. ‘Guilty pleasure’ kontenjanından senede bir kez Godfather üçlemesini üst üste izlediğini itiraf ederkenki çekingen haline dağıldım; zira benim üçüncüyü izlemeye kalbim elvermese de ilk iki filmi onun gibi senede bir kez ben de izliyorum.

IMG_5233

Godfather’ın üzerimizdeki bu tanımlayamadığımız etkisini tartışırken daha önce anlatılmaya cesaret edilemeyen hikayeleri dinlemenin büyüsüne odaklandık. Bunun üzerine !f istanbul’un bağımsız filmlerinden bahsederken buldum kendimi. Emika’nın ‘bağımsız filmler’ dediğimde gözlerinin büyüdüğünü görünce sohbeti ciddileştirip flörtümüze ket vuracağını bile bile sordum: Senin için bağımsızlık, bağımsız sanat üretimi ne ifade diyor?

Bağımsızlık bana göre çok geniş bir kavram olsa da özünde sanırım güç ve yaratıcılıkla ilgili. Bence kalbini dinleme gücüne sahip olan insan bağımsız olmak zorunda. Bu insanlar için başka bir yol yoktur. Tamamen güç, yeti ve kendi gücüne inanmakla alakalı. Sanat üretimine gelecek olursak, bence bağımsız olmadan da müthiş sanatsal işler çıkarmak mümkün, bu tür ticari sanat örnekleri çok, ancak bir sanatçının ticari işler yaptığı sürece içinde hep bir seviyede mutsuz olacağına inanıyorum. O şekilde çalışarak iç huzura ermek mümkün değil bana göre. 

Kapattığımız kahve fincanlarının içine bakamadan ayrılmak durumunda kaldık. Son sorunun ve Emika’nın cevabının yankıları devam ede dursun, ikinci bir ‘date’ yapacağımıza eminim, galiba, yani iyi geçti bence. Siz ne dersiniz?

ps. !f music Açılış Partisi’nin nasıl geçtiğini de şu video‘yu izleyerek görebilirsiniz, sırada 13 Şubat !f istanbul Açılış Partisi var, bu sefer Be Svendsen ve Discodromo Kloster’da sahnede olacak!

+ There are no comments

Add yours